Irak Kürdistanı diye bir yerde


8.3.2018 - Bu Yazı 609 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Irak’ta 12 Mayıs’ta seçim var. Seçim öncesinde Bağdat-Erbil ilişkileri yine dondu. Kürt vekillerin çekildiği meclis toplantısında IKB’nin bütçe payı düşürüldü. Erbil ve Süleymaniye havaalanlarının uluslararası uçuşlara kapalı tutulması üç ay daha uzatıldı. Kürtler olmayınca, Ankara’nın siyasete etkisi Hamis Hançer, Nuceyfi Biraderler gibi son kullanma tarihi çoktan geçmiş malum zevattan müşekkel listeyle sınırlı.

Sahi Irak Kürdistanı diye bir yer vardı. Hani ne denir herkes bilmemkaç saniyeliğine şöhret olacakmış ya. Aciz bendeniz de kendi küçük memurluk dünyasının kısa şöhret devrini Erbil Başkonsolosluğu görevindeyken yaşamıştı. “Ne günlerdi” diye anılara mı dalsam? Yok. İstifa edeli haziranda beş yıl olacak. Hani “Deli Aşk” filminde psikanalist rolündeki Cem Yılmaz “biz kime gidelim” diye dert yanıyor hastasına. Benim de değerli okurumla öyle hasbıhal edesim geliyor. Deneyelim.

Modelin güzelliği şuradaydı: Türkiye’nin güneydoğusunda büyük acılar yaşanmıştı. Kürt sorunu tüm giriftliğiyle ve yaşanan can kayıplarıyla orta yerde duruyordu. 1993-2003 iki Körfez Savaşı arası on yılda TSK Kuzey Irak’a sayısız harekat yapmış, hatta girip yerleşmişti. 4 Temmuz 2003 Süleymaniye çuval vakası cereyan etmişti. Tüm bunlara rağmen irili, ufaklı (Kürt veya değil) tüccarlarımız, müteahhitlerimiz Irak Kürdistanı’nda iş yapmaya devam ediyordu. Neden? Çünkü iyi para kazanıyorlardı.

Bu diplomasi modeli, işadamlarının yolunu açmaya değil, onların açtığı yoldan yürümeye, onların canlı tuttuğu ilişkilere resmi çerçeve kazandırmaya dayanıyordu. Üstelik, daha önce de pek çok belirttiğim üzere, dönemin başbakanı Erdoğan’ın siyasi iradesi olmasa Erbil’de başkonsolosluk, karar alınıp Kasım 2009’da Bağdat’ı ziyarette duyurulduktan sonra, Mart 2010’da açılamazdı. Yine siyasi irade olmadan ilişkilerde yol da kat edilemezdi. Efendim samimi miydi? Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Bizim hariciye ocağında herkesin kendinden menkul bir derin tarih bilgisi vardır da, coğrafya (ve topografya) genelde sallanmaktadır. Örnekse, Ankara’dan arabaya atlasanız “o eski ihtişamın” serhat şehri Belgrad’a 1391 km (1152 km kuş uçuşu), Erbil’e 1412 km (1060 km kuş uçuşu) yani aynı uzaklıkta olduğumuzun pek ayırdına varılmaz. Aynı bağlamda mesela Midilli’ye, Sakız’a, Samos’a, Kos’a, Leros’a, Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçer gibi gidilebileceğini idrakten de biraz yoksunuzdur.

Ankara’da tarih ve hukuk hariciyeden, coğrafya ve topografya askeriyeden sorulur. Diplomatın cilalı mokaseni halı kaplı salona basar, askerin tozlu postalı toprağa. Akçeli işler ise kimseden sorulmaz, akçeli işler müesses nizam çemberinin dışına düşer. Akçeli işe hükümet bakar. Günümüzde en büyük akçe malum enerjide. Enerjide dışa bağımlıyız. En fazla da Rusya ve İran’a. Bakınız, Cumhurbaşkanı’nın son Afrika turu kapsamında Cezayir’de Rönesans ve Bayegan, SONATRACH ile Yumurtalık’a 1 milyar ABD Dolarlık petrokimya tesisi yatırımı anlaşması imzaladı.

Bakanlık mandarinlerine Erbil’e gitmeden son talimatlarını almak üzere veda ziyaretleri yaparken bir Müsteşar Yardımcımız “diğerleri ne derler bilmem, benim için haritadaki en önemli yere gidiyorsun” demişti. Ve eklemişti: “Bu fırsatı da kaçırırsak hepimiz tarihe geçeriz -ama tersten.” Kastettiği ve bilahare ayrıntılarıyla izah ettiği, ülkemizin sıkleti ve haritadaki yeri göz önüne alındığında Irak Kürdistanı’nın Kerkük (en azından kuzey kubbesi Kurmala) dahil petrol ve doğalgaz yeraltı zenginliklerinin mutlaka bizim paydaşı olacağımız biçimde işletilmesiydi.

Bugün, Bağdat Kerkük’ü (Kurmala hariç) IKB’den “geri almış” durumda. Kerkük’ün ihyası işi uluslararası Britanya devi BP’ye verildi. Kuzey komşumuz Rusya’nın Rosneft’i ise IKB-Türkiye pterol boru hattının yüzde 60’ına sahip. Rosneft, IKB doğal gaz kaynaklarının işletilmesinde de öncelikli konumda. Bitmedi, BP de Rosneft’in yüzde 20 ortağı. Bağdat, eski Kerkük-Ceyhan boru hattının tamiri yerine paraleline yeni bir hat inşası için bugünlerde ihale sürecini başlatıyor. Bizim, TPAO/TPIC’in yanına IKB’de faaliyet için kurduğumuz, TEC “kağıttan kaplan” kaldı.

Irak’ta 12 Mayıs’ta seçim var. Seçim öncesinde Bağdat-Erbil ilişkileri yine dondu. Kürt vekillerin çekildiği meclis toplantısında IKB’nin bütçe payı düşürüldü. Erbil ve Süleymaniye havaalanlarının uluslararası uçuşlara kapalı tutulması üç ay daha uzatıldı. Kürtler olmayınca, Ankara’nın siyasete etkisi Hamis Hançer, Nuceyfi Biraderler gibi son kullanma tarihi çoktan geçmiş malum zevattan müşekkel listeyle sınırlı. IKB de bu defa dağınık: KDP ve KYB seçime, ortak liste yerine, ayrı ayrı girebilir.

Unutmadım: Kuveyt’te Irak’ın Yeniden İmarı Konferansı’nda 5 milyar ABD Doları yatırım kredisi de taahhüt ettik. Ekonomimizin haline bakıp, “bu kadar paramız varsa içeride neden kullanmıyoruz” diye “ayran-tahtırevan” yollu vızıldananlar oldu. Bunun üzerine, Bağdat’ın gözünün içine baka baka “ama 40 milyar kaldıracağız” dedik. Oysa IKB petrol ve doğal gaz zenginliğinin yaratacağı olası işbirliği olanaklarıyla karşılaştırıldığında bana göre “daldaki kuş-eldeki kuş” karşılaştırması geçerli.

Bir dönem yerli-yabancı uluslararası ilişkiler öğrencileri Türkiye-IKB ilişkilerini karşılıklı bağımlılık üzerinden yeni bir diplomatik çözüm modeli olarak inceleyen ve enerji işbirliğine vurgu yapan tezler yazıyorlardı. Bir dönem bizler kendi aramızda bazen coşup “1926 Ankara Anlaşması’nın rövanşını İngilizlerden aldık –hem de kendi diplomasi silahlarıyla” diyorduk. Geldiğimiz aşamadaysa, korkarım o değindiğim Müsteşar Yardımcımızın kehaneti gerçekleşti: Hepimiz tarihe geçmek üzereyiz. Kendi kendini gerçekleştiren kehanet deniyor galiba. Belki öyle oldu.

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8