Bayram ZİLAN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ DEDİNİZ?


18.12.2014 - Bu Yazı 1505 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Toplumsal algı oluşturmanın en etkili yöntemlerinden birisi yazılı ve görsel medya araçlarını kullanmaktır. Bu, tabiatı gereği meşru bir yöntemdir. Kaldı ki medya da bu yüzden vardır. Ne var ki, bu gücü tam tersine de kullanmak mümkündür. İtibar suikastı yapmak için darbelere ve operasyonlara toplumsal zemin hazırlamak, toplum psikolojisini yönetmek, medyanın kendi doğal mecrası dışına çıkarak halk yararına değil, belirli yapıların çıkarlarına hizmet etmesini ima eder.

Birçok ülkede medyanın çıkar gruplarına veya üst akıllara hizmet ettiği söylenebilir. Türkiye medyası da bu gayri-ahlaki hizmetten azade değil.

Hatırlayın, Ahmet Kaya’ya yapılan itibar suikastlarını, iftira manşetlerini…

Siyasetçi, sanatçı, cemaat, sivil toplum kuruluşu, dernek veya vakıf, kanaat önderi, belirli bir çıkar grubunun hedefine girdiğinde, onu bitirmek veya yok etmek için öncelikle o kişi veya kuruluşun kamuoyu önünde itibarsızlaştırılması gerekir. Bunun için medya aracılığıyla kara propaganda, manipülatif haberler yapılır. Ve ardından hedefe ulaşılır.

1960 darbesinden 5 yıl önce, normalde 20.000 baskısı olan İstanbul Ekspres Gazetesi 6 Eylül 1955’te“Atamızın evi bombalandı” manşetiyle 290.000 adet basılarak İstanbul halkını galeyana getirmek için kullanılmıştı. 1960 darbesinin hemen akabinde Cumhuriyet Gazetesi: “Kahraman Türk ordusu bütün memlekette sabaha karşı idareyi ele aldı” Hürriyet Gazetesi: “Türk ordusu vazife başında, Silahlı Kuvvetlerimiz bütün yurtta idareyi fiilen ele aldı” Akşam Gazetesi: “demokrasiyi tesis için iktidar deviren ilk ordu: Türk ordusu” manşetiyle baskıya girmiş, gazeteyle beraber bir ‘kına’ dağıtmadıkları kalmıştı.

1971 darbesinden yaklaşık 1 ay önce, 15 Şubat 1971′de kaçırılan Amerikalı bir çavuşla ilgili haberi Hürriyet gazetesi 16 Şubat 1971 tarihli baskısında, “Tabanca, molotofkokteyli, dinamit, banka soygunları” “Nihayet Adam da Kaçırdılar” başlıklarıyla manşetten duyurmuş, ilgili haber hakkında,“Meçhul eller tarafından süratle kargaşalığa sürüklenen Türkiye’deki olaylar zincirine dün yeni bir halka daha eklenmiştir” yorum yaparak 1971 darbesine psikolojik zemin hazırlamıştı.

Medyadaki bu ‘kadim misyon’un 12 Eylül 1980 darbesinde de devam ettiğini görüyoruz.

Darbeden yaklaşık iki ay önce 7 Temmuz 1980’de yine Hürriyet Gazetesi: “Halk endişeli Çorum’da bu iş durmaz” iki ay sonra, 7 Eylül 1980’de “Bayramın kanlı bilançosu: 20 ölü Sağ kalmak zorlaştı” “Dün Malatya bugün Sivas yarın başka şehir” “Kaç kişinin nerede nasıl can vereceğini bilemez olduk” “Ölen ölene vuran vurana” “Anarşi kol gezmiyor hayula olup karşımıza dikiliyor” başlıklarıyla Türkiye toplumunu ‘bir kurtarıcıya (orduya) ihtiyacı olduğu’ hususunda ikna etmeye çalışmıştı.

Nitekim darbeden 1 gün sonra 13 Eylül 1980 sabahı Tercüman Gazetesi: “Ordu Mecbur Kaldı” Günaydın Gazetesi “Amaç Demokrasiyi Rayına oturtmak!” manşetleriyle kamuoyunu darbenin meşruluğu konusunda ikna etme çalışmışlardı.

Darbe ve Medya ilişkisinin belki de en çok gün yüzüne çıktığı 28 Şubat postmodern darbesini “Medya Darbesi” şeklinde nitelendirmek bile mümkün.

1995 seçimlerinde en çok oyu alan Refah Partisi ile DYP bir koalisyon hükümeti kurmuş, bu hükümet daha ilk ayında manipülatif haberler ve dezenformatif manşetlerle devrilmeye çalışılmıştı.

Ali Kalkancı, Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz gibi “disposable (tek kullanımlık) figüranlar” kullanılarak iktidarın irticayı hortlattığı haberleriyle Türkiye’nin şeriat tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı yalanına başvurulmuştu.

Dönemin gazetelerinden Sabah, 10 Aralık 1996’da: “Rektörler Endişeli”, 29 Aralık 1996’da Hürriyet:“Polis tarafından yapılan baskında Müslüm Gündüz’ün bir kadınla yarı çıplak vaziyette çekilen görüntüleri verilerek böyle basıldı”  2 Şubat 1997’de Sabah: (Sincan’daki Kudüs gecesi için) “Bu ne rezalet”, 12 Haziran 1997’de Hürriyet: “Gerekirse silah bile kullanırız!”,  3 Mart 1997’de Radikal: “Hocaya (T.C. Başbakanı) bir hafta süre” manşetleriyle darbe öncesinde ‘kadim misyon’larının gereğini yerine getirmişlerdi.

28 Şubat Medyası, bu açıdan yakın tarihin en büyük kirli operasyonlarından birini yapmıştı.

Medyanın üstlendiği bu ahlaksız rol hiç değişmedi, değişen sadece gömlekler oldu.

Sahneye bu defa cemaat medyası çıktı.

Hedef seçtikleri herkesi, önce kendi medyaları aracılığıyla itibarsızlaştırdılar. Ardından operasyonlara başladılar.

Ergenekon ve Balyoz Davası’nda adaletin sorgulanması ve davanın sulanması böyle oldu.

Tahşiye Davası, Türkiye’deki algı operasyonu yapan medya geleneğinin gömlek değiştirerek devam ettiğinin en tipik örneği.

Nur talebelerinin oluşturduğu gruplara nazaran daha radikal bir çizgide duran Molla Muhammed ve Tahşiye Kitapevi çevresi, Gülen Cemaati’nin hedefine girer.

Kalem kırılmıştır, Mola Muhammed ve Tahşiye Yayınevi çevresi yok edilecektir.

Ve baş döndüren algı operasyonu başlar.

6 Nisan 2009: Fethullah Gülen, haftalık sohbetinde kendi cemaatine yapılacak komplo teorisini anlatırken: “Hizbulvahşetten sonra El Kaide’yi de icat ettiler. Yarın daha başka şeyler de icat edebilirler. Mesela Tahşiye diye bir şey icat edebilirler. Hafizanallah iyi organize edebilirlerse bunları belki hakiki Müslümanlarla, kitap okuyan Müslümanların içine sokmaya çalışabilirler. Onları güçlendirmek için ellerine silah da verebilirler. Kitapların arkasındaki zatın posterlerini evlerine asabilirler… Biz nurları Haşiye yapıyoruz derler. Adlarına da Tahşiyeciler derler. Sonra Kalaşnikoflar verirler ellerine” gibi sözler sarf edererek  “Sümela’nın Şifresi”ni verir.

8 Nisan 2009: Zaman Gazetesi, “Terör örgütü üretenler yeni tezgâh peşinde” başlıklı bir haber yapar.

09 Nisan 2009: Topa Ertuğrul Özkök de girer. “Hoca durup dururken, bu konuyu niye yine gündeme getirdi?”başlıklı bir yazı yazarak kamuoyunun ilgisini Fethullah Gülen’in 6 Nisan 2009’da yaptığı sohbete çeker.

10 Nisan 2009: STV, Tek Türkiye adlı “paralel karanlık kurullar” dizisinde, “-yeni projemizin adı Tahşiye olacak. -efendim özür dilerim ama bu nasıl bir eylem planı? İlk defa duyuyoruz. –vatan gemileri üzerine yapacağımız, onları tekrar zor durumda bırakacak yeni bir iltica dalgasıdır” gibi tuhaf konuşmalar geçer.

10 Nisan 2009: Hüseyin Gülerce, “Gülen, neden uyardı?” başlıklı bir yazıyla, Fethullah Gülen’in sohbetinde geçen “Tahşiye”yi açıklamaya çalışır.

11 Nisan 2009: STV, Tek Türkiye (sanırım bu Tek Türkiye, sadece onlara ait olacak bir Türkiye) dizisinde Tahşiye ifadeleri kullanılmaya devam eder. Dizideki konuşma aynen şöyledir: “-Kullanamadan deşifre olan grup Tahşiye miydi? Tahşidat mıydı neydi onlar deşifre olmuş durumda. Bu işin arkasını bırakmayalım. İsim değişikliği yapalım, yola devam edelim mutlaka. Silahlar hep bizden mi çıkacak. Biraz da bunlar çıksın. –Bu dinci örgütün yeni ismi ne olsun efendim? –Rahle, mahle bi şey diyin işte. (…)”

26 Nisan 2009: Nuh Gönültaş, sadece Tek Türkiye adlı kriminal dizideki karanlık kurulda geçen diyaloglardan oluşan bir köşe yazısı yazarak “Tahşiye”yi toplumun bilinçaltına iyice yerleştirir.

Medya, artık kamuoyunu hazırlamıştır. İş, emniyet ve yargı ayağına kalmıştır.

Ve kırmızı butona basılır.

4 Mayıs 2009: İstanbul İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na gelen imzasız, tarihsiz ve isimsiz mektup üzerine Savcılık, Tahşiye mensuplarını takip etmek için mahkemeden izin ister.

5 Mayıs 2009: Mahkeme jet hızıyla izin verir. 7 Ekim’e kadar teknik takip yapılır.

22 Ocak 2010: Gözaltı operasyonu için düğmeye basılır. Hasta ve görme engelli olan Molla Muhammed’in de aralarında olduğu 122 kişi gözaltına alınır.

Girilen evlerin birinde, tesadüf ya, tam da Turgut Yıldırım’ın abdest almak için banyoya girdiği bir sırada polisler dolapta içinde bombaların ve fişeklerin bulunduğu bir poşet bulur. Yine tesadüf ya, o ana kadar kayıtta olmayan kameralar, poşet bulunduğu andan itibaren kayda girmeye başlar.

Medya yine iş başındadır: Operasyondan bir gün sonra “El Kaide Çökertildi” yollu haberler yapılır, manşetler atılır.

Sonra ne mi olur?

Gözaltına alınan 122 kişiden bazıları 17 ay hapis yatar. Evde bulunan bombaların Zir Vadisi ve Poyrazköy’de bulunan bombaların seri numaralarıyla aynı olduğu anlaşılır. Bombaların üzerindeki parmak izlerinin polislere ait olduğu tespit edilir.

1960’dan günümüze kadar, binlerce mağduriyet yaşandı, on binlerce hayat çürüdü…

Şimdi başa dönelim ve soralım: Basın özgürlüğü mü dediniz?

 

Twitter: @bayramzilan

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.1.2019
AK Parti, Ankara’da neler yapıyor?
23.11.2018
AK Parti’nin ‘Ak Seçim’ programı
5.9.2018
AK Parti büyük değişime gidiyor
14.8.2018
Ey sermaye sahibi!
9.8.2018
TRT’ye kimler operasyon çekiyor?
31.7.2018
Yüzyılın lideri: Başkan Erdoğan
27.6.2018
Kürt seçmen ne mesaj verdi?
5.6.2018
Yeni dönemin şifreleri
5.5.2018
Doğu ve Güneydoğu’da sahada neler oluyor?
26.4.2018
Erdoğan’ın sırtında açılan yaralar!
19.4.2018
24 Haziran 2018: Güçlü Erdoğan, Büyük Türkiye
17.4.2018
Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?
5.4.2018
2019’da Var mısınız? Yok musunuz?
3.4.2018
Erdoğan, Kürtlerle köprüleri attı mı?
29.3.2018
Sivil iktidara ayak uyduramayan bürokratlar
22.3.2018
İttifakın oy pusulası AK Parti’nin aleyhine mi?
20.3.2018
Diyarbakır ve Mardin Kongrelerinde ne oldu?
13.3.2018
Erdoğan’a kurulan iki kumpas
8.3.2018
Erdoğan’ın karşısında ne diyeceksiniz?
6.3.2018
Erdoğan’ı dünya liderliğine taşıyan sosyoloji
1.3.2018
AK Parti’ye zarar veren ahlaksız troller!
22.2.2018
Biji Tayyip Erdoğan!
16.2.2018
ABD’den Afrin’e açılan tünel
7.2.2018
CHP’nin İstanbul planı ne?
2.2.2018
Seçim barajı yüzde 15’e çıkıyor
27.1.2018
Kürtler Afrin Operasyonunu neden desteklemeli?
13.1.2018
AK Parti ve MHP, Yerel ve Genel Seçimlerde ne yapacak?
3.1.2018
2018’de Türkiye siyasetini neler bekliyor?
30.12.2017
Milletvekili Seçimi 2018’de, Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2019’da
8.12.2017
Bize Cumhurbaşkanımız yeter!
6.12.2017
ABD’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup
2.12.2017
Erdoğan’ı kuşatma operasyonu
21.11.2017
AK Parti’nin altını oyan bürokratlar kimler?
14.11.2017
Diyarbakır’da neler oluyor?
7.11.2017
AK Parti’ye en çok “medya” oy kaybettiriyor!
2.11.2017
Külliye’deki resepsiyonların artıları ve eksileri
27.10.2017
Siyasi Artıklar Partisi (SAP)
25.10.2017
Yenilenme sürecinde AK Partililere düşen?
20.10.2017
Gökçek ne zaman istifa edecek? Yerine kim gelecek?
17.10.2017
Erdoğan neden “değişim” istiyor?
13.10.2017
Medyadaki metal yorgunlukları
10.10.2017
Afyon kampında neler oldu?
8.10.2017
Referandumun Türkiye Kürtlerine izdüşümü
21.9.2017
AK Parti eleştirisi ve savunusunda marjinalleşmek
8.9.2017
Kayyımlar, Bölge Teşkilatları ve 2019
28.8.2017
AK Parti’nin 998 günlük fetret dönemi
23.8.2017
26 Ağustos, Malazgirt ve Bilal Erdoğan
15.8.2017
Ak Parti ve Kürtler
12.8.2017
2019’daki “iki sandık” tehlikesi!
1.7.2017
AK Parti kongrelerinde süreç nasıl işleyecek?
21.6.2017
Erdoğan’ın arkasında mısınız? Değil misiniz?
13.6.2017
Daraltılmış Bölge Seçim Sistemi geliyor
31.5.2017
AK Parti, 'artı 1'i nasıl alır?
24.5.2017
Reformcu Erdoğan Dönemi
17.5.2017
AK Parti’nin Kardeş Belediyeleri
3.5.2017
Yeni dönemde Ak Parti’nin Doğu ve Güneydoğu teşkilatları
25.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup
18.4.2017
Evet, kazandık. Ama şimdi şapkayı öne koyma zamanı!
15.4.2017
KÜRTLERDEN BÜYÜK BİR SÜRPRİZ GELİYOR
12.4.2017
Karadeniz'in Nabzı
7.4.2017
Başbakan Yıldırım ile Van’da neler yaşadık?
12.8.2015
Şimdi, 100 yıl önceki coğrafyaya dönme zamanıdır
5.8.2015
Seçimler “parmak izi” ile yapılsın
29.7.2015
Bugün artık Kürt sorununun sebebi PKK’dır
17.7.2015
Koalisyon mu tekrar seçim mi?
2.7.2015
HDP'nin profesör seçmenleri
18.6.2015
Kürtler Ak Parti’ye neden reaksiyon gösterdi?
14.6.2015
Dindar Kürtler AK Parti'den korktu mu?
10.6.2015
Yeni bir Ak Parti ile yola devam
3.6.2015
Düşünenler için ibretlerle dolu bir seçim
29.5.2015
Başbakan Davutoğlu ile 2 gün, 6 miting
13.5.2015
Kenan Evren Diyarbakır cezaevi’ne gömülsün
6.5.2015
HDP kürtleri kaybediyor
21.4.2015
Öz yurdunda bir parya: Mehmet Akif
12.4.2015
Listelerin anlamı
01.04.2015
2017’de erken genel seçim var
26.03.2015
Son yaşananlar bir “kriz” mi?
24.03.2015
Cihangir kuşatması altında barıştan utanmak
12.03.2015
Barış treni kalkıyor
10.03.2015
Birinci Cumhuriyet enkazının altında kalanlar: 1-Ahmet Altan
24.02.2015
Dünden bugüne Süleyman Şah
12.02.2015
Sayın Erdoğan yalnız değilsiniz. Arkanızda milyonlarca “fidan” var.
05.02.2015
2015 SEÇİMLERİNDEKİ KİRLİ PLAN
04.02.2015
Yeni Türkiye’nin mütemmim cüzü: Sivil Anayasa
27.01.2015
DAVUTOĞLU’NUN DİYARBAKIR MENİFESTOSU
21.01.2015
CHP, MHP VE HDP BİRLEŞSİN
15.01.2015
Bir öğütme makinesi olarak liberalizm
13.01.2015
KÜRESEL 28 ŞUBAT SİNEMALARDA
30.12.2014
Müzeyyen Senar ve Putin “yalaka” mı sizce Sayın Kılıçdaroğlu?
18.12.2014
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ DEDİNİZ?
17.12.2014
YENİ TÜRKİYE, SAFRALARINI ATIYOR
13.12.2014
Nişantaşı kibri ve mahalle baskısı
02.12.2014
ZORUNLU ASKERLİK KALDIRILSIN
01.12.2014
İki Kutuplu Türkiye siyasetine hoş geldiniz
25.11.2014
BİR KÜRT OLARAK BEN NE İSTİYORUM?
18.11.2014
ÖZ YURDUNDA BİR PARYA: AHMET KAYA
14.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-2
13.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-1
11.11.2014
Seküler güçler kalmadı, Hello Kitty verelim ablama
07.11.2014
SAVAŞA DEĞİL BARIŞA BAK.!
28.10.2014
PKK bugün Kürt meselesinin sebebidir
19.10.2014
7-8 Ekim Olayları’nın Z raporu ve yeni bir perspektif
08.10.2014
SİZ NE YAPIYORSUNUZ EY TÜRKLER VE KÜRTLER!
30.09.2014
CHURCHİLL’İN CETVELLE ÇİZDİĞİ SINIRLARIN İFLASI
23.09.2014
YERLİ YÖNETİM, GÜÇLÜ TÜRKİYE
18.09.2014
ANADİLİME DOKUNMA
15.09.2014
Muz demokrasisi ihracatçısı: ABD
02.09.2014
Mühendisler Tarihinin Sonu ve Sünnetullah
28.08.2014
2. AK PARTİ DÖNEMİ
21.08.2014
YENİ TÜRKİYE PROSPEKTÜSÜ
20.08.2014
YENİ TÜRKİYE YENİ AK PARTİ
14.08.2014
YENİ TÜRKİYE’NİN MOTTOSU: TÜRKİYELİLİK
06.08.2014
KÜRTLER NEDEN ERDOĞAN’A OY VERMELİ?
01.08.2014
Diyarbakır’dan Hegelci bir Pozitivist geçti.
29.07.2014
Pensilvanya Kantonu’nun Otonom Polisleri
21.07.2014
EY YİĞİT KADIN, RACHEL…
18.07.2014
SİZ “VİCDAN BİLİRKİŞİSİ” MİSİNİZ?
16.07.2014
OYUM EKMEL BEYE, ÇÜNKÜ…
10.07.2014
Heybeden Rejim Bekçisi İsmail Hakkı Çıktı
08.07.2014
KİME OY VERECEKSİNİZ?
03.07.2014
1.CUMHURİYETİN SONU
01.07.2014
CHP’nin siyasal namusu ve Deniz Baykal
26.06.2014
Meğer İhsanoğlu Kağıttan Adaymış
25.06.2014
Eski Türkiye’ye veda virajları
20.06.2014
ÇATI DEĞİL “UYDU” ADAY
17.06.2014
Ortadoğu kilidini açacak anahtar: Türk-Kürt İttifakı
12.06.2014
ÇÖZÜM SÜRECİNDE YENİ BİR YOL?
10.06.2014
KÜRTLERİN TEPESİNDEKİ DEMOKLES KILICI
08.06.2014
Kürtlerin 2. Kemalizm Dönemi
06.06.2014
ÖCALAN İLE HDP ARASINDAKİ MAKAS
03.06.2014
Laik kibrin yeni hastalığı: Obsesif-Kompulsif Erdoğan Bozukluğu
29.05.2014
ÖCALAN, ÇOCUKLARI İADE EDECEK
25.05.2014
Vesayetin yeni sürüm yaşam kaynağı: Aleviler 2.0
20.05.2014
İSTİFA ETMEK BİR YENİLGİ MİDİR?
19.05.2014
Türkiye'nin McDonald's solcuları
13.05.2014
Yeni Türkiye'nin Cenne Çamurcuları
04.05.2014
GAME OVER TÜRK SOLU
29.04.2014
Emekliliği geçmiş liberallerin Erdoğan'la imtihanı
27.04.2014
YENİ SÜRÜM VESAYET: AYM 2.0
23.04.2014
1.CUMHURİYETİN ÇILGIN ÇOCUKLARI
21.04.2014
HER TÜRLÜ YASA İTİNA İLE İPTAL EDİLİR
15.04.2014
Resmi ideolojinin emniyet sübabı olarak AYM
13.04.2014
Ak Parti Olağanüstü kongreye gitmeli (mi?)
08.04.2014
BDP; Türkiye’deki muhalefet boşluğunu doldurabilir mi?
06.04.2014
Türkiye’nin Acil İhtiyaç Listesi: 1-Muhalefet
01.04.2014
SANDIKTAN NE ÇIKTI?
25.03.2014
TWİTTER CIVITTI MI?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive