Baskın ORAN



Bookmark and Share

Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf


15.7.2017 - Bu Yazı 1257 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çoktan seçmeli bir testle başlarsak: Herkesin önünde ağır hakaret gören “normal” Türk insanı “genellikle” neler yapabilir?

a) Gidip hakaretçiyi döver hatta fazlasını yapabilir; b) Hakaret edene hakaret edebilir; c) “Hakaretini misliyle iade ediyorum” diyebilir; d) Hakaret davası açabilir; e) Hakaret eden güçlü bir kişiyse sineye çekip oturur.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan benim de içinde olduğum Barış Bildirisi imzacılarına TV’lerden günler boyu ağır hakaretler etti: alçak, zalim, cahil, tiksinti verici, kin kusucu, hain, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız güruh, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş, kapkaranlık aydın müsveddeleri . Bunlar kendisine söylenseydi, söyleyen şahıs cezaevini kanuni ikametgah yazardı. 

Ben yukarıdakilerden (d) şıkkını tercih ettim: Erdoğan’a 25.03.2016’da hakaret davası açtım. Şu anda Yargıtay’da. Oraya gelene kadar hangi hukuki aşamalardan geçti anlatayım, bu özete dayanarak Yargıtay’ın nihai kararının ne olabileceğine ilişkin bir test daha önerebilirim yazının sonunda (aşağıdaki tırnak içindeki italik kısımlar mahkemelerin orijinal ifadeleridir).

***

Dosya, Ankara 3. Asliye Hukuk’a düştü. Yargıç, Adalet Bakanlığında tetkik hakimi iken ilk defa bu davaya atanmıştı. Erdoğan’ın avukatı geldi, aynen şöyle dedi: “Müvekkilimin sözleri ifade özgürlüğü çerçevesindedir”.   

Yargıç kararını aynı duruşmada (13.12.2016) açıkladı: Dava reddedilmiştir. Özetle gerekçesi:

1) Davacı [Barış Bildirisi’nde] “ağır ve haksız suçlamalar” yapmıştır; 2) “Davalı devletin başıdır ve bu sıfatla T.C.’yi ve Türk milletinin birliğini temsil eder, anayasanın uygulanmasını ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlamakla görevlidir”; 3) Bildiri’deki ifadelerin “Cumhurbaşkanı sıfatını haiz davalı tarafından yorumlanması ve eleştirilmesi doğal olup hayatın akışı gereğidir.” [Bu sözlerin] “karşı eleştiri ve karşı görüş bildirme hakkını kullanma mahiyetinde olduğunun kabulü gerekir.” 

Kararı avukatım Oya Aydın istinafa (Ankara Bölge Adliye Mahkemesine) götürdü. Buranın 25. Hukuk Dairesi de 23.03.2017’de davayı reddetti. Özetle gerekçesi 

1) “Davalı seçilmiş devlet başkanı sıfatıyla halkın bilgi edinme hakkına hizmet etmektedir”; 2) “Davacının bildiriyi kamuoyuna açmakla kendi görüşlerini de eleştiriye açmış olduğu kanaatine varıldığından, demokratik bir toplum yönünden ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir bir sosyal ihtiyaç bulunmadığı anlaşıldığından, tüm istinaf nedenlerinin reddine”. 

***

Kararın literatüre geçecek tarafı, karardaki başka ifadeler: “Davacı, profesör unvanlı bir öğretim üyesi olup kamu görevlisidir. Davalı ise T.C.’nin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır.” 

Vahim. Çünkü: 

1) Ben “kamu görevlisi” filan değilim. Dava dilekçemde 2006 yılında emekli olduğum yani yaklaşık 11 yıldır artık kamu görevlisi sıfatı taşımadığım açıkça yazılı ve bu husus Ankara 3. Asliye Ceza’nın 13.12.2016 tarihli ret kararında da aynen yer almakta. İstinaf mahkemesi bu yanılgıya niye düşüyor? 

Yanılgı filan yok maalesef; bir “proje” var: AİHM’nin en önemli ilkelerinden birini ters-yüz ederek cumhurbaşkanını beraat ettirme projesi. Mahkeme o önemli ilkeyi karara yazmış da zaten: 

AİHM’ye göre; kamu görevlilerine yönelik eleştirinin sınırı sıradan kişiler için olandan daha geniştir ve kamu görevi yapan kişilerin görevlerinden dolayı kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanması gerekir.” 

Türkçesi: Ben “kamu görevlisi”yim ya, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da “sıradan kişi” ya, bana “sert, ağır, hatta incitici eleştiriler” yöneltebilir! 

2) Mahkeme, bir de, “ağır eleştiri” yöneltmesi doğal olan kişinin niteliğini yazarken “T.C.’nin seçilmiş cumhurbaşkanıdır” diyor. Sanki atanmış cumhurbaşkanı diye bişey olabilirmiş gibi. Ama daha da ötesi, Cumhurbaşkanlığı kamu görevi değilmiş gibi! 

Bu durumda istinaf mahkemesine göre, 11 yıldır artık kamu görevlisi olmayan ben “kamu görevlisi” oluyorum ki bu sıfatım yüzünden “ağır eleştiri” adı altında hakarete uğrayabileyim. Buna karşılık, en üst düzey kamu görevlisi olan cumhurbaşkanı ise “sıradan kişi” oluyor ki bu sıfatı sayesinde “ağır eleştiri” adı altında vatandaşa hakaret edebilsin! Resmen korkutucu.

***

Davanın mevcut durumu hakkında bilgi edindiniz. Teste geçebiliriz. Ama diyorsanız ki bunlar yetmez, Yargıtay’ın bu konulardaki performansı hakkında da bilgi ver, vereyim.

Bu davaya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bakacak. İfade özgürlüğü konusunda son derece demokrat bir dairedir(). Örnek olarak, bu Daire’nin, benim şimdiye kadar hakkında dava açtığım, sadece hakaret değil şiddet de içeren hangi ifadeleri hakaret ve nefret söylemi değil de ifade özgürlüğü saydığını listeleyeyim . (M. Balbay dışındakiler Azınlık Raporu’yla ilgilidir).

 

Arslan Tekin (Yeniçağ): “Bence bu adamlar dövülseydi milletin içi soğurdu”, “Sevr’ciler tekme tokadı hak etmişlerdi”, “Bölücü, ihanetçi, yalakalar”; Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız: “Toprağın bedeli kandır, gerekirse dökülür.”; Kemal Yavuz (Akşam): “Bir avuç zibidi”, “Ekmek yediğin kapıya ihanet etme, sonra nimet çarpar.”; Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek (Radikal): “Hainler korkak olur derler; peki bunlar niye bu kadar atak?”, “Siz o uydurma azınlıklarınızı alın da gidin Avrupanıza sokun.”; Prof. Özcan Yeniçeri (Yeniçağ): “Tamamen dışarıdan beslenen ve yabancıların Türkiye üzerindeki emellerinin aracı olarak hareket eden bu örgütlü azınlık unsurlar, bu güruh”, “Örgütlü entelektüel çete, şer ittifakı.”; Sırrı Yüksel Cebeci: “Bunlara Türkiyeli demek, Türkiyeli yılanlara, kurbağalara ve çakallara haksızlık oluyor.”; Selcan Taşçı (Yeniçağ): “Şu toprağa küfrederek basan var, hain desen, işbirlikçi desen var, köpek gibi, bir kemikle susan var.” 

Devam edelim: Mustafa Balbay (ART TV, 26.11.2006): “Türk aydınlarının maddî ve manevî olarak satın alınması çok ciddi bir strateji. Adını da vericem, Prof. Dr. Baskın Oran şu anda İngiltere'de özel eğitim görüyor." (Yargıtay 4. Hukuk, Balbay’ı ben Agos yazarıyım gerekçesiyle beraat ettirdi).   

Bu “ifade özgürlükleri”nin duayeni ise, açık farkla AKP eski milletvekili Süleyman Sarıbaş isimli şahıs. Azınlık Raporu konusunda TBMM’de şöyle dedi: “Azınlık arayanlar analarına babalarının kim olduğunu bir kez daha sorsunlar.” Yargıtay 4. Hukuk bunu da “ifade özgürlüğü” saydı, beraat ettirdi.  

Şimdi artık çoktan seçmeli testimize geçelim mi? Gerek yok mu diyorsunuz? Neden ki?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive