İstanbul'da ölüm


22.10.2018 - Bu Yazı 206 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Halit Bin Faysal ve Pompeo’nun Erdoğan’la görüşmelerinin ardından üç taraflı bir uzlaşı şekillendi. SA içinde de MbS’nin veliahtlığına meydan okuyacak alternatif güç odağı yok. Dolayısıyla Kaşıkçı cinayeti, SA’nın sorumluluğu üstlendiği ancak SA’yı temsilen MbS’nin şahsen suçlu tutulmadığı bir diplomatik çözümle kapanacak.

Cemal Kaşıkçı, Türk vatandaşı müstakbel eşiyle yapacağı evlilik için gereken “kayd-ı ferdi” belgesini almak üzere kendi vatandaşı olduğu Suudi Arabistan’ın (SA) İstanbul Başkonsolosluğu’na gider. Orada ona beş gün sonra gelmesi söylenir. Beş gün sonra başkonsolosluğun kapısından giren Kaşıkçı, bir daha çıkamaz.

Meğer SA’dan iki özel uçakla gelen kemikçi tayfayla, bizim gazeteci arasında arbede çıkmış içeride. Ve maalesef, evet tahmin ettiğiniz gibi. Pekiyi, gelen ekipte neden o ülkenin en önde gelen adli tıp uzmanı varmış? Neden, o uzman yanında elektrikli kemik testeresi getirmiş? Hepsini geçtim, arbedede hakka yürüyen gazetecinin bedeni neredeymiş? Her neyse.

İşin asap bozan bir diğer tarafı da sulu gözlü demokrat tepkisi: Efendim, bu defa Suudiler çetin cevize çatmışmış. Çünkü Nixon’u deviren koca Washington Post bu işin ucunu bırakmazmış. Bırakmasın, ne yapacak Post? Muhammet Bin Salman’ı (MbS) mı devirecek bu defa? Yoksa MbS’nin yerine kardeşini mi, başka bir aile mensubunu mu veliaht prens yapacak?

Olayların seyrine etki edebilecek iki oyuncudan biri, kahramanımızın babası Kral Salman. Salman, devreye girdikten sonra başdanışmanı Mekke Valisi Halit el Faysal’ı Türkiye’ye gönderiyor. Başdanışmanın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la zaten hukuku bulunduğu ve aralarının iyi olduğu anlaşılıyor. O temasların ardından, Salman’dan Erdoğan’a teşekkür telefonu geliyor.

Salman ayrıca aile meclisini topluyor. Herhalde meclisten o yönde bir mutabakat beliriyor yahut meclisi yatıştırmak adına kral o içerikte bir karar alıyor ki, MbS’nin yakın çevresinde budama faaliyeti başlıyor. Hem Qahtani gibi siyaset-iletişim, hem Assiri gibi istihbarat-güvenlik konularında en yakınındaki iki isme el çektiriliyor. Anlaşıldığı kadarıyla, tetikçi ekip de zindana atılıyor.

Fakat bu olan bitenin bir de karşı ağırlığı var. Zira, Kral Salman, aile meclisinin ve bir ölçüde ABD’nin “artık bu kadarı da fazla” baskısına olumlu yanıt verirken, Suudi güvenlik ve istihbarat aygıtına çekidüzen verilmesi işini de yine veliaht prens MbS’ye veriyor. Bir başka deyişle MbS, genç Don Corleone gibi sarayda, çevresinde kendi temizliğini kendi yapacak*.

Denilebilir ki, ABD Başkanı Trump ikna olsa da, Kongre’nin tepkisi baki. Üstelik Kaşıkçı cinayeti, MbS’nin SA ekonomisinin petrol üretimine dayalı yapısını çeşitlendirip, dönüştürme hamlesini yavaşlatacak, hatta tıkayacak belki. Zaten, o hamle adı üzerinde MbS’ye aitti. Zaman ondan yana. Henüz 33 yaşında. Yeri sağlam. Onu devirecek ne bir başka MbS, ne bir sert güç (ordu, istihbarat vb.) odağı var.

Nakit ABD Dolar’ı akışının daraldığı dünyada, SA’nın derin cepleri, dolu kasaları cazibesini korumayı sürdürecek. Damat-ı şehriyari Kushner biraz MbS ile arasında mesafe koysa da, İran’a karşı ABD, SA ile çalışmayı sürdürecek. SA, silah alımını nereden yapacak? Suriye’de yeniden imar masraflarını kim karşılayacak? Oyuna devam.

Ne tuhaf, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Ankara’ya gelmeden Riyad’da MbS ile görüşmesi yarım saat sürmüş. ABD Başkanı Trump da, MbS ile Pompeo yanındayken telefonda görüştüğünü açıkladı. Demek o kısa görüşmenin bir bölümü de doğrudan Trump ile konuşmaya gitmiş. Sonra, Pompeo da, soruya cevaben, “ben ses kaydı filan dinlemedim” beyanında bulundu.

Olayların seyrine, zamanı giderek daralan Kral Salman dışında, doğrudan etki edebilecek diğer oyuncu ise Erdoğan. Erdoğan, Kaşıkçı’ya olan özel bir muhabbeti olduğundan filan değil, MbS’nin cinayet için özellikle Türkiye’nin kalbini seçmiş olmasının kendi iktidarına bir meydan okuma olduğuna ikna olabilir. Öyle olursa, Ankara elindeki ses kaydı, kanıt, ne varsa kamuoyuna açıklayabilir. Böyle mi olur? Yanılmaya hazırım ama hiç sanmam.

 

 

 
Benim görebildiğim, Halit Bin Faysal ve Pompeo’nun Erdoğan’la görüşmelerinin ardından üç taraflı bir uzlaşı şekillendi. SA içinde de MbS’nin veliahtlığına meydan okuyacak alternatif güç odağı yok. Dolayısıyla Kaşıkçı cinayeti, SA’nın sorumluluğu üstlendiği ancak SA’yı temsilen MbS’nin şahsen suçlu tutulmadığı bir diplomatik çözümle kapanacak.

Üstad Visconti’nin klasik “Venedik’te Ölüm” filmi özünde, bir çağ yangınını, bir devrin, bir tarihin sonunu ve arkasından gelenin, henüz bilinmeyen ancak duyumsanan dehşetini anlatır. İşte, İstanbul’un göbeğinde Cemal Kaşıkçı gibi uluslararası tanınırlığı yüksek bir gazetecinin hunharca paramparça edilerek katledilmesi ve cinayetin üzerinin örtülüş biçimi de bana o filmin şu sahnesini anımsatıyor: https://www.youtube.com/watch?v=vH912i0zJcE.Bilvesile, Tanrı’dan müteveffa Kaşıkçı’ya rahmet, sevenleri ve yakınlarına metanet dilerim.*Çok sayıda film alıntısının konuyu sulandırdığının farkındayım ama “Baba” filminin şu sahnesi de halen Riyad’da neler olup bittiğini gözümüzde canlandırmak bakımından sanırım iyi bir özet: https://www.youtube.com/watch?v=AO-VFDYy9Rk

 

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8