Baskın ORAN



Bookmark and Share

Dinbazın hakkından…


16.9.2017 - Bu Yazı 1494 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eski bakan Zafer Çağlayan (Patek Philippe saat) ve Halk Bankası eski genel müdürü Süleyman Aslan da (ayakkabı kutuları) dahil,NY’daki Zarrab davasında tutuklama kararı çıkınca sanık sayısı 9’a yükseldi.

‘Amerika bize düşman (aslında, herkes düşman), Yargı’ya emir verdi de iddianame düzenlendi’ diyenler de var. Hani, “Kişiyi nasıl bilirsin?” demişler, “Kendim gibi” demiş, o hesap.

Diğer yandan, kesinlikle böyle “havuz” türüne girmeyen,“yurtseverce” yazılan, ama kesinlikle yanlış olan şeyler söylemekten de kaçınmak lazım. NY tutuklamalarını bir “ulusal mesele”, hele hele de ulusal gurur vesilesi yapmak gibi bir hataya düşmemek lazım. Böyle bir yaklaşım AKP iktidarının arayıp da bulamadığı şey.

Daha somut konuşalım:

***

1) NY’da yargılananın Z. Çağlayan değil Türkiye olduğu çok yanlış. Çünkü orada yargılanan sadece AKP iktidarı. Başka türlü söyleyeyim, orada bizim devlet değil, bizim şu andaki rejim yargılanıyor.

Devlet başka, rejim başka. Devlet denen mekanizma 3 parçadan oluşur: a) Yasama (parlamento); b) Yürütme (hükümet); c) Yargı (bağımsız mahkemeler). Yürütme/Hükümet denen mekanizma bu 3’ün 1’idir sadece, yani b’nin belli bir siyasi partinin elinde bulunması olayıdır.

Tabii ki Devlet ile Rejim arasında sıkı bağ vardır. Bir rejim kendi devletini vezir de edebilir rezil de. Dış ülkeler ve uluslararası kuruluşlar devleti bir kenara koyarlar ve rejim’in davranışlarına göre tutum belirlerler çünkü uluslararası planda devleti Hükümet temsil eder.

Basit örnek: AKP iktidarının büyük demokratik reformlar yaptığı 2003-2004 dönemi sonunda Avrupa (AB) Parlamentosu 15 Aralık 2004 tarihli toplantısında tüm Avrupa dillerinde “Evet” pankartları kaldırarak (Ja, Oui, Yes…) tam üyelik müzakerelerinin başlamasını istemişti.

Tam 12 yıl sonra aynı AB Parlamentosu, AKP’nin bugün artık demokrasiyi resmen katleden tutumu karşısında 23 Kasım 2016 tarihli toplantısında aynı Türkiye için, tam üyelik müzakerelerinin dondurulmasınıistedi. Dolayısıyla, burada katiyen bir “haydut devlet” muamelesi yok.

***

2) “Kol kırılır yen içinde kalır”ı anımsatan yaklaşımlar, bugünkü Türkiye somutunda ve özellikle bu küreselleşme ortamında çok yanlış.

Türkiye’yi bir aileye benzetmek, aile fertlerinden birinin yanlış yapması halinde ailenin bunu kendi içinde telafi etmesini beklemek, yukarıda da söyledim, AKP iktidarının arayıp da bulamadığı yaklaşım. Nitekim Erdoğan hemen söyledi: “Bizim eski ekonomi bakanımıza yönelik atılan bu adımı açık söylüyorum ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik bir adım olarak değerlendiriyorum” . Daha ne desin?

Bir kere, klan deseniz tamam da, milletler aile filan değildir. Çok farklı (ve çoğu zaman çatışan) alt-kimliklerden oluşur. Devlet dediğin şeyin temel işlevi de, bütün bu alt-kimliklerin hepsine aynı saygıyı göstermek suretiyle bunların üst-kimliğe saygı duymalarını sağlamaktır.

İkincisi, aile suçu örtbas ederse en sonunda devlet devreye girmiyor mu? Ör. kan davası. Ör. ensest vuku bulmuş, bir biçimde duyulunca Yargı harekete geçip içeri atmıyor mu?

Ama Türkiye’de Yargı’ya 2011’den ve özellikle de 15 Temmuz 2016’dan beri “mecburi izin” kullandırıldığı için ülke çapındaki sakatlıkları düzeltme konusunda devletten umut zor. Onun yerine, devletin kendi imzasıyla katılmış olduğu uluslararası kuruluşlar devreye giriyor. En basitinden, AİHM. Tabiat (ve hukuk) boşluk kabul etmez.

***

3) “Bu bir dış müdahaledir ve bir egemen devlet için züldür” diyorsanız, bu, bizzat hükümetin kendi devleti için yarattığı bir züldür. İlgili kişileri Yüce Divan’a gönderecek yerde TBMM’de olayın üstünü bi oylama yapıp örterseniz böyle olur. Bu devirde dünya alem her şeyleri bilip görürken böyle şeylerin üstü örtülebilir mi hiç?

