Bir heyula dolaşıyor


12.3.2018 - Bu Yazı 572 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şuracıkta, yanı başımızda IŞİD’in canileri, eşcinselleri yüksek binaların tepesinden attı. İnsanları paletli araçlarla, silindirlerle ezdiler. Kafa kestiler. Kadınları, kız çocuklarını köleleştirip, eşya gibi alıp sattılar. Geçen yüzyıl olmadı bunlar, dün oldu. Şimdi de gökten ateş ve ölüm yağıyor sivillerin üzerine. Yine şuracıkta, yanı başımızda. Kana ve ölüme bağışıklı kazandık sanki. Boş gözlerle izliyoruz olan biteni.

İtalya seçimi, Almanya’da büyük koalisyon, Polonya, Macaristan, Rusya derken sanki Avrupa’da bir heyula dolaşıyor. Bir buçuk milyar nüfuslu Çin’de Şi’nin ömür boyu liderliği. ABD’de Trump’ın öngörülemezliği. Küresel olarak gelir dağılımındaki derin eşitsizlik. Kapıya dayanmış barbarlar, suyu geçip surları aşmaya çalışıyor. İçeri sızmış bünyeye yabancı birtakım unsurlar “site” hayatını tehdit ediyor. Sanki bu heyula elindeki uğursuz kampanayla demokrasinin ölümünü haber veriyor.

Visconti’nin klasik “Venedik’te Ölüm”* filminin baş karakterinin hali gibi. Ağır makyaj dökülüyor, saçın boyası alından çehreye akıyor, vücudu kemiren hastalık ilerliyor. Yeniden gençliğe geri dönmek olanaksız. Tarih zemini altımızdan kayıyor, bir çağ kapanıyor. Orta oyununu izliyoruz. Halbuki niyet bizim de katılımımızdı ortadaki bu oyuna, haydi bilemediniz temsil edilmemizdi. Tiyatro oyununa, temsil de demez miyiz?

Dirk Bogarde, “Venedik’te Ölüm”, 1971.

Şuracıkta, yanı başımızda IŞİD’in canileri, eşcinselleri yüksek binaların tepesinden attı. İnsanları paletli araçlarla, silindirlerle ezdiler. Kafa kestiler. Kadınları, kız çocuklarını köleleştirip, eşya gibi alıp sattılar. Geçen yüzyıl olmadı bunlar, dün oldu. Şimdi de gökten ateş ve ölüm yağıyor sivillerin üzerine. Yine şuracıkta, yanı başımızda. Kana ve ölüme bağışıklı kazandık sanki. Boş gözlerle izliyoruz olan biteni.

Yaşlı Avrupa’nın derdi de surlarını tahkim etmek. Sur içinde bıçaklı, kamyonla kalabalığa dalmalı eylemler yalnızca toplumu ürkütmüyor, toplumu çürütüyor da. Sur dibinde ise bizim muhafızlığımızdan memnunlar. Geleceğe dair bir anlatıları yok çünkü gelecek yok. Bu kafayla giderse geleceği olmadığı yalın gerçeğiyle yüzleşme anını öteliyor sadece Avrupa. Temsil deyince Brüksel ve Strazburg’daki devasa gri bürokrasi merkezlerini büyütmeyi tahayyül edebiliyor.

Ya ABD Başkanı Trump? O da Meksika sınırına duvar örmeyi saplantı haline getirmiş. Olmadı çelik ve alüminyumda yaptığı gibi gümrük duvarlarını yükseltiyor. Parmağı Kuzey Kore ve İran için sürekli tetikte. Yarın sabah uyanıp ne kararı alacağını en yakınındakiler dahi bilmiyor. Temsilciler Meclisi Teksas eyaletiyle seçim dönemine fiilen girdi. Eski FBI Başkanı Müller’in yürüttüğü soruşturmanın çemberi en tepeye doğru daralıyor. Bunlar da gerilimi artırıyor.

Bu olağan dışı depresif küresel durum zaten gülünesi hale indirgenmiş kendi küçük dünyalarımıza da gölgesini düşürüyor. Bizim üzerimize ilaveten bir de ülkemizin solunamaz, pekmez kıvamına gelmiş siyasal havası biniyor. Yarın ne olacak bilmiyoruz. Huston’un “Yanardağın Altında”** filminin uzun açılış sahnesindeki ayyaş konsolosun Ölüler Günü yürüyüşü gibi. Kah tebessüm ederek, kah sendeleyerek biz de sanki kendi yavaş çekim cenaze törenimizin içinden yürüyoruz bir uçtan diğerine.

Albert Finney, “Yanardağın Altında”, 1984

İşte heyula da böyle geziyor sanki buralarda. Ölümün heyulası, savaşın, baskının heyulası. Siyasete dokunmadan idare reformu olmuyor. Katılımcılık da, yerinden yönetim de ifade özgürlüğü güvencesi sağlanmadan. Bir esin kaynağı, bir çıkış aranıyor el yordamıyla. Akılcılık adı altında, yaratıcı hayal gücü tırpanlanıyor. Dijital dönüşüm, İngiltere İşçi Partisi’nde Corbyn veya İtalya’nın Beş Yıldız hareketinde katılımın, Çin’de, İran’da ise bireyi denetim altına almanın aracı olabiliyor.

Afrika’dan İtalya’ya ulaşmaya çalışan baldırı çıplak, umutlarından başka hiç bir şeyi olmayan insanlar. Atlantik’ten Hint Okyanusu kıyılarına dek 250 milyonu aşan bir Arap nüfus. Tüm bu nüfusun bir yılda bastığı kitaptan daha fazlasının yalnızca İspanya’da Arapça’dan çevrilip yayımlandığı bildirilmişti. Değerli akademisyen-gazeteci Soli Özel’in paylaştığı bir başka rakama göre Çin’in ABD’ye ihracatı tüm İslam ülkeleri toplamının yaklaşık üç katı. Demokrasinin, ifade özgürlüğünün vaziyetinden ise söz etmeye gerek dahi yok.

Biliyorsunuz Lowry’nin ayyaş konsolosu ayılamıyor filmin sonunda. Mann’ın profesörü de. Bizler ayılıp, “site” hayatını yeniden kurgulayabilecek miyiz? Kurgulayabileceksek hangi vadede? Bunun için ilk önce siyasi tartışma ortamında tam akışkanlık sağlamak gerekiyor herhalde. Yurttaşların homurtusu, karar alma düzeneklerine daha doğrudan katılmaya ilişkin. Dönemeci alamazsak, yol kenarındaki hendeğe yuvarlanacağız. Yeni bir “biz” kurgusu yaratmamız için heyulanın elindeki o uğursuz kampana vaktin daraldığını haber veriyor.

*Romanın yazarı Thomas Mann, ilk basım tarihi 1912.

**Romanın yazarı Malcolm Lowry, ilk basım tarihi 1947.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8