Baskın ORAN



Bookmark and Share

Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?


19.5.2017 - Bu Yazı 1153 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlıktaki soruya cevap olarak, saf tutmuş cemaat tarafından topluca üç kez tekrarlanacak cevabı zaten ilan etmişidi İbrahim Kalın: “Değerli Yalnızlık”.

Şimdi buna iki tane daha eklendi:“Ahlakî Realizm” ve “Girişimci ve İnsani Dış Politika”. Birincisinin ne anlama geldiğini pek anlamayınca etrafa sordum, galiba ‘Davutoğlu'nun Suriye vb. konularda insanî ve doğru olanı ön plana çıkardığı, şimdi de bunun gelişmelere uygun olarak realist bir zemine taşındığı’ demekmiş. İkincisi ise, T.C. Dışişleri Bakanlığı mfa.gov.tr resmî sitesindeki bir yazının başlığı.Yaş ilerledi, onu da pek anlayamadım, siz okuyup çözersiniz. 

***

AKP dış politikasına atfedilen bu güzel nitelikleri değerlendirebilmek için önce Türk dış politikasının yerleşmiş çizgilerine göz atalım, sonra bunları şimdiki durumlarla karşılaştırıp AKP’yi değerlendiririz:

1) Batıcılık. Çok eski ve köklü; 1839 Tanzimat’tan filan değil, 1718’de başlayan Lale Devri’nden bu yana. Batılı ülkeler ailesi içinde yer almak ve Batı uygarlığının değerlerini benimsemek anlamına geliyor.

Bu benimsemenin birbirine yapışık iki tane pratik ve mantıki sonucu var: a) Batılı değerlerin kristalleştiği hukuk ve demokrasi yönünde (düşe-kalka da olsa) sürekli ilerlemek; b) Ülkenin yer aldığı coğrafi bölge Ortadoğu’ya ve onun değerlerine uzak durmak.

2) Dengecilik. Bir “Stratejik Orta Boy Devlet” olarak Türkiye bu çizgiyi hep şöyle uygulaya geldi: a) Kendi bölgesinde herhangi bir devletin tek başına egemen olmasını karşıt ağırlıklar bularak engellemek; b) Süper devletle açıkça zıtlaşmamak; c) Süper devletin onayı olmadan ve bir tür meşruiyet sağlamadan zorlama hareketlerine girişmemek.

3) Dışişleri Bakanlığı’nın çok özel rolü. Dış politikayı hükümete alternatifler biçiminde hazırlayan, seçilen alternatifi uygulayan, uygulamadaki sorunları önleyen, önleyemediklerini yumuşatan fevkalade özel ve tecrübeli bir bakanlık. En başta gelen işlevi de Türk politikacıların ve devlet adamlarının aşırılıklarını örtmek, daktilo döneminde kullandığımız Dak-Sil gibi çalışarak potları kapatmak veya hafifletmek oldu.

***

Şimdi gelelim AKP dönemindeki durumlara.

1) İçte Batılı hukuk ve demokrasi diye kavram bile kalmadı ve bu felaket artarak büyüyor, daha da büyüyecek.

Özetlemesi bile felaket. Büyük çoğunluğu darbeyle hiç ilgisiz 113.260 memurun “Allah’ın bir lütfu” sayesinde sorgusuz-sualsiz-savunmasız görevden alınması ve yaklaşık yarısının tutuklanması. Tutuklamayan yargıçlara tenzil-i rütbe, sürgün, hatta tutuklama. Fotoğraflarda da görüldüğü gibi ağız-burun yamultan işkenceler. Atılanların emekli ikramiyelerine el konması. KHK’yle kayyıma devredilen holding mallarının üçüncü kişilere haraç mezat satılması. 5.295 akademisyenin sorgusuz-sualsiz kovulması. Bir savcının kamyon tarafından ezildiğini internette 52 saniye süreyle “Savcıyı kamyon biçti” diye veren Cumhuriyet.com.tr genel yayın yönetmeninin “terör örgütü propagandası yapmak”la suçlanıp 150 kadar gazetecinin yanına atılması. Siz tamamlayın.

Tabii ki, Batılı değerlerin yerine, “yerli ve milli” eğitimde evrim kavramının çıkarılıp atılması türünden “Ortadoğu değerleri”nin benimsenmesi.

***

2) Dışta, bölgeyle ilgili olan bütün devletlerle kavgalıyız: Aynı anda ABD’yle, Rusya’yla, İran’la, özellikle de hukuk ve demokrasi deyip durdukları için B. Avrupa ülkeleriyle.

Ve tabii, IŞİD’le mücadele bahanesiyle ordu sokup cumhurbaşkanını düşürmeye ve Kürtlerini bombalamaya giriştiğimiz Suriye’yle ve zorla üs kurduğumuz Irak’la.

Bütün bunlar süper devlet ABD ve Rusya’yla açıkça zıtlaşarak. Hiçbir meşruiyet aramaksızın.

Unutmadan: Bölgeyle ilgili olanlar yetmiyor, olmayanlarla da kavgalıyız: Bulgaristan, ülkesindeki seçimlere müdahale edildiği gerekçesiyle Ankara’daki büyükelçisini geri çekti. İsviçre, MİT’in Türkleri rahat bırakmasını istedi çünkü Diyanet’in bazı imamları çok sayıda ülkede Türkiyelilerle ilgili casusluk yaparken yakalandı ve yargılanmamak için anavatana kaçmış durumda.

Kavga yetmiyor, tehdit de ediyoruz. Başdanışman ordusundan İ. Çevik: “Türkiye bunları Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ‘bir gece ansızın vurur’ ve bundan ABD askerî unsurları da zarar görebilir”.Şarkının sözleri Ümit Yaşar’ın. Şu sözlerse Putin’in: “Suriyeli Kürtlerle çalışmayı sürdüreceğiz”.

İncirlik’teki askerlerini ziyaret edemeyen Almanya Ürdün’deki üsse taşınacaklarını açıklıyor, dışişleri bakanları “Şantaj kabul edilemez” diyor. Almanya Türkiye’ye tank satışını yasaklamış durumda. Bu arada, Kürtleri engellemek için yedi aydır büyük gürültüyle sürdürülen Fırat Kalkanı “başarıyla sonuçlan”dığı için ansızın ve 71 şehitle sonlandırılıyor.

Erdoğan ABD yolunda iken Beyaz Saray PYD’li Kürtlere “ağır silahlar” vereceğini açıklıyor. Pentagon ekliyor: “Bunları geri toplamayacağız”. Bu sırada Kongre’deki her iki partiden Trump’a tek kelimeyle vahim bir mektup gidiyor: “Dikkat et, mahkemeleri kullanarak ifade özgürlüğünü boğdular”. Bu yüzden aşağılama da çok vahim: Dış İlişkiler Konseyi Başkanı R. Haass, "Erdoğan ziyaretini iptal ederse büyük bir kayıp olmaz" diyor.

Nitekim “zirve” 20 dakika sürüyor. Yani çeviri yapıldığı için 10 dakika. Ne gam; önemli olan iç tribünler görsün diye Beyaz Saray’da “resim çekilmek”. (Çeviride yaşanan “skandal” ve korumaların aynen Şubat 2016’da Ekvador’da olduğu gibi ağız-burun dağıtmaları, ayrı bir yazıda ele alınmayı gerektirecek kadar önemli).

***

Devletler bi yana, bütün uluslararası örgütlerle kavgalıyız.

NATO Gn. Sekr. Stoltenberg gözaltı ve görevden uzaklaştırmalara gönderme yaparak, Türkiye'yi "hukukun üstünlüğüne uymaya" çağırıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri El Hüseyin çok zarif bir dil kullanıyor: “Görevden uzaklaştırma ve ihraç vakalarının hepsinin hukuki standartlara uyduğunu söylemek çok zor.”

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB rüyasının şimdilik sona erdiğini açıklıyor. Avrupa Konseyi PM Türkiye’yi yeniden siyasi denetime alıyor, Çavuşoğlu “Pişman olacaklar” diyor. AGİT heyeti referandum hakkında çok olumsuz bir rapor yazıyor, Erdoğan cevap veriyor: “Haddinizi bilin, o raporu külahımıza anlatın! Artık sür eşeğini Niğde'ye!”

AİHM’ye Türkiye’den yapılan başvurular 2015’te 8.450 iken 2016’da 12.600’e çıkıyor ve Türkiye, aleyhine en çok ihlal kararı verilen ikinci ülke unvanını kazanıyor. 

Venedik Komisyonu Türkiye’de yargı bağımsızlığına açıkça müdahale edildiğini, Tek Adam rejimini engelleyecek mekanizmaların bulunmadığını ilan ediyor. Uluslararası Yargıçlar Birliği, bu raporu görünce “dehşete düştük”lerini ifade ediyor.

Fransa’nın ünlü resmî araştırma kurumu CNRS, TÜBİTAK’la ilişkileri donduruyor. Spor eksik kalmasın: UEFA, tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonasını düzenleyecek ülkelerde “insan haklarına saygı kriteri” aranacağını açıklıyor.

Osmanlı dönemi dahil, Türkiye hiç bu kadar dışlanmadı. “Sıfır Sorun” filan derken her açıdan “Sırf Sorun” olduk. Çevremizdeki 6 ülkede büyükelçimiz bile yok.

***

3)Gelelim T.C. Dışişleri’nin çok özel rolü konusuna. Özetle: Bitti. Artık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Diyanet filan var. Artık Dışişleri sadece Tek Adam’ın talimatlarını dışarıda uygulama bakanlığı; dış politika kurgulama bitti. Onun yerine, politikacıların terini kuruluyor: Artık Dak-Sil değil Ter-Sil rolünde.

Bırakın Batıcılığı ve Dengeciliği, bırakın Dışişleri Bakanlığı’nı, artık Türk dış politikası kalmadı efendim.Tek Adam’ın dediğine hınk diyen iç politikanın silik fotokopisinden ibaret artık. Yerini Kalın’lı, Akar’lı, Fidan’lı “Değerli Yalnızlık”a, “Ahlaki Realizm”e, “Girişimci ve İnsani Dış Politika”ya bıraktı...

***

Sizi bilmem, yazarken benim içim karardı. Ama hayat böyle çekilmez. Yeni bir fıkra duydum, çok matrak, onunla bitirelim de neşemizi bulalım.

Uzun zaman birbirini görmemiş iki yakın arkadaş buluşmuşlar, hal hatır soruyorlar, biri demiş ki, “Benim kız çok kabiliyetli çıktı. Patronu çok takdir ediyor. Hep yurtdışı seyahatlere götürüyor, durmadan hediyeler alıyor. Bir yıl içinde maaşını da üç misline çıkardı. Senin kız ne alemde?”

Öteki boynunu bükmüş: “Valla”, demiş, “benimki de öyle oldu ama ben senin kadar güzel anlatamam.”

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive