Merhaba


06.02.2013 - Bu Yazı 4272 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Ben 94 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul’da boğaz gören bir evde oturduğum için bir defasında gazeteci bir tanıdığım beni eleştirmişti. Söylediği şuydu; ‘İnsan boğaza bakarak Kürt sorununu anlayamaz’. Yaptığı eleştirinin haksızlığına sonrasında kendisi de ikna oldu. Ama o gün, o gazeteciye verdiğim cevap hala aklımda; ‘Ben İstanbul’da boğaza baktığımda dağ görüyorum’ dedim. Sahiden bir Kürt olarak dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, hangi sınıf ve mevkide olursanız olun en nihayetinde aklınızda hep bir dağ oluyor. Uyanıkken yoksa, rüyalarınıza sızıyor o dağ. Sizi uykusuz bırakacak kadar güçlü bir coğrafi imge.

Ve çok şey anlatıyor.

Bundan iki sene önce PKK’lı gerillalarla yaptığım röportajlardan derlediğim kitabın adını da ‘Dağın Ardına Bakmak’ koymuştum. Çünkü sadece hayatınıza değil, muhayyilenize de bu kadar etki eden bir dağ varsa, onun ardında olup bitenlere kayıtsız kalamıyorsunuz. O dağların ardında kardeşlik bağıyla bağlı olduğunuz kimselerin yaşadıkları sizi bir düzeyde ilgilendiriyor. Kaygılanıyorsunuz, seviniyorsunuz, öfkeleniyorsunuz.

Bu köşede yazmaya karar vermeden önce defalarca Erbil, Kerkük, Selahattin, Mahmur, Kandil ve diğer bazı şehirlerde bulundum. Duyduğum merak, bir gazetecinin yahut bir yazarın merakından daha derindi. Çünkü orada hala devam eden zorluklara rağmen insana kendini iyi hissettiren, heyecan verici bir gerçeğin biçimlendiğini biliyorum.

Ben coğrafyanın da bir kaderi olduğunu düşünürüm hep. Kürtlerin kaderi, bu dönemde onlara muazzam imkanlar sunuyor. Bu imkanın nasıl bir inşaya zemin yarattığına tanıklık ediyoruz artık.

Kürtlerin tarihsel kaderinin değiştiği bu günlerde aramıza çekilen sınırın ötesinden ses vermeyi çok önemsiyorum. Çünkü her ne kadar uzak düşmüş olsak da, tıpkı benim boğaza bakarken dağ görmem gibi, sizler de kuzeyde yaşayan Kürtleri ve onların hayatını merak ediyorsunuz. Sizin sırtınızı yasladığınız dağların da bir deniz özlemi vardır diye düşünüyorum. Birbirimize duyduğumuz bu merak ve ilginin ontolojik bir gereksinim olduğu muhakkak. Bu merak yeni de değil üstelik. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum. Dedem, yaşadığımız köyde, yıldızlarla aydınlanan gecelerde gizlice eğilip kaçak radyo istasyonlarından Molla Mustafa Barzani’nin mücadelesini dinlerdi. Molla Mustafa Barzani’nin, o cızırtılı radyo istasyonundan bize kadar gelen mücadelesi ile gurur duyardı. Bizler, sınırın bu tarafında olan Kürtler, güçsüz ve dilsizdik belki. Ama dağların ardında Kürtlüğün gururunu yücelten birileri vardı.

Dedemin ve köydeki yaşlı adamların duyduğu o gurur, bugün benim kuşağımda devam ediyor. Sebep ne olursa olsun orada yaşanacak her olumsuzluk canımızı yakıyor. Olumlu gelişmelerle de gurur duyuyoruz. Bu nedenle adeta bir bebeğin emeklemesi gibi üzerine titrediğimiz Kürdistan fikrinin kalesi olan Erbil’de çıkan Rudaw’a yazmak, benim için çok değerli. Bunu yaparken biraz da nostaljik bir melankoli hissediyorum. İçimden keşke diyorum, dedemin kuşağında olanlar bu günleri görebilseydi. Onların cızırtılı radyo istasyonlarından gizlice kulak verdikleri dağların ardındakiler bugün tüm dünya ile entegre olmak için kanatlanıyor. Bu kanatlanıştan gurur duyup, yanında durmak bana önemli geliyor. Çünkü Kürtler nasıl dünyayı hak ediyorlarsa, Dünya da Kürtleri hakkediyor.

Bu köşede her hafta Türkiye’den bir bakış sunmaya çalışacağım. Tabii bunu yaparken, aramızda bulunan mesafeyi düşündüğümde heyecanım artıyor. Kürdistan dağlarından İstanbul boğazına uzanan coğrafyada, Kürtler hak ettikleri geleceği inşa etmeye uğraşırken omuz omuza durmak artık bir tercih bile sayılmaz: Bu sadece tarihsel bir sorumluluk da değil; çok daha önemli, derin insani bir ihtiyaç. Çünkü Kürtlerin bir özne olarak modern tarih sahnesine çıkışının bedelleri çok ağır oldu. Bugün, ödenen tüm o bedellerin bilincinde olarak sizlere merhaba diyorum. Rojbaş hevalen heja…

http://www.rudaw.net

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.04.2020

Ölüm hangi boşluğu doldurur?

27.03.2013
Türkiye’nin Kürt Sorununa Yeni Bir Tanım İhtiyacı
27.02.2013
Eşit Miyiz?
06.02.2013
Merhaba
18.01.2013
Barışa hazırız ama nasıl bir barış?
1 0
Ad Soyad Giriniz... 08.02.2013 - 20:04:42
kişi nereye bakarsa orayı görür . Bakmakla görmek farklı görüşler. Bakışlarınız görme alanınızla ters orantılı olmasın.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,37
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive