Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

İktidar bloku seçmeni rahatsız ve partilerini sorgulamaya başladı


10.4.2019 - Bu Yazı 275 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

AK Parti seçmeninin muhalefet blokuna geçmekten daha çok sandığa gitmeyerek tepkisini gösterdiği anlaşılıyor

31 Mart Yerel Seçimleri’nin geçici sonuçları üzerinden oluşan tabloya genel ülke sayıları üzerinden bakıldığında belediye başkanlıkları için verilen oylar ile yerel meclisler için verilen oylar arasında bir farklılık var. Meclis oylarında yüzde 15,5 seçmen sandığa gitmemiş, yüzde 3,5 oranındaki oy ise geçersiz sayılmış. İttifak yapmadıkları ilerde de ittifak partilerinin oylarını toplayarak oluşan sayılara baktığımızda Cumhur İttifakı yüzde 41,2, Millet İttifakı ise yüzde 29,1 oranında oy almışlar.

Fakat belediye başkanlığı oylarında, diğer oranlarda kayda değer bir farklılık oluşmamakla beraber Millet İttifakı adaylarının toplam oylarında meclis oylarına kıyasla 3 puanlık bir artış var. Bu artışın önemlice bir kaynağının HDP seçmenlerinin Millet İttifakı adaylarına destek vermesinden kaynaklandığı görülüyor. Diğer partilerden ve Cumhur İttifakı meclis oylarından da küçük oranlarda da olsa Millet İttifakı başkan adaylarına yönelme olduğu söylenebilir.

Bir bakıma yerel seçimlerde yerel adaylara bağlı olan ve genel olarak kamuoyunun beklediğinden daha küçük olan yereldeki farklılaşmaların, bu kez Millet İttifakı adaylarını desteklemek şeklinde oluştuğu söylenebilir.

Azalan oyların yarıya yakını sandığa gitmemiş, diğer yarısı da diğer partilere gitmiş

31 Mart sonuçlarının asıl anlamı 24 Haziran Genel Seçim sayısal tablosuyla karşılaştırdığımızda ortaya çıkıyor. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi yerel meclis oylarında Cumhur İttifakı’nın toplamda 24 Haziran oylarından 5,1 puan, HDP’nin de 5,4 puan oy kaybettikleri hesaplanıyor. Fakat buna karşılık kaybedilen bu oyların Millet İttifakı’na yönelmediği, Millet İttifakı’nın 24 Haziran oylarını yalnızca 0,9 puan artırdığı anlaşılıyor. Azalan oyların yarıya yakını sandığa gitmemiş, diğer yarısı da diğer partilere gitmiş.

Aynı hesaplamayı belediye başkanlıkları oyları ile 24 Haziran milletvekilliği oylarını karşılaştırarak yaptığımızda Cumhur İttifakı oylarında 5,8 puan, HDP oylarında 7,2 puan olduğunu görüyoruz. Bu kez Millet İttifakı’nın başkan adaylarının oyu 24 Haziran’a kıyasla 3,9 puan artmış.

İktidar bloku seçmeni partilerini sorgulamaya başladı, sıkıntısını sandığa gitmeyerek gösterdi

31 Mart yerel seçim oylarının 24 Haziran oyları ile kıyaslamaları üç önemli dinamiğe işaret ediyor: Birincisi iktidar bloku oy kaybediyor ama kaybına karşın hâlâ Millet İttifakı’na kıyasla oldukça önde. Öte yandan HDP ve diğer partilerin de seçim sürecindeki pozisyonlarından muhalefet blokuna dahil olduklarını gözledik ki bu da ikinci önemli dinamik. Bu noktadan yola çıkarak iki blokun oylarını hesapladığımızda yerel meclis oylarında iktidar bloku yüzde 41,2 iken muhalefet bloku yüzde 39,9 oranına, belediye başkanlık oylarında ise iktidar bloku yüzde 40,5 iken muhalefet bloku da yüzde 40,5 oranına geliyor. Dün birinci bölümde not ettiğim gibi partiler arası bloklaşma ve oy geçişlerinin 190 bin sandık bazında yapılması ve daha mikro hareketlerin dikkate alınarak bu tespitlerin teyidine ihtiyaç olsa da genel siyasi örüntünün bu yönde olduğundan da kuşku yoktur. 

Bu tablodan tespit etmemiz gereken üçüncü önemli dinamik ise iktidar bloku seçmeninin rahatsız olduğu, partilerini sorgulamaya başladığı, sıkıntısını sandığa gitmeyerek gösterdiği ama hâlâ muhalefet blokuna geçmekte tereddütlü olduğunu gösteriyor. Bir bakıma hala iki blok arasında geçişin çok küçük oranda kaldığını, hatta olmadığını gösteriyor.

Muhalefet bloku henüz siyaseti ve seçimleri domine edecek güce ulaşamamış durumda

Nitekim 2011 Genel Seçimleri’nden bu yana tüm seçim ve referandumları dikkate alan aşağıdaki tabloya baktığımızda da bu son tespitimizi teyit eden bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Dört genel, iki yerel, 2 cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2017 Başkanlık Sistemi Referandumu sonuçlarına baktığımızda da benzer noktalar öne çıkıyor.

(1) Ak Parti siyaseti tek başına domine edebilir ve yüzde 50 üzerinde iken şimdi MHP ile beraber ancak 50’nin biraz üzerine gerilemiş durumda.

(2) Seçime katılma oranları düştüğünde Ak Parti oyunun gerilemesi esas itibariyle Ak Parti seçmeninin muhalefet blokuna geçmekten daha çok sandığa gitmeyerek tepkisini gösterdiği anlaşılıyor.

(3) Seçmen gözünde muhalefet bloku henüz siyaseti ve seçimleri domine edecek güce ulaşamamış durumda.

Bu tablo ve tespitler ise ülkedeki siyasi kutuplaşmanın ne denli derin ve yoğun olduğunu gösteriyor.

Üç farklı siyasi coğrafya ve üç Türkiye

31 Mart Yerel Seçimleri’nin sayısal sonuçları ile 24 Haziran Genel ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin sayısal sonuçlarını beraberce dikkate alarak istatistiki bir yöntem olarak kümeleme analiz yaptığımızda aşağıdaki harita oluşuyor. İstatistiki olarak her bir ilin üç seçimdeki oylarını (seçime katılmayan ve geçersiz oy kullanan seçmenleri de dikkate alarak) yapılan kümeleme analizi sonucunda dört farklı siyasi coğrafya olduğu ortaya çıkıyor. 

Hatırlatmalıyım renkler alışılmış olduğu üzere partilerin kazandığı yerleri değil, üç seçimde benzer siyasi örüntü gösteren il gruplarını gösteriyor.

Kırmızı renkli birinci kümedeki illerde Cumhur İttifakı ya da partilerinin oy toplamı yüzde 37,1 iken Millet ittifakı ve partilerinin oy toplamı yüzde 37,4, HDP yüzde 2,1, seçime katılmayanlar yüzde 15, geçersiz oylar yüzde 3,1 oranında. Sarı renkli üç numaralı kümedeki illerde Cumhur İttifakı oyu yüzde 51,3 iken Millet İttifakı oyu yüzde 22,5, HDP yüzde 0,4, seçime katılmayanlar yüzde 14,5, geçersiz oylar yüzde 3,9 oranında ve kayda değer oranda diğer partiler (yüzde 7,4) varlık gösteriyor. Koyu yeşil renkli iki numaralı iller kümesinde Cumhur İttifakı oyu toplamı yüzde 27,7, Millet İttifakı yok gibi (yüzde 2,9), HDP yüzde 40, seçime katılmayanlar yüzde 20,7, geçersiz oylar yüzde 4,9 oranında. Bu küme seçime katılmayanların ve geçersiz oyların en yüksek seviyede olduğu küme olarak da dikkati çekiyor. İkinci ve üçüncü küme arasında kalan ve geçiş bölgesi gibi görünen dördüncü küme illerde ise Cumhur İttifakı yüzde 45,4, Millet İttifakı yüzde 10,3, HDP yüzde 11,2, diğer partiler yüzde 10,3 oranında.

Siyaset iki uçta biçimleniyor gibi görünse de aslında, üç farklı siyasi örüntü var

Bu dört kümenin ikinci ve dördüncü kümelerini Cumhur İttifakı’nın ve esas itibariyle Ak Parti’nin ağırlığını dikkate alarak bir arada analiz edebiliriz. Sonuçta siyasi coğrafya üç farklı iller kümelenmesi ve üç farklı siyasi örüntüye işaret ettiğini görüyoruz.

Bu üç siyasi coğrafyanın siyasi kutuplaşma ekseninde AK Parti yandaşlığı ve karşıtlığı veya Erdoğan yandaşlığı ve karşıtlığı şeklinde iki bloka ayrıştığını ve siyasi örüntüyü bu eksenin açıkladığını düşünmek mümkün.

Fakat aynı zamanda bu üç siyasi coğrafya başka karakteristik özellikleri bakımından da farklılaşıyorlar. Ekonomik bakımdan bakıldığında kırmızı küme Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 69,9’unu üreten illerden oluşuyor. Sarı küme GSYH’nın yüzde 29,7’sini, koyu yeşil küme yüzde 6,9’unu üretiyor. Anlaşılıyor ki kırmızı küme ülkenin kalkınma ve sanayileşme sürecinden bakıldığında kalkınmış, ekonomik aktörleri ve dinamikleri yeterince güçlenmiş bölgesi. Sarı küme sanayileşmenin ve kalkınmanın henüz ortalarında olan, kendi ekonomik aktörleri ve dinamikleri yeterince güçlenmediği için devletin yatırım, müdahale ve yönlendirmelerine ihtiyaç duyan coğrafya. Koyu yeşil üçüncü küme ise ekonomik bakımdan hala oldukça geride olan, kendi ekonomik aktörleri ve dinamikleri de oldukça zayıf olan küme iller.

Sosyolojik ve kültürel bakımdan da bu üç küme birbirinden farklılaşıyor. Kırmızı küme kentleşmiş, gündelik hayat pratikleri kentli ve hatta metropollü pratiklere dönüşmüş, seküler hayat tarzının da oldukça güçlü olduğu iller. Sarı küme önemli oranda mesafe almış olsa da hala kentleşmeye çalışan, muhafazakar hayat tarzının, muhafazakar değerlerin, dindarlığın, gelenekselliğin güçlü olduğu iller. Koyu yeşil bölge ise Kürt yurttaşların ağırlıkta olduğu, kimlik talebinin kalkınma kadar öncelikli olduğu iller.

Dolayısıyla da bu üç farklı coğrafyanın üç farklı siyasi ihtiyaç ve talepler listesi olduğu anlaşılabilir bir durum. Nitekim ülke siyaseti bir kutuplaşma ekseni üzerindeki iki uçta biçimleniyor gibi görünse de aslında üç farklı ekonomik, sosyolojik, kültürel coğrafyanın üç farklı ihtiyaç ve talepler dizisinden beslenen üç farklı siyasi örüntüsü var.


TIKLAYIN  - Bekir Ağırdır yazdı: İktidar bloku seçmeni İstanbul'u kaybettiğini kabullendi

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.4.2019
MHP’nin siyasetteki özgül ağırlığı daha da artacak
11.4.2019
Partisini sorgulayan AK Parti seçmeninin gittiği adres MHP oldu
10.4.2019
İktidar bloku seçmeni rahatsız ve partilerini sorgulamaya başladı
9.4.2019
İktidar bloku seçmeni İstanbul'u kaybettiğini kabullendi
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive