Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Özgürlüğün tadı


4.3.2019 - Bu Yazı 420 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 En karanlık gecenin bile bir şafağı vardır ve unutmayın, tanın ağarmasına en yakın an, gecenin de en karanlık anıdır. Selo da çıkar, Osman da. Barış Akademisyenleri pasaportlarını da geri alır, işlerini de. Hamit, istibdadının sonunu getiren tohumu kendi zihninde taşıyordu.

Doğru, özgürlük denli, kamu düzeninin korunması adına canını verecekler de çoktur her toplumda. Ama hem “vur ensesine tokadı” hem “al ağzından lokmayı” kafasıyla hiçbir ülke sonsuza dek yönetilemez. Hiç yoktan, biraz tokat, yanında karın doyuracak kadar da lokma lazım ama.

“Toplum” dedim. Öteki açı, değerli Kadri Gürsel’in veciz tanısıyla artık “toplum” niteliğini yitirip, (epeydir) “toplam” mı olmaya evrildiğimiz sorusu. Gürsel’in bildik nezaketini terk edersek, bir güruhtan mı ibaret olduğumuz artık doğrudan sorulabilir.

Üçüncü bacak ise toplamın (da) devleti olur mu, olan kalır mı, olursa ne kadar, nereye kadar, ne menem olur sorusu. Yıkmak kolay, yapmak zor. Mimar olmak için gereken eğitim, deneyim ve birikim, hafriyatçıda aranmaz. Hafriyatçının pazarladığı yapı hülyasının elbet bir sonu vardır. Gerçeklikten sonsuza dek kaçılamaz.

Geriye, “ahir ömrümde gün yüzü göremeyecek miyim?” sorusu kalıyor. Her şeyin bir bitimi var. Yaşamanın bitimi olmasa, anlamı kalmaz. Ne zaman biteceği bilinse, hiç yaşanamaz. Yaşamanın anlamı özgür olmaksa, eylemi anlama uydurmak zorunlu. Tekrar dene, tekrar yenil, daha güzel yenil hikâyesi.

Toplumun kimyası bozulup, toplama dönüşme yoluna girdiyse, o toplamın içinden ayrı ayrı toplumlar türeyebilir. Ancak her yıkım, içinde yeni bir doğumun, kendiliğinden taze bir başlangıcın güvencesini barındırmıyor. Buna karşılık, yıkımın yakınladığı kimi tarihsel anlarda, dayanışma içgüdüsü, insancıllığın ve alçak gönüllülüğün yaygınlaşması, toplamı yeniden toplum olma yönüne çevirebiliyor. O kritik anlarda, toplamın hepten vahşileşerek, ilkelleşerek, birbirinin kurduna dönüşmesi de karanlık olasılık.

Vizyon sahibi olmak (İngilizce ama), “having a vision.” Çoğullaştırıp, (böyle bir deyiş yoksa da) vizyonlar sahibi olmak derseniz, “having visions”, sanrılar görmek anlamına geliyor. At sahibine göre kişnermiş, yahut muhterem imam yestehlenirse, cemaat de hacet giderirmiş ya, işte sanki düzen bozukluğunun da, sinir bozukluğunun da ardında yöneten(ler)in vizyon sandıkları hülyalarıyla sanrıları arasındaki git-gelleri yatıyor.

Güney Kore’nin uyguladığı başarılı tarımda dönüşüm politikalarını, Şah zamanında İran da benimsemiş. Buna karşılık, Koreli çiftçi kalkınırken, İranlı fakirleşmiş, hatta Şah’ın devrilmesindeki başat unsurlardan beri bu uygulanan tarım politikası olmuş. Zira, Şah kurgunun toplumsal yönünün ihmal etmiş, belki işin o yönüne bakmayı gerekli görmemiş.

Biz ise ta 2019 yılına geldiğimizde, halen dahi yanlış sulamadan ötürü tuzlanmayı, sığırları yaşatmayı becerememeyi, her yıl Belçika büyüklüğünde tarım arazisini nadasa bırakmayı, Hollanda büyüklüğünde tarım arazisinde ekim yapmaktan vazgeçmeyi konuşuyoruz. Ankara’da Ziraat Fakültesi 1933’de kurulmuş, bugün kırk fakülte var. Mühendis, uzman, çiftçi, arazi, su, tohum eksiğimiz yok. Plan da var, Avrupa Birliği’nden almışız, planı uygulamak üzere kurumlar da oluşturmuşuz. Ve tanzim-satış kuyruğundayız. Neden?

IMF kapısından uzak durma nedenimiz, “acı reçete” adı altında başlayacak zorunlu ıslahat. Suriye’de Fırat’ın doğusuna askeri müdahale hevesimiz, yüzyıllık Kürt meselemize siyasi çözüm bulmaktan kaçınmak. Kutuplaştırmanın nedeni, iktidarda kalmak. Ekonomik çöküntünün nedeni, sayı saymaktan aciz olmak. Biz, hayaller kurarız, kabuslar görürüz. Tasarlamayız, plan yapmayız, önlem almayız.

Sakın ola umudunuzu yitirmeyin. En karanlık gecenin bile bir şafağı vardır ve unutmayın, tanın ağarmasına en yakın an, gecenin de en karanlık anıdır. Selo da çıkar, Osman da. Barış Akademisyenleri pasaportlarını da geri alır, işlerini de. Hamit, istibdadının sonunu getiren tohumu kendi zihninde taşıyordu. Pembe dizisini bir yıl da uzatsanız, Hamit’in ardından Enver ve İttihat ve Terakki, onun da peşinden Kemal ve Cumhuriyet geliyor, isterseniz diziyi iki yıl uzatın.

El Coloso – Francisco de Goya

Bıraksalar, Aşiyan’da bir Fikret misali, yumruğu şakağa dayayıp enginlere dalmak mümkün. Ahmet Haşim’in “göllerde bu dem bir kamış olsam” melankolisine, Orhan Veli “bir de rakı şişesinde balık olsam” neşesiyle yanıt vermiş. Ne Fikret, ne Haşim, ne Orhan Veli, sanmam ki bugünün gençlerine esin versin. Ama Bağcılar’da, Yozgat’ta, Keçiören’de yaşayan bir genç kız ihtimaldir Neslihan Demir, Lara di Lara veya Seda Bakan’a öykünür.

Hem MIT (Boston tarafındaki Yenimahalle değil) diplomalı hem beş vakit namazında hem tarih bilgisi Hamit dizisine dayanan bir genç adam tezgâhta modeli çizilen öyle mi? O ceket pot yapar. Bakınız Barbaros Şansal gibi bir terzi yetiştirebilmişiz. Piyangodan para çıksa, Sayın Şansal’a potur mu diktirirsiniz, mintan mı? Oysa basit gözüküyor değil mi? Ceket dört parça, ikisi arkada, ikisi önde. Kol boyu baş parmağınızın başladığı yere dek, orkestra şefi gibi hareketler yapın ayna karşısında, ceketin eteği yukarı aşağı oynamayacak. Beli, omuzları oturacak. Ama zor iş, bir ceket kolay dikilmiyor, bir Şansal kolay yetişmiyor.

Acemi terzinin gerçek ötesi anlatımıyla, kolları uzun, omuzları vatkalı, sırtı pot yapmış ceketiniz, paçaları “dökümlü” pantolonunuzla gülünçlüğünüzü, er geç ağlamaya başlayıncaya dek sürdürebilirsiniz. Hiçbir pilot yerden tekerlek keserken alkışlanmaz da, inişten sonra alkışlanır. Ve hiçbir uçak, ilelebet havada kalmaz: Ya iner ya düşer. Geçen gün Dünya Bonobolar Günü’ydü. Bonobolar, gorillerden çok insanlara yakınmış. Yetişkinleri de günlerini oyunla geçirirmiş. “Maymun ağaca çıktıkça, poposu daha iyi görünür” derler.

Aydınlanmayı aceleye getirebilir miyiz? Post-modernizmden, moderniteye geri dönüş yolu var mı? Aydınlanmanın ivmesine katkı yapabilecek eylemler, dağarcığımızda bulunuyor mu? Bulunmuyorsa, biz kendimiz bunları icat edebilir miyiz? “Çayeli’nden öteye / Gidelum yali yali / Sirtindaki sepetun / Ben olayim hamali.” Sepet kimin sırtında, bizim hamallık önerimiz kabul görür mü? Kıyı kıyı gitmesek, bunun dağdan aşıran kestirmesi yok midur?

Satürn Oğlunu Yerken, Goya

“Genellikle İspanya diye anılan şey İspanya değil, aslında onun başarısızlığa uğramış halidir. Büyük, elem dolu bir yangında o cansız, geleneksel sureti, olagelmiş İspanya’yı yakmamız gerekir. Bu yolla iyice elekten geçmiş küller arasında yanardöner mücevher misali olmuş olması mümkün İspanya’yı buluruz.” Ortega y Gasset 1914’de 31 yaşındayken yazmış* bunları. Bugün, “İspanya” yerine “Türkiye” yazıp, okusak yeniden?

Ortega y Gasset, 1883’te Madrid’de doğmuş. 1812’de bizde Hamit’in yaptığı gibi VII. Ferdinand meşrutiyeti feshetmiş, 1868’de devrim ve kısa ömürlü I. Cumhuriyet’in (1873-74) ardından, yeniden krallık (restorasyon), General Primo di Rivera darbesi ve yönetimi (1923-31) ve II. Cumhuriyet (1931-36), İç Savaş (1936-39), tekrar krallık ile birlikte tabii General Franco (1939-75). Özetle, iç savaş patladığında önce Fransa’ya, oradan Arjantin’e giden ve nihayet 1945’te ülkesine dönüp 1955’te Madrid’de ölen hazret ahir ömründe pek gün yüzü görmüş sayılmaz.

İç Savaş başlamadan önceki son 1936 seçiminde, Primo di Rivera’nın oğlunun başkanlığındaki “Falanj” ancak yüzde 0.7 oy alabilmiş. Mahdum Bey aynı yıl idam edilmiş. Franco, iç savaşın ardından devraldığı Falanj’ı milliyetçi-mukaddesatçı bir koalisyona dönüştürmüş. Falanjizm, toplumda otorite, hiyerarşi ve düzene vurgu yapan, anti-komünist, anti-liberal, anti-demokratik bir yaklaşım. Derken Franko nam paşa 36 yıllık idarenin ardından 1975’te yatağında cavlağı çekmiş, ne falanj kalmış ortada, ne bilmem ne.

Nihayet geçtiğimiz yıl (2018) İspanyol hükümeti Franco’nun anıt-mezarına feth-i kabir kararı aldı. Merhumun kemiklerini gömecek yer aranıyor. Ailesi, diktatörün kalıntılarını Madrid’in merkezindeki bir katedrale defnetmek istiyor, ortalık karıştı. Bugün İspanya gibi bir başka yarımada ülke Türkiye’de Ortega y Gasset kendini okutur, heyecanlandırır, iç geçirtir. Franco’ya ise ancak kadeh kaldırılır, “Tanrı hiçbir kuluna kabir azabı nasip etmesin” denilir.” Falanjlaşma düşleri görenlere de masa altından “bak falanj burada” diye gösterilir. Gedikli akşamcı merhum pederin rakısını (Altınbaş içerdi) kaldırırken dediği gibi: “Sıhhatinize, iyi günlere!”

*”Quijote Üzerine Düşünceler”, José Ortega y Gasset, YKY, çeviren: Mehmet Sait Şener

**Her ikisi de benzer konulara kafa yoran güncel sinema şaheserlerinden, içiniz kapansın diye “Soğuk Savaş”ı önce, “Asla Gözlerini Kaçırma”yı içiniz açılsın diye sonra, ama her ikisini de görmenizi acizane öneririm. Bu zevzek yazıyı biraz da bu iki film üzerine yazmış bulundum.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
17.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
10.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
27.05.2019
Elliden görünen...
20.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
16.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
13.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
6.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
2.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
29.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
22.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
15.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
8.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
18.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
4.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
25.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
18.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
13.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
11.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
14.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
3.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
31.12.2018
Status quo ante bellum
27.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
24.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive