İran yaptırımlarının anlamı


8.8.2018 - Bu Yazı 283 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İran örneğinde, görünürde ABD yaptırım yoluyla İran’da rejim değişikliğini tetikleyebileceğini, olmadı hükümeti değiştirebileceğini, o da olmadı İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen siyasetlerini ehlileştirebileceğini hesap ediyor. “Görünmezde” ise, Suudi Arabistan ve BAE ile Mısır’ı İsrail’in güvenlik kaygıları ekseninde hizaladı, Suriye yükünü de Rusya’ya devredip hem Ortadoğu’dan el etek çekmek, hem Ortadoğu’da tasarladığı istikrarı yerleştirmek yaklaşımını benimsiyor.

Başkan Trump, Obama döneminde 18 Ekim 2015 tarihinde yürürlüğe giren çok taraflı nükleer anlaşmayı (“JCPOA”) çöpe attı. Şimdi, İran’a yönelik tek taraflı ABD yaptırımlarının ilk bölümü 7 Ağustos ve ikinci bölümü 4 Kasım 2018 itibarıyla uygulanmaya başlıyor. Özellikle ikinci bölüm, İran’dan petrol ve doğalgaz alımı ile İran Merkez Bankası’yla iş yapmayı kısıtlaması bakımından Türkiye’yi ilgilendiriyor. Çünkü bu defa Türkiye’ye ayrıcalık tanınması öngörülmüyor. İran, Türkiye’nin birinci ham petrol ve ikinci doğal gaz tedarikçisi ülke.

JCPOA’nın tarafları İran ve BMGK’nin daimi beş üyesi ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Britanya ile Almanya (“P5+1”). Anlaşmanın P5+1 grubundan ABD dışında kalan beş imzacısı ABD’nin tek taraflı yaptırımlarını uymayacaklarını defaatle duyurmuşlardı. Son olarak, AB+3 (Almanya, Britanya, Fransa) Dışişleri Bakanları düzeyinde yaptıkları 6 Ağustos 2018 tarihli açıklamayla, UAEA’nın (16 Ocak 2016 tarihinden bu yana) İran’ı 11 kez denetlediğini ve anılan ülkenin JCPOA’yı ihlal etmediğini saptadığını vurguladı. ABD yaptırımları da, İran’ın silah yapma amaçlı nükleer faaliyetlere geri dönmesinden dolayı değil, Ortadoğu’daki istikrarsızlaştırıcı mevcudiyet ve siyasetini zorla durdurma hedefine yönelik.

Söz konusu açıklamada AB+3 ayrıca, İran’la petrol ve doğal gaz ticaretini sürdürmek, finans kanallarını açık tutmak, uluslararası anlaşmalar ile güvenliğe bağlılığı kanıtlamak ve İran halkını desteklemek saiklerini de vurguluyor. Esasen ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da 22 Temmuz 2018 tarihinde Kaliforniya’da* yaptığı konuya ilişkin konuşmasında amacın İran halkını “40 yıldır iş başındaki kleptokrasi” rejiminden kurtarmak olduğunu dile getiriyor. Bu bakımdan belki ABD ile JCPOA’nin diğer imzacıları arasında hedef ayrılığı yok ancak yöntem ve vade farklılığı var.

Pompeo atıfta bulunduğum konuşmasında devamla, “İran rejimi içinde ılımlı siyasetçi lider bulmanın tek boynuzlu at aramaya benzediği, herhangi bir Hizbullah bağlantılı milisin aylık gelirinin Tahran’daki bir itfaiyecinin iki katı olduğu” gibi sert vurgularla, Ayetullah Hamaney dahil isim vererek pek çok üst düzey İranlı dini, siyasi ve askeri yöneticinin yasa dışı mal varlıklarını sıralıyor. İran konusunda geçtiğimiz günlerde uluslararası medyaya (kaynak gösterilmemek kaydıyla) konuşan ABD’li üst düzey yetkililer de şimdiden ülke sathına yayılan gösterilerde dış siyasetin değiştirilmesi ve mali kaynakların dışarıya değil içeriye ayrılması taleplerinin öne çıktığına dikkat çekiyor.

Burada klasik bir diplomasi çelişkisiyle karşı karşıya bulunulduğu söylenebilir: Sorun kaynağı ülkeyle (İran) iş yaparak, onu karşılıklı bağımlılık ve uluslararası kurallar çerçevesinde tutarak (“engagement”) mı, yoksa yaptırımlar (“sanctions”) yoluyla mı “hizaya getirmek” mümkün? Bu iki aracın doğru karışımı nerede? Yaptırımlar, cezalandırmak mı demek? Cezalandırma kötü niyetli kişilere mi halka mı yönelik? “Akıllı” yaptırım mümkün mü? Yaptırım, savaşı yahut mahcup tabirle “askeri müdahaleyi” önleyici seçenekse, ehven-i şer mi kabul edilmeli? Bu sorulara kolay yanıt verilemiyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Soylu ve Adalet Bakanı Gül’e yaptırım uygulamasıyla gündeme gelen OFAC Dairesi halihazırda 145 İran bağlantılı kişiyi listesine almış durumda. İran’la iş yapmak demek, bu listeye alınmak riskini göze almak demek. Bu riski almak demek İran’la iş yapmak uğruna, ABD bağlantılı iş yapamamak ve o ülkedeki kaynaklarının bloke edilmesini göze almak demek. Bunun da ötesinde, ABD’nin yaptırım kararı alacağının duyulması dahi uygulama öncesinde pek çok uluslararası şirketi İran’la ilişkisini askıya almaya yöneltti.

Verili durumda, yani İran örneğinde, görünürde ABD yaptırım yoluyla İran’da rejim değişikliğini tetikleyebileceğini, olmadı hükümeti değiştirebileceğini, o da olmadı İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen siyasetlerini ehlileştirebileceğini hesap ediyor. “Görünmezde” ise, Suudi Arabistan ve BAE ile Mısır’ı İsrail’in güvenlik kaygıları ekseninde hizaladı, Suriye yükünü de Rusya’ya devredip hem Ortadoğu’dan el etek çekmek, hem Ortadoğu’da tasarladığı istikrarı yerleştirmek yaklaşımını benimsiyor. Trump, Kuzey Kore modelinde olduğu gibi, İran’la arzu ettiği koşullarla kol bükerek masaya oturmak seçeneğini de dışlamıyor.

İşin Ankara’ya bakan ucu da girizgahta belirttiğim üzere oldukça sivri. AB+3 açıklaması, daha önce de deneyimlenen biçimde, kimi ağır sıklet Avrupa şirketlerini İran’la işlerini Türkiye kolları üzerinden yürütmeye yöneltebilir. Yahut Türkiye, AB+3 şemsiyesi altına sığınmak için diplomatik çaba gösterebilir. Yapılmaması gereken ise bir yandan ABD’ye dayılanıp, diğer yandan bulanık suda şark kurnazlığıyla balık avlamaya kalkışmak olur. “Yalnız süvari” pozu kesilecek zamanlarda değiliz. Brunson, Hakan Atilla, Halkbank, New York’ta yeni dava derken tik-tak işleyen İran yaptırımları sayacı umalım gözden kaçırılmıyordur.

*En geniş İran diasporası beş yüz bin nüfusla Kaliforniya’da bulunuyor.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8