Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?


27.4.2017 - Bu Yazı 759 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Referandumun kapsamlı sayısal analizlerini KONDA, 1 Mayıs günü yayımlayacak. Sayısal analizler bir yana referandumun siyasal analizini yapmaya çalıştığımızda ve temel karakteristiğini, rengini gösteren çıkarımları sıraladığımızda neler ortaya çıkıyor?

Birincisi; Türkiye siyaseti AK Parti ve “diğerleri” diye ayrıştı. Hatta Ak Parti’nin içinde var olan ya da siyasal İslam geleneğinden gelen bazı gruplar ya sandığa gitmedi ya da Saadet Partisi gibi “hayır” pozisyonu aldı. Hakim siyasal kültürümüze ve siyaset yapma tarzına bakılırsa, artık kolay kolay AK Parti ile o gruplar arasında yeni bir ilişki kurulacağını beklemek gerçekçi değil. O nedenle bu ayrışma kalıcı olacak.

İkincisi, Türkiye’deki kimliklerin, siyasi tercihlerin ve bu kimlikler, bu siyasi tercihler arasındaki kutuplaşmanın ne kadar keskin olduğu ortaya çıktı. 

 

Bir başka temel karakteristik ister siyasal, ister toplumsal ve kültürel olandan bakın, Kürtler gerçeği. Ülkenin Kürtlerin ağırlıkta olduğu coğrafyası siyasi karakter olarak da farklı bir yerde duruyor. 

 Türkiye’yi, Türkiye siyasetini Türk-Kürt ekseninde okumak, ayrıştırmak daha kolay ama bir başka eksen daha var referandumun sonuç haritasında. O eksen de referandum sonuçlarının üçüncü karakteristiğini açıklıyor. Sosyoekonomik bakımdan gelişmiş ya da gelişmeye çabalayan yerler ya da eğitim seviyesi yüksek-eğitim seviyesi düşük yerler ya da dindarlık seviyesi yüksek-düşük yerler şeklinde bir biçimlenme de çok net olarak görünüyor. Ya da bu ekseni modern, batılı gündelik hayat pratiklerine sahip, seküler hayat tarzının olduğu yerler, daha muhafazakâr hayat tarzının ve muhafazakâr değerlerin hâkim olduğu yerler şeklinde okumak mümkün.

Üç parçalı Türkiye fotoğrafı

Dolayısıyla aslında iki eksen üzerinde ama dört köşesi değil, artık üç köşesi olan, bir tarafta daha muhafazakâr, yüzde 55-60’lar mertebesinde bir muhafazakâr kitle; bir tarafta yüzde 15-18 mertebesinde Kürtler ve diğer bir tarafta da yüzde 25-30’lar mertebesinde seküler hayat tarzının ve modern hayat pratiklerinin geçerli olduğu kitle ve coğrafya şeklinde üç parçalı bir Türkiye haritası var önümüzde.

Tabii haritaya rengini veren dördüncü bir unsur da bu siyasal tablonun tarihsel geri planının oluşu. Bu sözünü ettiğimiz kimlikler, siyaset, siyasi kutuplaşmalar, hayat tarzı ayrışmaları sadece bugüne dair bir mesele değil, 150-200 yıllık bir geçmişin de ürettiği sonuç aynı zamanda.  Bu toprakların 150 yılı aşan bir kalkınma ve modernleşme çabası var. Baktığınız zaman o haritaya, bundan kendince nasibini almış, görece gelişmiş, kentleşmiş, hatta metropolleşmiş, gündelik hayat pratikleri bakımından daha Batılı hayat tarzına yaklaşmış bir coğrafya ile oldukça geride kalmış Kürt coğrafyası ve yollardan, barajlardan, kamu hizmet ve yatırımlarından medet uman ve talep eden İç Anadolu, Karadeniz gibi bölgeler... Dolayısıyla da kimliklere sıkışma ve kutuplaşma kolayca bitirilecek bir mesele değil; hem tarihsel hem sosyolojik hem siyasi hem kültürel boyutları olan bir ayrışma.

Öte yandan, “evet” ve “hayır” oylarının kombinasyonuna baktığımızda AK Parti’nin içinde bir kesim AK Parti’ye oy veriyor, verecek ama sandığa gidip “evet” demediler, çünkü içeriğe ikna olmadılar. Buna karşılık MHP’den de bir kesim “evet” oyu verdi. Potansiyel “evet” oylarında asıl kayıp MHP’de, çünkü mertebe olarak söylersek MHP’nin tabanının 3’te 1’i “evet” dedi, 3’te 2’si “hayır” dedi. Hatta KONDA araştırmalarına seri üzerinden baktığımızda bu süreçte bir miktar MHP seçmeni de yalnızca “evet” pozisyonuna değil AK Parti tabanına doğru da kaydı. Toplamda baktığımızda AK Parti-MHP ittifakı 1 Kasım oylarından ya da potansiyel “evet” oylarından 10 puan kaybetmiş görünüyor.

Potansiyel evet oyunda kayıplar

Evet oy tabanı için şöyle bir sosyolojik analiz de yapmak mümkün. MHP tabanı daha çok geleneksel muhafazakâr bir hayat tarzına dayalı, referansları dini buyruklardan daha çok geleneklerden beslenen ve daha kentlileşmiş, ortalama lise eğitimli bir taban. Bu insanların metropollerde olan kısmı “hayır” oylarına yakın durdu. Çünkü onlar gündelik hayat pratikleri bakımından seküler hayat tarzına sahipler ya da daha yakınlar.  Onlar seküler dünyanın hayat tarzı üzerindeki baskı kaygılarını paylaştılar ve “hayır” dediler. Onun için İstanbul, Aydın, Balıkesir, Adana, Antalya, Mersin, Manisa gibi yerlerdeki MHP tabanı “hayır” tercihine yöneldi. İç Anadolu’da geleneksel muhafazakâr olmakla beraber dindar pratiklere de hâkim olan, dindar muhafazakârlarla iç içe olan coğrafyadaki MHP’liler ise “evet” oyunu verdi. 

AK Parti ve MHP siyasi ittifakının özellikle metropollerdeki oy kaybında bir başka belirtiyi daha gözlemek mümkün. AK Parti Ankara, İstanbul, Eskişehir gibi yerlerde görülüyor ki kitlesine tam doğru cevabı veren bir parti konumundan giderek uzaklaşma belirtisi gösteriyor. 

Metropollerde son 15 yılda ekonomik ve sosyal hayattaki ağırlığının artmasına öncülük ettiği kitlelerin yeni ihtiyaç ve taleplerine cevap üretmeyen, şovenliğe, dinciliğe, kimliğe ve partizanlığa yaslanan politika ve söylem yeni ihtiyaç ve talepleri karşılamaya yetmiyor da olabilir. AK Parti oy tabanının tüm rengini göstermiyor olsa da, bu belirtinin kalıcı olup olmadığını gelecek seçimlerde daha net olarak göreceğiz.

Hayır oyları çeşitlilik gösteriyor

Buna karşılık CHP ve HDP başta olmak üzere MHP’lilerin üçte ikilik bölümü, SP ve diğer birçok farklı siyasi grup “hayır” oylarını oluşturdu. “Evet” oyları nispeten milliyetçi ve muhafazakârlardan oluşurken, “hayır” oyları sosyalistlerden İslamcılara, sekülerlerden muhafazakârlara, Kürtlerden Alevilere çok daha farklı siyasi ve kültürel kümelerin bir araya geldiği bir çeşitlilik ve çoğulculuk gösteriyor. Ve asıl “hayır” oylarını tanımlayacak asıl kavram “bulut muhalefet” kavramı. Çünkü hem “hayır” oyları içinde hem de “hayır” kampanyalarındaki aktiflik üzerinden bakıldığında, parti kimliklerinden öte, anonim-isimsiz-adressiz bir dalganın da altını çizmek gerekiyor. Ki bu referandum sonrası siyasi gelişmeler için daha da dikkat kesilmemiz gereken bir dip dalga bu.

Demografiye paralel siyasal tercih değişimi
 

İstanbul Ankara gibi metropollerin referandum tercihlerinin dağılımına bakıldığında bir başka dip dalga daha gözlemek mümkün. İç göç kırlardan kentlere, kentlerden metropollere doğru akarken metropollerin içinde de hareket devam ediyor ve merkeze doğru bir yoğunlaşma yaşanıyor. Bu hareket metropoller içinde de bir başka anafor ve yerel demografik değişimler üretiyor. Bu nedenle geleneksel olarak siyasi davranışı konusunda keskin kanaatler olan bazı merkezlerde, ilçelerde değişen demografiye paralel olarak siyasi tercihler değişiyor. Örneğin Beşiktaş, Kadıköy gibi yerlerde belirli bir nüfusun yoğunlaşması, Üsküdar gibi yerlerde siyasi tercihin kökten değişiyor gibi bir örüntü görülmesi bu dinamiğin sonucu. Bu tür örüntüler de bir dip dalgadan beslendiği için geçici değil kalıcı olacak.

Fotoğrafın ana renkleri

Bu fotoğraftır elimizde olan ve bu fotoğraf da yeni bir şey değil bakarsanız. Aşağı yukarı 2011 genel seçimlerinden beri önümüzde. Üç genel seçim, bir yerel seçim, bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve şimdi de bir anayasa referandumu; beş kez sandığa gidildi ve sürekli benzer fotoğrafı görüyoruz.

Her bir seçim sonrasında aynı tablo ve fotoğrafla karşılaşıyorsak, kimliklere sıkışma ve kutuplaşma hem tarihsel hem sosyolojik, ekonomik ve siyasal süreçlerden beslenerek kalıcılaşıyor diyebiliriz. Bu tespitten yola çıkarak da sonuçlara kim kazandı, kim kaybetti diye değil, daha çok durumun gösterdiği toplumsal sorun ve hatta riski anlamak için bakmamız ve kafa yormamız gerekir. Artık asıl sorunumuz ortak yaşam irademizin zayıflaması, “biz” duygumuzun, tahayyülümüzün eksilmesidir. 

Giderek duygusal olarak ayrışıyoruz, birbirine değmeden yan yana ayrı hayatlar, kaygılar, umutlar yaşıyoruz.

Yine her seferinde siyasi tabloda bir Kürt gerçeği ile karşılaşıyorsak, herkesin sorun vardır, yoktur tartışmasına takılmadan samimiyetle bu gerçeği görmesi ve düşünmesi gerekir. Mesele bizim tanımlarımızdan, tanıyıp tanımamamızdan, bilip bilmememizden bağımsız olarak orada, haritada, gerçekliğin içinde duruyordur.

Her ne kadar kimlikler, kutuplaşma gibi ana renklere odaklanıyor olsak da bu fotoğrafın tarihsel, kalkınma ve refah arayışlarından da beslenen önemli bir yanı var.

SÜRECEK...

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8