Kaldı ki, dış müdahale züldür düşüncesinin bir adım ötesi, “Bizi yurt dışına şikayet ediyorlar”dır. İki adım ötesi “Bizi emperyalistlere şikayet ediyorlar”dır. Üç adım ötesi “Bizi küffara şikayet ediyorlar”dır. Bunlar, ipliği çoktan pazara çıkmış laflar.

4) NY’daki mahkemenin sonucundan “kurtuluş” beklemek başka şey, Türkiye’de ortaya çıkması önlenen şeylerin başka bir yerde ortaya çıkmasını beklemek başka şey.

Tabii, bu arada, “hukuk ithal edilmez” demek ciddi yanlışlardan bir tanesi. Çünkü azgelişmiş ülkeler hukuk ithal ederek uygarlaşır. Bunun adına “yukarıdan devrim” diyoruz. Hukuku İsviçre’den, Fransa’dan vs. ithal etmemiş olsaydı M. Kemal, bugün hâlâ “Kadınlara Oy Hakkı!” diye yırtınıyor olmaz mıydık acaba?

***

5) Gelelim zurnanın zırt dediği deliğe. NY’daki mahkemenin tutumu ‘Madem siz yargılamıyorsunuz, biz yargılarız’ filan değil. İki şey:

a) ‘İran’a nükleer silah meselesinden dolayı koyduğumuz ambargoyu yani ABD hukukunu çiğnediniz, ABD kanunlarına göre yargılıyoruz’. Bunu her devlet söyleyebilir ve (yakalayabilirse tabii,) içeri atabilir. Ama olay bundan çok çok öte:

b) İşin içine uluslararası hukuk girmiş vaziyette: BM Anayasası Md.39’a göre, “Barış ve Güvenliğin Tehlikeye Girdiği” durumlarda BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 1) Devletlere tavsiyede bulunabilir; 2) Md.41 gereğince “silah kullanmayı içermeyen” önlemlere; 3) Md. 42 gereğince de “silah kullanılmasını öngören” önlemlere karar verebilir. Md. 41 ve 42’ye dayanan yaptırımlar üye devletler için bağlayıcıdır.

BMGK’nin, İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemeye yönelik 09.06.2010 tarihli ve 1929 sayılı bir kararı var. Daha önceki 2006, 2007, 2008, 2009 tarihli yasakları anıyor ve İran’ın bu nükleer mesele konusunda elini rahatlatacak olan ülkelere uygulanacak sürüyle yaptırım saydıktan sonra, Md. 41’e dayanarak, özellikle 23. ve 24. paragraflarında (çok çok özetle) şunları söylüyor:

“Devletler, bu faaliyetlerin İran’ın nükleer girişimlerini rahatlatacağı kanaatine vardıkları takdirde, kendi topraklarında veya egemenlikleri altındaki yerlerde İran bankaları açtırmayacak, o ülkede finansal kurumlar açmayacak, onlarla ortak olmayacak, ekonomik ve finansal alanda işbirliği yapmayacaktır

Bilindiği kadarıyla Zarrab bu BMGK yasaklarını külçe altın yollayarak aştı, Türkiye’de bazı bakanlar ve devlet bankaları da bu işi “kolaylaştırdı” . Olay o kadar şüyu buldu ki, daha 2013’te gazetelerde şemalarla anlatılıyordu.

***

Ha, unutmadan: Z. Çağlayan 29.08.2007 ilâ 25.12.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak bakan. S. Aslan da 17.06.2005 ilâ 17.12.2013 tarihleri arasında Halk Bankası’nda kesintisiz olarak genel müdür yd.ve genel müdür.

BMGK’nin yukarıdaki kararının alındığı tarihte de (2010)Türkiye BMGK’nin geçici üyesi. Karar 12’ye 2 çıkmıştı. Ret oylarından biri Brezilya’ya aitti.

Diğeri hangi devlete aitti dersiniz?

***

Son anda not: Aysel Tuğluk’un annesinin mezarına Ankara İncek’te Kürt diye saldırılması, tahriklerin derecesini ve kimin bölücü olduğunu göstermesi açısından çok anlamlı. Polis müdahale etmedi, cenaze defnedildiği mezardan çıkarıldı . Daha önce de Sırrı Sakık’ın eşi için benzer rezalet yaşanmıştı. Dibe vuruyoruz, hayırlı ve uğurlu olsun, çünkü Baba Diyalektik diye bişey var.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.04.2020
Bu zihniyet varken tümümüz koronadan gitmezsek iyidir
3.04.2020
Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi
27.03.2020
Tek Adam Rejimi Çin alfabesini tersinden okuyor
6.03.2020
Günümüzde Türk dış politikası: İç kapının dış mandalı
28.02.2020
Şehitler Tepesi ne taraf oluyor?
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
'İster inan ister inanma': Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive