İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi


30.5.2018 - Bu Yazı 435 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ben manifestoyu yazanları cehaletle suçlamaktansa, dinlemek yanlısıyım. Laik cumhuriyet, bizimki veya (pek çok yönünü alıntıladığımız) Fransa’nınki olsun, tehdit altında. Temel soru özgürlükten yana olup, olmamak. Kültürel melezleşme, kapıları, pencereleri olabildiğince açmak, cumhuriyetin okullarında tüm çocukların insan yerine konularak kendi hayallerini gerçekleştirme, eşit yurttaşlar olarak topluma katılma odaklı eğitim almaları asıl konu.

Fransa’da aralarında Hassen Chalghoumi ve Ali Gassama gibi Müslüman din adamlarının da bulunduğu üç yüz aydın ve siyasetçi “Yeni Antisemitizme Karşı Manifesto” başlıklı bir bildiri yayımladılar. Metnin hariciyeci ağzıyla “işlem paragrafı” diyebileceğimiz bölümünde “Kuran’da Yahudi, Hristiyan ve inançsızların katline yönelik ayetlerin” ulema tarafından yok hükmünde ilan edilmesi çağrısı bulunuyor.

Manifestonun ülkemizde iktidar tarafından “haçlılar dinimize el uzattı, bu ne cüret!” biçiminde özetlenebilecek bir tepki görmesi beklenmedik değildi. Öyle de oldu, “yanıtsız bırakmayalım”, “bir vurana iki vurmazsan, ‘altta kaldı, zayıfmış’ derler” veya “reis yedi düvele kafa tutuyor maşallah” kafası gereğince, gereği düşünüldü ve yapıldı. Oysa konunun, terörizm tanımı, din ve siyaset ayrımı, toplum sözleşmesi tasarımı boyutları daha önemli. Ve üzerinde düşünmeye, konuşmaya değer.

Fransa epeydir bir dizi terör saldırısıyla karşı karşıya. Üstelik, bu terör saldırılarından önce başlamış ve bunlara koşut yürüyen, bunlarla örtüşen bir yeni anti-semitik saldırı dizisi de yaşıyor. Esasen, söz konusu manifestonun çıkış noktası da bu ikinci durum. Manifestoda, Yahudilere yönelik saldırıların Fransa’nın toplumsal dokusunu tahrip ettiğine vurgu yapılıyor. Bu vurgunun İslam düşmanlığıyla karıştırılmamasına da dikkat çekiliyor.

Siyasi tepkiler bir yana manifestonun entelektüel eleştirisini Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu yaptı. Sayın Hanioğlu ile bilgi yarıştırmak haddime değil. Ancak siyasal yaklaşım konusunda ayrılıklarımız var. Esasen tartışma ilahiyat değil siyaset temelinde yürütülmeli. Nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman ülkelerde Yahudi, Hristiyan yahut inançsızların halen yaşıyor oluşlarının ve İslam dininde Kuran tefsirini küresel biçimde kabul ettirecek Vatikan benzeri bir “otorite” olmayışının altını çizmek, manifestoyu tetikleyen sıkıntının varlığını ve nedenlerini yok saymamıza cevaz vermemeli.

Bizimki, metropol merkezlerinde toplu katliam boyutunda terör saldırılarının yaşandığı günlerin akşamlarında halkımızın çoğunluğunun popüler dizi ve şovları izlemeyi, ana haber bültenlerine yeğlediği bir ülke. Bizim terörle mücadele dediğimizi ise “isyan bastırma faaliyeti”, terörizm dediğimizi “kalkışma” olarak tanımlıyor NATO müttefiklerimiz –bile. TMK’daki tanımın Batı’da genelgeçer tanımlara ne denli uyumsuz olduğunu ise konunun uzmanı eski AİHM yargıcı (e.) Büyükelçi Rıza Türmen defalarca yazdı. Dolayısıyla Fransız’ın yaşadığı travmayı kavramak bize zor.

Bir de Arap aleminin kültürel çölleşmesi konusu var ki belki hep “bataklığı kurutmakla” kafayı bozanların o çölü yeşertmek üzerine daha fazla kafa yormaları gerek. Kültür ve bireysel özgürlük el ele gidiyor. Özgürlüğün olmadığı ülkelerde, Kültür Bakanlığı adındaki kurumlara da başvurmak değil kafa atmak daha uygun düşüyor sanırım. Sayın Hanioğlu’nun yazısının başlığına aldığı gibi radikalizmin çözümü kutsal kitapta tashih olmasa da, başlangıçta orta şekerli ardından düpedüz acı İslamcılık da herhalde tedavi reçetesi hiç değil.

Charlie Hebdo katliamından sonra dönemin başbakanı Davutoğlu’nun o ikircikli, “sırıtan”, suret-i haktan görünerek “ama-ama” tutumunu anımsayın. Ki o Charlie Hebdo’nun yayın yönetmeni Philippe Val bu manifesto metnini de kaleme alanlardan. Sahi, Michel Houellebecq’in “Soumission” (Teslimiyet?) romanı 2015’te çıktı, kıyamet koptu, acaba Türkçe’de neden hâlâ yok, bir düşünün. Uyarmak, uyandırmak için sarsmak, düpedüz tahrik etmek (“provokasyon”), zevksizce de olsa ifade özgürlüğünün parçası değil mi?

Batı’daki, özellikle Fransa gibi hatırı sayılır ölçekte Magrep kökenli nüfusa sahip ülkelerdeki sancı, hem IŞİD vahşetinin ortaya çıkışı hem yukarıda değindiğim Arap ülkelerindeki kültürel çölleşmenin adeta arka yüzü. Buna karşılık, Almanya’da dört milyonu aşkın Türkiye kökenli nüfus varken ve bu nüfusun (şu veya bu nedenden ötürü) bir entegrasyon başarısı öyküsü bulunduğundan söz edemeyeceğimiz ortadayken, Fransa’yla benzer sorunlar yaşanmaması da üzerinde durulması gereken belki bir başka boyut.

Özetle, ben manifestoyu yazanları cehaletle suçlamaktansa, dinlemek yanlısıyım. Laik cumhuriyet, bizimki veya (pek çok yönünü alıntıladığımız) Fransa’nınki olsun, tehdit altında. Temel soru özgürlükten yana olup, olmamak. Kültürel melezleşme, kapıları, pencereleri olabildiğince açmak, cumhuriyetin okullarında tüm çocukların insan yerine konularak kendi hayallerini gerçekleştirme, eşit yurttaşlar olarak topluma katılma odaklı eğitim almaları asıl konu.

Bireyi, renksiz bir bütün içinde eritmeye, kendinden vazgeçmeye koşullayan, faşizm ve komünizm gibi totaliter düzenlerden nasıl çıkıldıysa İslamcılık kapanından da öyle çıkılacak. Zira İslam’a bir şey olduğu, olacağı yok, sorun İslamcılık. Sonu totaliterliğe çıkmayacak dinci devlet düzeni mümkün değil. Öyle altı kısık ateşte açılmış tencerede kurbağa nasıl kaynamış filan hikayelerine de fazlaca kulak asmayın. Bakın, insanın atası primatın ağaçta yaşadığı dönemde dahi yere indiğinde ayakta durduğu kanıtlandı. Ayakta durun ve dalganıza bakın.

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8