Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Sıkıcı bir filme dair


16.7.2018 - Bu Yazı 471 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Bir Orhan Pamuk kitaplarını sonuna kadar okuyamadım, bir de Nuri Bilge Ceylan filmlerinin sonunu getiremedim. Yok, hayır. Popüler olana, ödüllü esere burun kıvırma artistliği içinde değilim. Çok denedim. Olmadı. Örneğin, “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmini dişlerimi sıkıp izlerken, o elmanın ağaçtan düşüp yuvarlanmasını, yuvarlanmasını, yine yuvarlanmasını görünce tahammül edemeyip ekranın başından kalktım.

Önceki akşam, sadece iyi bir siyasetçi değil, aynı zamanda sanatsever de olan sevgili Fatih Şahin, deyim yerindeyse silah zoruyla bizi aldı, Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi “Ahlat Ağacı”na götürdü. Neyse ki sinema salonunda sadece biz 5 arkadaş vardık. Arada bir salonda volta atarak, arada salondan çıkıp hava alarak 3 saat 8 dakikalık ıstıraba katlanabildik.

Yanlışlıkla gittiğim ya da zorla götürüldüğüm böyle lümpen entel filmlerden çıkınca sinema salonunu koşar adım terk ederim. Seyircilerden birinin, “üstat, yönetmen o sahnede Tarkovsky’nin alter ego imgelemine sinema diliyle gönderme yapıyor” tarzı saçmalıklarına kazara bile olsa maruz kalmak istemem. Ancak Ahlat Ağacı filminden sonra oturdum, kimin neler yazdığına baktım. “Şeyh uçmaz mürit uçurur” sözünün tasavvuf dünyasından ziyade sanat dünyasına hitap ettiğine bir kez daha şahit oldum. (Bir de siyasi demeçlerde olur bu: Siyasetçinin söylediği söz, piyasada dolaştıkça derinlik kazanır, öyle ki sarf ettiği söze siyasetçi bile hayran kalır.) Ahlat Ağacı filmi üzerine yazılanları da büyük bir şaşkınlıkla, “Yav meğer biz ne izlemişiz de farkında değiliz” ezikliğiyle okudum. Benzeri yönetmenler gibi Nuri Bilge Ceylan’ın da bu yazılanları okuyup “meğer ne film yapmışım be” diye kendisine hayran olduğunu kestirebiliyorum.

Hakkını da teslim edelim: Ahlat Ağacı filminin senaryosu oldukça başarılı. Üniversiteden yeni mezun olmuş bir gencin, taşrada, kitabını bastırmak için verdiği mücadele ve babasıyla olan ilişkisi anlatılıyor. Filmin bir yerinde, taşralı genç yazar rolündeki Sinan için dayanamayıp “deli, psikopat” diye bağırdım; filmin sonlarına doğru Sinan’ın annesinin, “Sana deli diyenler oldu ama ben aldırmadım” sözüyle senaryoya hayran kaldım. Sinan’ın taşralı ünlü yazarla olan diyaloğu, dedesinin ezan okumaya giderken ninesiyle yaptığı konuşma ve imamların sohbeti gerçekten iyi işlenmiş. Özellikle Sinan ile

imamların dakikalar süren sohbeti konulara ve o yaşam tarzına vakıf birinin elinden çıkmış. Benimkisi vehim değilse eğer, senarist, imamların diyaloglarıyla kafa bulmuş.

İyi de, 3 saat 8 dakika boyunca bir gencin kitap basma sevdası ve babasıyla ilişkisi mi anlatılıyor? Evet, bu anlatılıyor. Bitmek tükenmek bilmez diyaloglarla, kıvrılıp giden yol görüntüleri, yaprak hışırtıları, kar tıpırtıları, çiçek-böcek kıpırdanmalarıyla film sündükçe sünüyor. Günlük yaşama ilişkin ne kadar detay varsa bir çuvalın içine doldurulur gibi ekrana dolduruluyor. Kimse kusura bakmasın, Recep İvedik filmlerinin “entelleştirilmiş” bir versiyonundan başka bir şey ortaya çıkmıyor. (Yandaki sinema salonundan gelen gürültülü patırtılı filme iç geçirdiğimi de ekleyeyim.)

Ahlat Ağacı filminin bir yerine Yılmaz Güney eklenmeseydi, “yasak elma” yiyen imam algısı ihmal edilseydi, belediyeden ihale almak için sanatı destekler gibi yapan müteahhit diyaloğu es geçilseydi, kuşkusuz Nuri Bilge Ceylan’ın siyasal sorumluluğu tartışılır, uluslararası platformlarda ödül alma ihtimali düşerdi. (Filmin bir yerinde geçen “Taşralı Yazarın Mektubu”nun izinsiz alıntı olduğunu, yazarın Nuri Bilge Ceylan’a telif davası açacağını da buraya iliştirelim.)

Ahlat Ağacı belki güzel bir kitap, güzel bir roman olabilirdi. Hiç olmadı, uzun ve sıkıcı bir radyo tiyatrosu olarak işe yarayabilirdi. Ancak sinemanın dilini ekrandan kitap dayatmaya vardırmak zorlama bir iş. Müritlerin, biraz da verdikleri sinema bileti ücretinin ve zaman israfının pişmanlığını bastırmak için yönetmeni uçurmaları, anlaşılmaza derin manalar yükleme gayretine girmeleri kimseyi aldatmasın.

Bu arada Ahlat Ağacı filmi Cannes’da gösterilmiş ve bir rivayete göre ayakta 10 dakika, diğer bir rivayete göre de 20 dakika alkışlanmış ama ödül alamamış. O alkışlar sakın film nihayet bittiği için olmasın?

Bizi filme zorla götüren sevgili Fatih Şahin dün itiraf etti: Sonlara doğru epeyce uyumuş. Ha bir de, memleketi Çan’ın bu kadar kötü gösterilmesine çok bozulmuş.

Yazmasaydım, 3 saat 8 dakikalık zaman israfının hesabını veremezdim. Onun için kimse kusura bakmasın lütfen.

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.12.2018
Heybetli hikmetli hâkim
29.11.2018
Magazin terörü
26.11.2018
Aday belirlemek artık kolay değil
22.11.2018
Aday çok, ya vizyon?
20.11.2018
Yerel seçim ve riskler
15.11.2018
Biz buraya nasıl geldik?
12.11.2018
“Yakarsa dünyayı garipler yakar”
8.11.2018
Dikkat, PKK dönüşüyor
1.11.2018
Tarih-resmî tarih
30.10.2018
100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi
22.10.2018
Osmanlı’nın son savaşı
18.10.2018
Medine’de son Cuma (2)
15.10.2018
Şanlı Medine Direnişi - 1
11.10.2018
Hicaz’ı nasıl kaybettik?
8.10.2018
Yeter ki Enver gitsin!
4.10.2018
Büyük Nablus bozgunu
1.10.2018
Kara Ekim
28.9.2018
Yerel seçime doğru – 2
24.9.2018
Yerel seçime doğru – 1
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8