Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Idlip'in isimsiz şehidi


6.9.2018 - Bu Yazı 205 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sayın Çavuşoğlu vurgulamak ihtiyacı hissettiler halen TSK denetiminde olan, vali yardımcısı tayin edip, postane açtığımız, elektrik bağladığımız yerlerin Suriye toprağı olduğunu. Suriye’nin toprak bütünlüğü ilkesine sadıkmışız. Ama biraz daha oturup, sonra kalkacakmışız. Tanrı korusun, Idlip’ten kazara tek bir şehit haberi gelirse?

Tanrı korusun ya Idlip’ten tek bir şehit haberi gelirse? Ben bilmiyorum. Neticede, oturduğum sandalyeden yazıyorum. Siz değerli okuyucular da “adam on yılı Irak’ta yahut Irak üzerine olmak üzere yirmi sene hariciyede çalışmış, herhalde bizden iyi biliyordur” zannıyla okuyorsunuz. Doğal olarak sadece beni değil, örnekse Duvar’dan Fehim Taştekin ve Musa Özuğurlu gibi saygın ve deneyimli yazarları, ve belki, yerli yabancı kaynaklardan, daha nicelerini.

Belki, kıdemli araştırmacı gazeteci büyüğümüz Ümit Kıvanç’ın haritalarını, blogunu da takip ediyorsunuz. Sahi, düşünün şu kadar senedir klavye başında (kamera gerisinde vs.) zaman harcamış Ümit Kıvanç kendi merakından hazırlıyor o haritaları. Üşenmeden güncelliyor, okuyor, harita hazırlama tekniklerine hakim olmak için bildik titizliğiyle uğraşıyor. Ne üzerine vazife? Adı gibi, “belki bir ümit” diyor herhalde.

Sayın Dışişleri Bakanı ise kendinden emin. Gözlerinin içi gülüyor. Rus mevkidaşı Lavrov’la el sıkışırken. Diğer üç bakan arkadaşıyla şakır şakır çalışan deklanşörlerin karşısına geçerken. Vesaire. Diyor ki Sayın Çavuşoğlu Idlip hakkında: “Herkesin sahada ajanları var, herkes kimin nerede olduğunu biliyor”. Hem, 7 Eylül’de Tahran’da Astana Süreci Zirvesi var. Türkiye, Rusya ve ev sahibi İran devlet başkanları katılacak. Gözler oraya çevrili. İmiş.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron da öyle dedi. “Türkiye ile Rusya’nın faaliyeti hayati” demeye getirdi. Hani yasaklanmış tutuş teknikleri var güreşte. “Kilit” deniyor sanırım. Tutan tuttuğunu bırakmazsa, kemik kırılması kaçınılmaz. Amerikalılar da “no holds barred” derler hani. Yani, tüm tutuşlar serbest. Sokak dövüşü gibi. Rusya bizi tutmuş bırakmıyor. Petrol ve gaz bağımlılığı var. Nükleer santral var. Turizm var. Tarım var. İnşaat ihaleleri var. Vize var. Bir de S-400’ler eklendi.

Sayın Çavuşoğlu’nun gözlerinin içi gülüyor Rus mevkidaşı Lavrov’la el sıkışırken. Lavrov diyesiymiş ki, “günün sonunda tüm yabancı güçler Suriye’den çekilmek zorunda.” Rusya, Suriye’nin hava sahasını da tutuyor. Öyle bir ömür verip, Rusça, Rus tarihi öğrenmeye gerek yok canım. Hepimiz uzmanıyız konunun. Futboldan ulusça iyi anladığımız gibi. Rusya “sıcak denizlere” inmek istiyor. Galiba, şimdilerde güzel bir banyo alıyor sıcak denizlerde, Rusya.

Hatırladınız mı dondurma reklamını? Benim aklımda kalmış: “Kızgın kumlardan, serin sulara tatlı bir kaçamak gibi.” Tatlı bir kaçamak yaptı Rusya. Bekledi. Suriye düşüyordu. İran tuttu Suriye’yi ayakta tuttu. Onun da soluğu tükenince, birlikte davet ettiler Rusya’yı. İsteksizce kımıldanır gibi yaptı Rusya. Ve ilk günden Esat’ı ayakta tutmak için ne gerekiyorsa yaptı. Minimalist de davrandı. Türkiye’nin Halep rüyasını bitirdi. ABD’nin karşısına oturdu. Esat’ı da makulü mümkünde aramaya sevk etti.

Türkiye Afrin ve Şehba alanlarına, Rusya’nın yeşil ışığı ve Rusya’nın Şam’dan devşirdiği sarı ışıkla girdi. Bu aralar yakın tarihin en geniş donanmasını topladı Doğu Akdeniz’de. O kadar ki Kıbrıs açıklarında hidrokarbon aramaya kalksak “pardon” dememiz gerekecek Ruslara. Şehitler de verdik. Ülkemizin ulusal güvenliğinin bu hamleleri gerektirdiği anlatıldı. O şehitlerin tabutlarına kol konarak bir yandan ulusal güvenlik gerekçeleri, bir yandan da şehadet mertebesinin İslami çerçevesi aktarıldı bizlere. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal yurttaşları. Öyleyse susmak düştü hepimize.

Idlip garnitür mü oldu Afrin ve Şehba’ya? Yoksa doğal uzantı mı? Rusya, Türkiye’ye ne Tel Rifat’ı ne o cepteki minik Minnag Hava Üssü’nü bırakmadı. Kendine ayırdı. Şam’a geri takdim etmek üzere. Türkiye’ye ise Idlip’teki, daha doğrusu kabaca Halep-Şam karayolunun batısında kalan yaklaşık altı bin kilometrekarelik cepteki sayıları iki milyonu aşan sivil ve herhalde elli bini aşan silahlının bekçiliği uygun görüldü.

Zaman ne çabuk geçiyor. Arada anımsatıyorum ya, Firenk diplomatlar “yavaşça acele etmek gerekir” derler. Bakınız, Suriye’nin eski hamisi Fransa işte Türkiye’den medet umduğunu en yüksek düzeyli ağızdan ifade ediyor. Gönenmeli. Bu zor görev bize düşmüş. Serde komşuluk da var. On iki gözlem noktası kuruldu. Tahkim edildi, ediliyor. Tekerlekli zırhlı araçlar gönderiliyor. Hazırlık var. Savunma hazırlığı.

Pozisyonumuz savunulabilir mi? Pekiyi neden “savunulmalı mı” diye sormuyoruz. El Kaide demeye gelen HTŞ ile karşılıklı göz kırparak kurulmuştu o gözlem noktaları. Şimdi HTŞ terör örgütü ilan edildi. Sayın Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Lavrov ile gözlerinin içi gülerek el sıkıştıktan sonra. Sayın Milli Savunma Bakanı ki unutmayalım eski Genelkurmay Başkanı’dır kendileri, ve Sayın MİT Müsteşarı da oradaydı.

Yine deniyor ki TSK değil Kızılay da gerekli hazırlıkları yapmış. Nüfus yapısını dönüştürmekten mutluluk duyduğumuz Afrin ve Şehba ceplerine yarım milyon kadar mülteci bekleniyormuş. Nereden? Idlip’ten. Ama Idlip’te çatışma olmasın diye yerleşilmemiş miydi oraya? ABD dahi ikiyüzlüce uyarıyor, Idlip’e yönelik harekat Suriye’de istikrarsızlık yaratır diye. BMGSÖT De Mistura hakeza, “mükemmel fırtına” diyor. Barometre negatifte yani. Yakın gelecekten beklentiler olumsuz.

Vaziyet yaş. Mevsimlerden sonbahar. Havalar bozar. Sayın Çavuşoğlu vurgulamak ihtiyacı hissettiler halen TSK denetiminde olan, vali yardımcısı tayin edip, postane açtığımız, elektrik bağladığımız yerlerin Suriye toprağı olduğunu. Suriye’nin toprak bütünlüğü ilkesine sadıkmışız. Ama biraz daha oturup, sonra kalkacakmışız. Tanrı korusun, Idlip’ten kazara tek bir şehit haberi gelirse? Yok, artık sanmam ki ulusal güvenlik, devletin ali çıkarları, terörle mücadele denilebilsin. Denir mi yoksa?

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8