Baskın ORAN



Bookmark and Share

Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi


27.7.2018 - Bu Yazı 698 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Önemli iz bırakan hocalar “efsane” olarak anılıyorlar. 

Dört gün önce, 24 Temmuz’da toprağa verdiğimiz Cevat Abi, diğer adıyla Mülkiye Dekanı (1977-82) Prof. Cevat Geray, bu sıfatı bileğinin hakkıyla kazananların başında yer aldı.

Çünkü 12 Eylül faşizminin gelmesine çeyrek kala yaşanan olağanüstü, olağandışı, çok zor zamanlarda fakültesine tereddütsüz sahip çıkmıştı.

Çok güç bir işti bu, çok güç. Bunu en azından iki sebeple tam bir yetkinlikle söyleyebiliyorum: Hem o kara günleri bire-bir ve doludizgin yaşayan kuşaktanım, hem de, bir olay’ın ardından Mülkiye dekanlık odasında cereyan eden epey ilginç bir hadise’nin tanığıyım:

Olay, 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç içinde, o tarihte Mülkiye’ye bağlı Basın-Yayın Yüksek Okulunun (BYYO) polis tarafından basılmasıydı.

Hadise ise, operasyonu yöneten albayın Dekan Prof. Geray’ı “ziyareti”. Ben odadaki üçüncü kişiyim.

***

Hadiseye geçmeden, olay hakkında kısa bir fotoğraf. Mülkiye hocalarından ve BYYO müdürlerinden Üstat Metin anlatıyor (benden iki yıl önce mezun Prof. Metin Kazancı; o da “üstat” lakabını bileğinin hakkıyla kazanmış biridir ama konuyu dağıtmayalım):

Dışarıdan pencerelere kurşun sıkılmakta. Üstat Metin, Prof. Alpaslan Işıklı’nın odasına koşmuş daha güvenli diye, orada Alpaslan’ı ziyarete gelmiş bir sendikacı var, camdan gelen kurşunlardan biri adamın bir yanağından giriyor öbür yanağından çıkıyor...

Bir şaşkınlık anı, ardından hemen adamı hastaneye götürmek için çıkışa koşuyorlar. Ama kapı duvar; öğrenciler sınıflarda ne kadar sıra vs. varsa getirip yığmışlar; resmen barikat. Polis dışarıdan yükleniyor, çocuklar içeriden.

(Merak ettiyseniz: Öğrenciler kapıyı bi biçimde aralıyorlar, yanağından kurşun yiyen sendikacı gönderiliyor, zaten polisler de çekilmişler, olay kapanıyor…)

Artık bilmiyorum, “bitiş” açısından olay ile hadise arasında bir ilişki var mıydı. Onu yorumlamak için Dekanlık odasına geçmek lazım.

***

O tarihte Fakülte Yönetim Kurulunda asistan temsilcisiyim. Cevat Abi dekanlıktan aradı, zaten odam aynı katta, hemen gittim.

Gittim ve bikaç saniye sonra makama bir albay daldı. Çünkü 26.12.1978’den beri Ankara’da sıkıyönetim var;anlaşılan operasyonu o yönetiyor.

Albay sinirden zangır zangır titremekte. Eli ve elindeki tabanca da zangır zangır bu arada. Ödüm kopuyor patlatacak diye; öyle bi durum.

Ama Cevat Abi’nin kılı kıpırdamamakta! Misafirini âlâ-yı vâlâ ile buyur ediyor. Albay ise barut. Nasıl, diye bağırıyor, nasıl içeri almazlar devletimizin güvenlik kuvvetlerini!

Cevat Abi çay-kahve-gazoz muhabbetinden başlıyor ve fazla ateşli geçen profesörler kurulu tartışmalarında yaptığına girişiyor: Sohbeti sakız gibi uzatıyor, anlattıkça anlatıyor, insanın içini bayıyor.

Ve, sinirden bütün vücudu (ve tabancası) titreyen albay yavaş yavaş yatışıyor; bağırmayı bırakıp dinlemeye, ardından da Cevat Abi’ye başını sallamaya koyuluyor…  

***

Sonra, sonra neler oluyor?

1402’liklerin hikayesini ölmeden kısa süre önce yazan sevgili kardeşim Dr. Haldun Özen’in kitabından, eşi Ülkü Ankara’dan bana Bodrum’a okuyor: “Kaptan gemiyi en son terk eder” deyip bütün baskılara yıllarca direnen Prof. Geray’a Şubat 1982’de Ankara Rektörü Prof. Tarık Somer’den bir sarı zarf geliyor: “Bugüne kadarki hizmetlerinize teşekkür ederim, dekanlığınız sona ermiştir!”

Ve son vuruş: 08.02.1983’te bir başka sarı zarfla 1402’yle üniversiteden atılıyor Cevat Abi. Yardımcıları Prof. K. Fişek ve Prof. R. Aybay’la birlikte.

O esnada dekan da, 3 kere adaylığını koyup sembolik oylar alan ve hemen Cevat Abi’nin yerine YÖK tarafından tayin edilen Prof. Necdet Serin. Neler yaptığını, ben size Mülkiye’nin yıllık telefon rehberlerinden sağlam istatistik verip özetleyeyim:

YÖK yasasından önce 147 olan öğretim üyesi sayısı, N. Serin’in tasfiyelerinden sonra 78’e düşüyor. Emekli olanları saymadan bile yüzde 47’lik bir tasfiye.

Mülkiye’de 6 doktora programından 3’ü hocasızlıktan kapanıyor. Lisansta sürüyle ders verilemez oluyor.

Bu arada YÖK, 12 Eylül faşizminin halka yaranma projesi dahilinde yüzde 41 daha fazla öğrenci alıyor ve ilkokullardaki gibi çifte tedrisat başlıyor. Prof. Doğramacı’nın çıkardığı “Beyaz Kitap”ta başarı oranının arttığıyazmakta; bu doğru, çünkü aynı yarıyılda yönetmelik 2 kez değiştirilmek suretiyle geçme notu 5’e indirilmiş vaziyette. Ara testte 9 alan öğrenci, finalde 0 (sıfır) alsa bile geçiyor.

Diğer yerleri bilmem ama, Mülkiye’de Dekan Necdet Serin hocaları odasına çağırıyor, not verirken fazla titiz davranmamalarını söylüyor. En az beş hocadan dinledim. 

***

Mukayese, anlamak için en iyi yöntemdir.

Şimdi, bugünkü dekanları düşününüz.

Şimdi, iki rejimin işten atıp açlığa mahkum ettiği insanları karşılaştırınız.

12 Eylül’de 1402’yle atılan akademisyen sayısı 77 idi, toplam olarak da 5.000 kişi. Şimdi “sivil” yönetimin attıkları yaklaşık 140.000’e ulaştı. Atılan akademisyenler Mayıs 2017 itibariyle bile 5.295 idi. Sadece 701 s. KHK’leyle 8 Temmuz’da bir gecede atılanlar: 18.632 kişi. (Kapatılan 12 dernek, 3 gazete ve 1 televizyon da işin bonüsü).

Şimdi “sivil” dönemde dava bile açamıyor insanlar. Bırakın dava açamamayı, on binlerce insan, haklarında bir iddianame bile yazılmadan (yani, yazdırılmadan) senelerdir içeride. Daha ne kadar yatacakları da belirsiz.

Tunç kural şu: Önce gözaltı, sonra tutuklama, sonra da iddianame yazmayıp içeride unutma. Senelerce. Alacağı ceza, beraat halinde bile peşinen yatırılarak.

Selam olsun sana ve senin gibilere be, Cevat Abem benim! Öte tarafta Türkiye’nin ahvalini soracak olurlarsa, dersin ki:

“12 Eylül faşizminin hocaları ihraç etmek için Prof. İhsan Doğramacı eliyle kurduğu YÖK, şimdi 3 yıl boyunca üniversitelerden akademisyenleri ihraç etme yetkisini kendisine yükleyen yasa teklifine karşı çıktı!”

Onlar anlarlar…

***

Not: Aman, iyisaatteolsunlar yanlış anlamasınlar diye hemen ilave edeyim: Şu andaki “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” rejimi katiyen faşizm falan değil. Estağfurullah!   

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive