Suriye, Türkiye, ABD


22.2.2018 - Bu Yazı 785 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara ile Vaşington’un Esat'sız Suriye konusunda fikirdaş olduklarının altını çizebiliriz. Hem toprak bütünlüğüne bağlılık var, hem istikrar getirme amaçlı Suriye toprağının üzerinde oturma. Ne zamana dek? Geçiş süreci tamamlanana yani Esat gidene dek. Bir de mart ayı ortasını geçmeden faaliyete geçecek şu “sonuç odaklı mekanizma” var. Ben o “mekanizmayı” zaten işte diplomasinin kendi bilirdim, demek değilmiş.

Türkiye ile Almanya ortak tank üretiminde uzlaştı, Deniz Yücel hapisten çıktı, özel uçağa bindi gitti. Türkiye-ABD Esat’sız Suriye’ye geçilene dek ülke yüz ölçümünün yüzde otuzu üzerinde oturmaya devam edecek. Ucu ABD’ye dokunan Suriye-Türkiye husumetinin tarihsel kökleri derinde. PYD, Şam ile Afrin’i savunmak konusunda anlaşmışa benzer, bu da Türkiye-ABD uzlaşısının “görüldüğünü” anlatıyor. Rusya’nın uygulanırsa olası PYD-Şam uzlaşısı dışında olması pek gerçekçi gözükmüyor. ABD-Türkiye “mekanizmasına” yanıtları, Afrin’in yanı sıra Türkiye’ye Idlip’ten, ABD’ye güneybatıda Suriye-İsrail sınırından gelebilir. Cenevre’ye karşı Astana’nın tahkim edilmesi, Astana’nın da Soçi’de Kürtlerin katılımıyla yedeklenmesi beklenebilir.

Türkiye ile ABD arasında PKK ile mücadele üzerinden Suriye ve Irak siyasetlerindeki ayrışmaya indirgenemeyecek, daha temel, daha keskin bir ayrışma hatta kopuş söz konusuydu. Bu ayrışmayı diri tutmak Rusya’nın çıkarına. McMaster-Kalın ile Mattis-Canikli görüşmeleri ve nihayet Tillerson’un Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabulüyle bu nihai kırılmanın şimdilik önüne geçildi. Bu temaslar zincirinin, talep Vaşington’dan gelmek suretiyle, Başkan Trump’la Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşecek bir telefon görüşmesiyle taçlanması gerekirdi. Onun yerine sanırım “mekanizma” ikame edilmesiyle yetinildi.

Ortak açıklamanın hukukun üstünlüğü kısmı vitrin süsü zaten. İki ülke Dışişleri Bakanları yan yana kameraların karşısına geçip, hukuk devletinden söz ederlerken, Altan biraderler ve sair yazarlara ağırlaştırılmış müebbet verildi. ABD’nin Türkiye’de demokrasiyi umursamadığını biliyoruz. Onu geçelim. Ankara ile Vaşington’un Esat’sız Suriye konusunda fikirdaş olduklarının altını çizebiliriz. Hem toprak bütünlüğüne bağlılık var, hem istikrar getirme amaçlı Suriye toprağının üzerinde oturma. Ne zamana dek? Geçiş süreci tamamlanana yani Esat gidene dek. Bir de mart ayı ortasını geçmeden faaliyete geçecek şu “sonuç odaklı mekanizma” var. Ben o “mekanizmayı” zaten işte diplomasinin kendi bilirdim, demek değilmiş. “Ortak Çalışma Grubu” demeli belki.

Bu arada Bush-Cheney döneminin çetin cevizlerinden John Hannah da ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi atanıyor. (Ankara’ya da ABD büyükelçisi halen bekleniyor.) Herhalde Hannah bu mekanizmanın bir yerinde oturacaktır. IŞİD’le mücadelenin eşgüdümünden sorumlu McGurk’le Ankara geçinememiş, adı geçen neredeyse “istenmeyen kişi” olmuştu. Tanıdığım kadarıyla Hannah ile AKP yönetiminin dalga boylarının tutma olasılığı sıfır. İlaveten, ortak açıklamayı “DAEŞ, PKK, El Kaide…” diye okurken, devamında içinizden “vaypici, peyede, kaceka…” diye terennüm etmek geliyor sizin de muhtemelen. Ama ortak açıklama “ve diğer terör örgütleri” diye birden patika yola sapıyor o noktada. Demek ki bu da ABD kaleminin silgi ucu.

Tabka’yla birlikte ABD destekli SDG’nin Fırat’ın batısında denetimindeki iki yerden biri olan Münbiç’teyse bir yerel askeri meclis var. Münbiç Kuzey Suriye Federasyonu’nun yani kantonal yapılanmanın kağıt üzerinde parçası değil. Buradan YPG/YPJ’nin ayıklanması mümkün. ABD Özel Kuvvetleri’yle doğrudan irtibatı sağlayacak ve çatışma olasılığını kaldıracak minimal bir TSK biriminin sahada konuşlanması yahut iletişim hattı kurulması üzerinde mutabakat sağlanabilir. Münbiç’in ABD açısından stratejik değeri olduğunu artık en yetkili ağızlardan öğrendik. Mezkur “mekanizmanın” en kritik sınavı bu olacak herhalde.

TSK’nin dolaylı yahut doğrudan denetiminde bulundurduğu Fırat Kalkanı cebinin yüz ölçümü yaklaşık iki bin kilometrekare. İlhak veya işgal terimlerinden bilinçli biçimde kaçınmakla birlikte, İçişleri Bakanı Soylu’nun Fırat Kalkanı cebinde “üç kaymakamımızın görev yaptığına” dair açıklamasını dikkate almak zorundayız. İçişleri Bakanı’nın söz konusu açıklamasının yaratabileceği diplomatik sıkıntıları gözardı ettiğini varsaymak durumundayız. Tava sapı gibi Minnag Havaalanı ve Tel Rifat uzantısı dışarıda bırakılırsa Afrin mıntıkası dört bin, İdlip’in Astana’daki çatışmasızlık bölgeleri bağlamında gözlem noktaları kurduğumuz kabaca M-5 karayolunun batısında kalan bölümü ise beş bin kilometrekare büyüklüğünde.

ABD’nin ise SDG dolayımıyla denetlediği Fırat’ın doğusu ile Münbiç ve Tabka eklerini içeren bölge ise Suriye’nin toplam yüz ölçümünün yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor ve büyüklüğü kırk altı bin kilometrekare civarında. Güncel haritaya bu gözle baktığımızda, NATO müttefikleri ve Koalisyon ortakları ABD ile Türkiye’nin “hasım” Esat’ın yüz seksen beş bin kilometrekarelik Suriye’sinin kuzeyini birbirlerine sınırdaş biçimde ve görülebilir gelecek için elli yedi bin kilometrekare “tıraşladığını” görebiliriz. Esat’ın Şam’ı bu yolla hem Irak hem İran’dan ötelenmiş oluyor. Esat’ın PYD ile anlaşarak Afrin’e geri gelmesi bu “tıraşa” da yanıt oluşturuyor.

Türkiye ile Suriye’nin “husumeti” daha Hatay’a ve Soğuk Savaş dönemine uzanıyor. Özellikle 1980’li yıllara geri gittiğimizde, Hafız Esat PKK’ye destek verdikçe, Ankara’nın da askeri idare döneminde dahi Müslüman Kardeşler’e el verdiğini görüyoruz. Örnekse, Doç. Dr. Behlül Özkan, gizliliği kalkan 1983 tarihli bir CIA belgesinde 1982 Hama MK ayaklanmasına ülkemizden giden destek hatlarını Yayladağ, Reyhanlı ve Kilis olarak belirtildiğini ArtıTV’de 14 Şubat günü yayımlanan Dünya Ve Biz programımda paylaştı. O dönemde Esat’ın SSCB himayeli Arap milliyetçiliği karşısına, Ankara’nın ABD destekli siyasal İslam’ı çıkardığı anlaşılıyor.

Sakarya’da üst düzey bir IŞİD yöneticisinin Irak ve Türkiye istihbarat teşkilatlarının ortak çalışmasıyla yakalandığı haberini de bir kenara yazalım. Zira Fırat’ın doğusuna ABD’yi hedef alarak bir TSK harekatı olası olmasa da, Suriye’nin de doğusunda Irak var. ABD’nin bir “ikramı” da Şengal’de olabilir. Hatta geçtiğimiz günlerde Kuveyt’te toplanan Uluslararası Irak Yeniden İmar Konferansı’nda Bağdat’a açtığımız beş milyar dolarlık kredi de bu “açılımın” bir parçası olarak görülebilir. Bu olasılığın karşısına Türkiye’nin “Pakistanlaşması” ve o ters “L” şeklinde Suriye’nin kuzeybatısını kaplayacak “tampon” yahut “gri” bölgenin “Peşaverleşmesi” gibi bir kötü senaryo ihtimalini koyabiliriz.

Evimize dönerek son noktayı koyarsak, Sayın Başbakan veciz konuştu: “Çözüm, çözüm. Çözüm yok kardeşim.” Bence de durum böyle, katılıyorum. Demek ki bir müddet daha “Yugoslav faulleriyle” oyunu sürdürmeye devam edeceğiz. TBMM’de temsil edilen üçüncü partinin eş genel başkanı Sayın Demirtaş’ın ise duruşmasında dile getirdiği doğrusu çok özgün (!) bir önerisi var: “Kürtlerin çıkışı Türkiye ile işbirliğindedir. Türkiye’nin çıkışı Kürtlerle işbirliğindedir.” Şam’ı ve Suriye Kürtlerini daimi tehdidin, ABD ile Rusya arasında sıkışmayı da daimi kılması mukadder.

*Yanlış anlamanın önüne geçmek kabilinden not düşmek istedim: Sayın Deniz Yücel’i IMC TV’nin önce Türksat’tan atılma sonra kapatılma dönemlerinde Eyüp’teki stüdyoda tanıma fırsatım olmuştu. Özgürlüğüne kavuşması sevindirici, geçmiş olsun.

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8