Baskın ORAN



Bookmark and Share

Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk


24.3.2018 - Bu Yazı 1096 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Fetih yakındır” diye müjdelediği Afrin olayının uluslararası hukuk yönü vahim. Ama buna geçmeden önce, şu önemli ön tespitler:

1) Ülkeyi artık idare edemez duruma gelen, otomobillerin cam filmleri işini bile yönetemeyen AKP, çareyi milliyetçiliği köpürterek millete doping vermek olarak görüyor. Bunu da, Suriye’ye şimdi de askerî saldırı biçiminde uyguluyor.

Bu doping “muhalefet”i de coşturmuş vaziyette. İyi Parti zaten MHP-İOS 2.0.1.8 güncellemesi ama, CHP “Şanlı ordumuz, Çanakkale…” dendiği anda, RTE-İOS 2.0.1.8. Oysa ufak bir fark var: Çanakkale savunma savaşı idi, Suriye saldırı savaşı.

2) Korku filmi seviyorsanız, bu dopingi Türkiyeli Kürtler açısından düşünün. Şu günlerde “Çanakkale geçilmez!” edebiyatı ortalığa sis gibi çöktüğü için tam göremiyor olabiliriz ama, had safhada bölücülük bu.

Aklı başında herkes yıllardır söylüyor: Türkiye’deki 20 milyonluk Kürt kitlesini en hafif tabiriyle yabancılaştırmak hiç tekin değil. Bu insanları yarın-öbürgün nasıl entegre edeceğiz millet bünyesine? Çünkü her Allah’ın günü, bazen “inşallah” da ekleyerek, “Bugün de şu kadar kişiyi etkisiz hale getirdik” dediklerimiz, bu insanların soydaşları. Daha net algılamak için bir anlığına B. Trakya azınlığımızı aklınıza getirin.

3) Doping iğnesi önce büyük enerji verir ama sonrasında büyük tahribat yapar, üstelik, yakalanırsan diskalifiye ediverirler. Şöyle ki:

Uluslararası hukuk, iç hukukun aksine, merkezileşmemiş bir yapıya oturduğu için (“dünya hükümeti” bulunmadığı için) zayıftır, yaptırımsız gibidir. Ama bu söylediğim sadece Rusya ve ABD gibi süper güçler içindir. Onların dışındaki ihlalciler için değildir.

Türkiye de bunlardan biri. AKP yönetiminin Rusya-ABD zıtlaşmasından yararlanarak yaptıklarının ağır faturası maalesef yarın-öbürgün önümüze konulacak. Çünkü 74’te Kıbrıs Barış Harekatı deyip girdik, oradaki Türkleri güvenceye aldıktan sonra da çıkmadık, şimdi artık çıkamıyoruz. Karşılaştırma kabul etmeyecek kadar çatışmalı ve kanlı olan bu yeni duruma da Zeytin Dalı gibi barışçı bir isim koyuşumuz uluslararası hukukun vahim ihlalini örtemiyor. Görelim:

***

Dışişleri Bakanlığımız, TSK’nin Suriye’ye askerî saldırısını iki hukuki dayanakla savunuyor: 1) Meşru müdafaa ilkesi; 2) BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) terörizmle mücadele kararları. Sırayla alalım:

1) Meşru müdafaa.

BM Antlaşması Md. 51 çok özetle şöyle: “Silahlı bir saldırıya uğrayan ülke, BMGK barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alana dek, meşru müdafaa hakkını kullanır”.  

Yani, meşru müdafaa için silahlı saldırıya uğramış olmak gerek. Oysa Türkiye’nin silahlı saldırıya uğradığını söylemek biraz zor. Devletimizin sorunu o değil; güney sınırında kurulabilecek, Akdeniz’e çıkabilecek, sonra da kendisine saldırabilecek bir Kürt devleti endişesi.

Bu endişe biraz Ördek Hayri fıkrasını anımsatıyor gibi. Üstelik çok yakın geçmişte böyle bir “Kürt devleti” K. Irak’ta kuruldu ve de şu anda Ortadoğu’daki en güvenilir komşumuz: Barzani.

Peki, Hatay ve Kilis’e atılan roketler silahlı saldırı sayılmaz mı? Zor. Bu gerekçeyi kullanışımız, uluslararası toplum ve örgütler tarafından “cambaza bak” diye yorumlanıyor. Çünkü:

a) Bilumum elektronik olanaklara sahip olan TSK ve MİT bunların nereden atıldıklarını bugüne kadar kanıtlayabilmiş değil; Suriye diyen var, içeriden atılıyor diyen var;

b) Roket hikayesinin patenti, Filistinlilere karşı “meşru müdafaa” yapan İsrail’e ait. Bu durum da Türkiye’yi fazla onurlandırmıyor;

c) İnsanlar bu “hukuki gerekçe”yi biyerlerden hatırlıyor. Türk milliyetçiliğini tahrik için S. Yirmibeşoğlu ve A. Tokat gibi generallerin çok yakın geçmişte oraya buraya, hatta Kıbrıs’ta camilere bomba attırdıklarını Şubat başında uzun uzun yazmıştım.

***

2) Terörle mücadele.

BMGK’nin teröre karşı tedbir kararları var. Fakat Türkiye’nin bunları listeleyip, terörle mücadele ettiğini söylemesi kolay değil. Çünkü:

a) Batılılar terör örgütü deyince IŞİD’i anlıyorlar. Üstelik, IŞİD’e karşı tek gerçekten savaşan, K. Suriye Kürtleri. En yakın dostumuz Rusya ise PKK ve YPG’yi terör örgütü kabul etmiyor.

b) “Terörle mücadele”den IŞİD’i anlamadığımızı bizzat Erdoğan’ın ağzından Zeytin Dalı başlamadan 1 ay önce ilan ettik: “Amacımız işgal değil, terör koridorunu ortadan kaldırmak”. Nam-ı diğer, Kürt koridorunu.

c) Batılılar açıkça söylüyor: “Türkiye’nin güvenlik endişesini anlıyoruz”. Fakat derhal ilave ediyorlar: “Ama bu savunma orantılı güç kullanmalı ve ölçüyü korumalı”.

Orantılı deyince, hemen, Aziz Nesin üstadın Nutuk Makinesi kitabındaki tabirle “rakamların şaşmaz dili”ne başvuralım:

2018 başından bugüne ülkemize 52 roket ve havan düşmüş ve 3’ü Türkiyeli 2’si Suriyeli olmak üzere 5 kişiyi öldürmüş. 2017 başından hesap edersek, böyle ölenlerin toplamı 15’in altında.

Son haber: “Türkiye 700 roket atıldı dedi, BBC 26 tespit etti”. Bunların tümü Afrin’den atılmış olsa, yine de akıllara 27.03.2014’te yayınlanmış 2 numaralı ses bandı gelmeyecek mi: "Gerekirse Suriye'ye 4 adam gönderirim, Türkiye'ye 8 füze attırır savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırtırız".

Oysa, Zeytin Dalı’nın başından bu yana “etkisiz hale getirilen terörist” sayısı ben bunları yazarken 3.680 idi ve artıyor. Reuters ve AFP Afrin’de bombalanan hastaneyi yazıyor. BBC, bombardıman sonucu Afrin’deki üç bin yıllık Ayn Dara Tapınağı aslan heykellerinden geriye yalnızca pençelerin kaldığını bildiriyor.

ç) Zeytin Dalı’nda ordumuzun partneri: ÖSO. Bizzat bu örgütün çektiği videolara dayanan Ortadoğu uzmanı gazetecilere göre, bunlar “Kürtleri ve Gayrimüslimleri düşman gören eski IŞİD veya El Kaide savaşçıları”.Nitekim bu ayaktakımı Afrin düşünce ilk iş olarak Atatürk heykeli bizim için neyse Kürtler için o olan Kawaheykelini parçaladı. İkinci iş olarak da dükkanları ve evleri yağmaladı.    

d) İşimizin Afrin’le bitmediğini, sadece başladığını Erdoğan’ın ağzından 2017’den beri ilan ediyoruz: Önce ABD’nin elindeki Menbiç, ardından Irak’taki Sincar, ardından Kandil. Nihayet de, üzerinize afiyet, Kızıl Elma.Allahım, aklımı koru.

***

Espri bi yana, Suriye’yi kısmen ilhak ettik bile. Cengiz Aktar’ın derlediği bikaç haberi okuyunca, gerek meşru müdafaa gerekse terörden korunma gerekçelerimizi kimin ciddiye alacağını merak ediyor insan:

“AKP Cerablus’a gönderecek gönüllü hekim arıyor” (17.09.2016). “Türkiye’nin eğittiği polis gücü Cerablus’ta göreve başladı” (31.01.2017). “Sağlık Bakanlığı Suriye’ye yeni hastaneler kuracak” (13.02.2017). “Türkiye dünyaya mesaj vermek için Cerablus’ta askerî üs kurdu” (06.04.2017). “Türkiye’den El Bab’a 80.000 kişilik uydu kent” (23.04.2017). “PTT Cerablus’ta şube açtı” (11.10.2017).

Ve, İçişleri Bakanı S. Soylu müjdeliyor: “Azez’de, Cerablus’ta, Mare’de kaymakamımız var” (28.01.2018).

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive