Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar


10.03.2014 - Bu Yazı 1662 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kutuplaşmayı nasıl tarif edersiniz? Hayat ustam Tarhan Erdem’e göre kutuplaşmak “yalnızlaşmak” demek. Her kutup, her küme kendi içine kapanıyor, diğerleriyle ilişki ve iletişim yollarını kapatıyor. Bu içe kapanma giderek ötekileştirmeyi, şeytanlaştırmayı, nefret diline ve manevi şiddete sığınmayı ve asıl önemlisi yalnızlaşmayı üretiyor.

Sanırım bir başka tanım da geçerli. Kutuplaşırken yalnızlaştığımız kadar “yabancılaşıyoruz”. Önce bir birimize yabancılaşıyoruz. Daha da kötüsü kutuplaşmanın ürettiği duygusal ve zihinsel ambargo nedeniyle giderek kendimize de yabancılaşıyoruz

Sözde yerel seçimlere yaklaşıyoruz. Hiç birimiz, ne adaylar, ne partiler, ne entelektüeller, ne medya ne de seçmen yerel sorunları konuşuyor. İstanbul’un su sorununu, Konya ovasının kuraklığını, Muğla’da kıyıların betonlaşmasını konuşan neredeyse yok. Gündelik hayatın ihtiyaç ve taleplerini konuşmuyoruz. Yüksek siyasetin ürettiği gerilimleri, her bir köy kahvesinde, kasaba meydanında, televizyon ekranında, gazete köşelerinde yeniden, yeniden üretiyoruz.

Kendimize, kendi sorunlarımıza, ihtiyaçlarımıza, taleplerimize yabancılaşıyoruz.

Bu ıssızlaşmak demek. Müzakere yerine münakaşayı ve münazarayı öne almak demek. Bu umuda değil öfkelere teslim olmak demek. Kimimiz kibrimizle, kimimiz çaresizliğimizle, kimimiz de omurgasızlığımızla her gün biraz daha kendimizden, hayattan, umuttan ve toplumdan uzaklaşıyoruz.

Entelektüel dünyaya, üniversitelere, medyaya ve hele sosyal medyaya bakınca nasıl bir kuraklık içinde olduğumuzu görüyoruz her gün.

Biz okumuş yazmışlar böylesi bir ruh haline teslim olmakta sakınca görmüyoruz ama önce karşımızdakilerin, ötekileştirdiklerimizin ve hele sade vatandaşın başka yerden bakmasını, düşünmesini, davranmasını bekliyoruz.

Kendi elektronik posta eklerimizde, belgelerim klasörlerinde küfürnameler biriktirip, protesto listeleri yapıyoruz da karşımızdakilerin de aynı şeyi yapıyor olduklarını fark etmiyoruz.

“Neden bu hale geldik”, “ne olacak” ya da “bu durumdan nasıl çıkılacak” türü soruların tek bir cevabı yok. O nedenle çarpıcı gibi görünse de böylesi sansasyonel sorular yanlış. Çünkü ne toplum ne de hayat bir kelimeye sığdırılabilecek kadar sadelik ve basitlikte. Aksine, bugünün hayatı ve toplum çok daha karmaşık;  çok boyutlu, çok eksenli, çok aktörlü, çok kimlikli…  Bu nedenle de her tür dinamik, hayatta ve toplumda aynı anda çalışıyor.

Tek, tek bu dinamikleri anlamaya çalışabiliriz. Ancak toplum karmaşık mekanizmalı bir saat gibi… Parçalarının her biri tek başına saatin işleyişini anlatamadığı gibi bireyin bilgileri de toplumun yapısını açıklamıyor. Hele tek, tek bizim zanlarımız hiç açıklamıyor. Bütünü bütün yapan aslında parçaların birbiriyle ilişkisi. Artık bazı açıklamalara, “A veya B” olarak değil “A ve B” diye bakmak bütünü daha kolay anlamamızı sağlıyor. Yani ilişkileri, bağlantıları aramak gerekiyor.

Ak Parti karşıtlarına bakmadan yandaşlarını anlamak ya da yandaşları dikkate almadan karşıtları açıklamak bugün artık mümkün değil.

Bu nedenle ilişkiler, kültürel aidiyetler, inanç grupları, cemaatler, topluluklar gibi farklı aidiyet, ilişki ve ağları anlamaya çalışmak daha önemli. Şimdiye dek bu ilişkileri ve genel olarak ülke ve toplumdaki değişimi, tercih ve davranışları siyaset üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştık çoğunlukla.  Artık ilişkileri, eğilimleri, “neden”, “niye”, “nasıl” sorularıyla beraber ele almak,  gündelik hayatımızda ve zihin haritalarımızda değişenleri ortaya çıkarmaya çalışmak gerekiyor. Yani sosyolojik dip dalgalarını, toplumsal zihin haritasında değişenleri, karmaşıklığı ve karmaşıklığın mimarisini anlamaya çalışmak gerekiyor.

Yoksa geldiğimiz noktadan çıkış giderek zorlaşıyor. Ve asıl önemlisi giderek çıkış umuduna da yabancılaşıyoruz.   

Toplumu anlamak özellikle tepkilerini analiz edebilmek için şimdiye kadar ki devlet-toplum ilişkisine ve bu ilişki üzerinden toplumun geliştirdiği davranış kodlarına bakmalıyız. Ya da toplumu anlamak için, egemenlerle, güçlü olanlarla ilişkisinin tarihsel olarak nasıl geliştiği, hukukla ve yargıyla ilişkisi ve deneyimi, hak talepleri konusundaki bin yıldır yaşadıkları daha açıklayıcı ipuçları veriyor.

Seçmen dediğimiz bireyler ve toplumun zihni seçim süreci başında beyaz bir yaprak kadar boş değil. Deneyimleri kadar diğer kurumlarla, yapılarla, kimliklerle ilişkileri ve bu ilişkiler içinde geliştirdiği bazı davranış kodları var.

Son yıllarda yaşanan kutuplaşma “her zaman böyle gerilimlerimiz vardı” açıklamasından daha öte bir anlam taşıyor. Evet, bir bakıma bu topraklarda büyük kümeler şeklindeki farklı aidiyetler, farklı değer setleri, farklı inançlar olmuştu. Ama hiçbir zaman kümeler ve farklılıklar birbirlerini düşman görmemişlerdi.

Mücadele birbirleriyle olmaktan öte egemenlerle, devletle ve hayatla olmuştu. Şimdi yaşanan ise herkesin ihtiyaç ve talepleri karşısında diğerlerini engel görmesi. Ve giderek kimliklerin ve kümelerin cüretkarlaşması, birbirine karşı manevi şiddet ve nefret dilini siyaset sanmaları.

Bir sonraki uğursuz aşamaya geçmeden herkesin, özellikle de bu farklılıklar içinden siyaset yapanların, yazıp çizenlerin ve konuşanların kendilerini ve diğerlerini bir kez daha düşünmelerini ummak istiyorum. Çünkü bu gerilim üreten aşamadan çıkışın, her bir taraftaki, diğerlerini de dikkate alan yeni bir düşünme biçiminden olabileceğini düşünüyorum. Her bir kimlikteki, kutuptaki yeniden düşünüşlerin ve bunlar arasındaki yeni ilişki ve diyalog zeminlerinin huzurlu bir geleceğin anahtarını üretebileceğine inanıyorum. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8