Baskın ORAN



Bookmark and Share

Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı


16.01.2020 - Bu Yazı 225 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kalitesi ve tecrübesi Bizans ve Osmanlı’dan süzülerek gelen T.C. Dışişleri Bakanlığı, yaklaşık doksan yıl boyunca TDP’yi (Türk Dış Politikası) inşa etti ve uyguladı. İki temel ilke üzerine:

1) Batıcılık. Çünkü bu politika, 1718 Lale Devri’nden başlayarak 1839 Tanzimat’la kesinleşen temel uygarlık çizgisi;

2) Mevcut sınırları ve Batı-Rusya dengesini koruma politikası. Çünkü Ortadoğu’da taşları yerinden oynatmak fevkalade riskli. Hele de; Arap olmayan, bölgenin doğal lideri Mısır’la sürekli didişen ve üstelik de “eski efendi” olan bir devlet için.

***

Bu TDP yıllardır kayıp. Yerini, 2016’dan sonra dörtnala kalkan EDP (Erdoğan Dış Politikası) aldı. Onun da (TDP’ninkilerin tam zıddı) iki temel ilkesi var:

1) Batı’dan ve özellikle de AB’den uzaklaşıp Rusya’ya yanaşmak. Çünkü Batı kendisinden demokrasi talep ediyor, oysa Rusya’nın hiç böyle bir şartı yok: Hem Batı’yı bölmüş oluyor, hem de kendisi olmadan Ortadoğu’da kımıldaması imkansız bir müşteriye sahip oldu;

2) Dengecilik yerine, şark kurnazlığı yapıp Batı ile Doğu’yu birbirine oynamaya çalışmak. Çünkü artık “dış politika”, sırf Erdoğan iktidarını ayakta tutmaya adanmış iç politikanın, İhvan ideolojisi ve Sünni dünya liderliği amaçlı uzantısından ibaret. İktidarın, bütçesi limitsiz bir Diyanet’in yabancı ülkelerde “yerden ısıtmalı” camiler yaptırmasıyla dinî hisleri, Kürt düşmanı bir yayılmacılık yaparak da yerli ve milli hisleri tahrik aracına dönüştü.

Bu EDP, TDP’nin tam aksine, Ortadoğu’ya balıklama dalmış vaziyette. Sadece TSK’yle değil, silahlandırdığı İslamcıları maaşa bağlayıp vekalet savaşı yürüterek Suriye’ye yerleşmeye çalışıyor. Yetinmiyor, sınır ötesi operasyonlarla muhalif kaçırıyor, hatta “etkisiz hale” getiriyor.

Suriye’de tutunamayınca, bataklıktan sıyrılmak için, yine iç savaşın sürdüğü bir başka bataklığa, bu sefer deniz ötesi Libya’ya atlıyor.

Öyle bişey ki, havsala almaz: İç savaşın taraflarından Sarrac’a asker gönderdiğinden bir hafta sonra arabuluculuğa soyunuyor! Hafter’den derhal tehdit geliyor, neyse ki Rusya imdada yetişip ateşkes sağlıyor. Yandaş medya da “Türkiye Barışı” diye manşet atıp milliyetçileri dolduruşa getiriyor.

Oysa böyle yayılmacılıklar için özel şartlar lazım:

1) Ekonomin kırılgan olmayacak;

2) İçeride kamuoyun ortasından bölünmüş olmayacak;

3) Dışarıda herkesle kavgalı olmayacaksın.

Tek Adam Türkiyesi bunların üçüne de çok yabancı.

***

Bakanlık yıllardır kayıp. Yaklaşık 2010’dan itibaren, yabancı dil hatta doğru Türkçe imla bilmeyen Fethullahçı gençler “kursa yollarız” denilerek sınav soruları dağıtılmak suretiyle alındı. Davutoğlu döneminde Osmanlı’nın eski toprakları için ilan edilen “Komşularla Sıfır Sorun” ve “Yumuşak Güç” ilkelerinin, silahlı Neo-Osmanlı politika için bir kuru dere yatağı oluşturduğu sonradan anlaşılacaktı. Çünkü 15 Temmuz 2016 sonrasında Tek Adam Yönetimi başlamış, KHK’lerle tasfiye edilen Fethullahçıların yerine alınan ve amirlerine “Meraba” diye başlayan mesajlar yazacak kadar usul-erkan yabancısı gençler Bakanlığa doldurulmuştu.

TDP’nin yerini EDP alınca T.C. Dışişleri buharlaştı. Ortadoğu’da akıl almaz şeyler yapılmaya başlandı. Çünkü Bakanlık TDP’yi oluşturup uygularken politikacıları bir umman olan uluslararası ilişkiler tarihi konusunda da bilgilendirir, dış politikaya ilişkin söyleyeceklerini yazıp ellerine verirdi. Üstelik, temel uğraşları arasında, bunların kırdıkları muazzam potları bir biçimde tevil etmek, örtmek gibi son derece önemli bir işlev de vardı.

***

Yanlış anlaşılmasın, Bakanlık bürokratı tipik bir devlet memuruydu. Hükümet sonunda neye karar verirse onu aynen uyguluyordu. Ama başka bakanlıklardan ufak bir farkla: Nihai karar mekanizmasını dünya gerçeklerine göre her kademede etkilemeye çalışarak.

Sebebi: Bu bürokratlar, kentli orta sınıfın dil bilir ve iyi fakülte mezunu (Mülkiye, Hukuk…) çocuklarıydılar. Büyük titizlikle yapılan bir sınavdan geçmiş olmanın getirdiği özgüvene sahiptiler. Bakanlığa girince, aynı kültürel ve sınıfsal niteliklere sahip amirler tarafından eğitiliyorlardı. Ve dış politika, ciddi uzmanlık ve dünya bilgisi gerektiren, önüne gelenin uluorta fikir serdedemediği bir özel alandı. Bütün bunların sonucunda Bakanlık, kliantelizm belasının (“sen bana oy ver, ben oğlunu işe alayım”) nüfuz edemediği özel bir kurumdu.

Bakanlık bu tartışarak politika oluşturma işine kendi iç bünyesinden başlar ve siyaset makamına kadar ulaştırırdı. Amirlerinin yetiştirdiği gençler gerekli metni yazar, yukarıya götürür, görüşünü orada rahatça savunurdu. Aynı ilke uygulanarak bu metin başkatip, daire başkanı, genel müdür yardımcısı (= büyükelçi adayı), genel müdür derken en yukarıya, yani genel sekreter’e (eskiden: katib-i umumi) kadar giderdi. Adı 12 Eylül darbesinde “müsteşar”a dönüştürülen (ve tüm bakanlık müsteşarları arasında Gazi’nin imzasıyla tek kırmızı plakalı makam arabasına sahip kılınmış) bu en yüksek bürokrat da karar vericilere (bakan ve başbakan) çıkar, Bakanlık’ın gerekçeli görüşünü anlatırdı.

Kontrol edilemez bir sınıf hasedi sonucu “monşer” diye anılan T.C. Dışişleri artık tamamen devre dışı. Zaten T.C. Hükümeti kaldırıldı, TBMM ise konu mankeni. Artık sadece Tek Adam var.

Ama önemli değil. Cumhurbaşkanımız içimizi rahatlatıyor: “Montrö’yü kafaya takmayın yaaa”. Ulaştırma bakanımız sevince boğuyor: “Kanal İstanbul’dan yılda 5 milyar dolar bekleniyor.”

***

EDP başlayınca Bakanlık bitti ama sadece bu yüzden değil:

Tüm mekanizmasını bozdular. Usta-çırak ilişkisi ve yetişmiş orta kademe kalmadı; artık metinleri doğrudan daire başkanı yazıyor çünkü 2010’dan sonra liyakatli çırak, Fethullahçıların tasfiyesinden sonra ise çırak kalmadı. Zaten Fethullahçılar döneminde 100 dakikada 100 soruluk “ön eleme” sınavı konmuş, hatta şaka yapar gibi 100 kişi birden alınmıştı; mühendisler dahil.  

En basit görüşmede bile not tutma âdeti kaldırıldığı için, kurumsal bellek hepten yitirildi.

TDP varken, Bakanlık içinde eşgüdümü sağlayan 3 kademe vardı ve yapılan her şey bunlardan geçerdi:

1) Genel Müdürlükler içi eşgüdüm;

2) Altı genel sekreter (müsteşar) yardımcısından oluşan üst eşgüdüm;

3) Bakanlık görüşünü politikacılara ulaştıran genel sekreter.

Bunların hepsinin yerine artık üç bakan yardımcısı geldi. Şimdi Bakanlık dışından akla ziyan siyasiler “en yukarıdan” emirle büyükelçi yapılıyor. (isimleri lazım değil) Zaten Bakanlık personel genel müdürü de Bakanlık dışından artık.

Bu arada TİKA, MİT ve özellikle de Diyanet dış politikayı ele geçirmiş durumda. Ve bunların yapıp ediverdiklerini yabancı ülkeler (ör. Almanya, İsviçre) Bakanlık’a fatura ediyor.

***

T.C. Dışişleri ve TDP bu travmadan kurtulabilir mi?

1) Teşkilatı ve geleneklerini iyi bilen bir bakanın gelmesi, Tek Adam Rejimi’nin sona ermesi lazım; 2) Tamamen eski liyakat kurallarına uyarak peyderpey 300 kadar kalifiye eleman almak lazım.

Şimdilik halam ile amcam esprisine benzedi ama bu ülkede hiç belli olmaz; bunlar sağlanırsa?

Aynen “Zamanın Ruhu” (zeitgeist) gibi, tarihsel ve geleneksel kurumların da bir “Kurumsal Ruhu” vardır. Yukarıdaki iki şart oluşunca, Dışişleri yaklaşık 5 yıl sonra kendini toparlayabilir.

Aynen, her askerî darbeden sonra tarumar edilmiş Mülkiye’nin kendini toparladığı gibi.

Ve fakülte binasına tabanca doğrultup fotoğraf çektiren, sonra da “Şaka yaptım” diyen bir Ülkücü tosunu asistan yapan bu dinî darbe sona erdiğinde de, SÖKE SÖKE toparlayacağı gibi.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
'İster inan ister inanma': Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive