Kerkük, çilesi bitmeyen şehir


5.4.2017 - Bu Yazı 582 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kerkük, çileli şehir, çilesi bitmeyen şehir… Sade Türkmenlerden değil Türk tarihi mirasından da, kültürel mirasından da temizlenmeye çalışılan şehir. Selçuklu, Osmanlı mimarisine tahammülsüz Baasçıların, Fuzuli’nin naaşına bile zulmettiği şehir, Kerkük. Türkiye’nin türbesinin yıkılışına bile ilgisiz kaldığı, Türkçenin en büyük şairlerinden Fuzuli’nin şehri.

Kendi referandumumuza şafak sayarken yılladır konuşulan Kerkük referandumu düştü gündeme. 2003’teki Kürt işgalinden sonra yoğun Kürt göçüyle bir kere daha nüfus yapışı değişen Kerkük’ün kaderi, bugün yine pazarlık masalarına düşmekmiş.

Haritalar üzerinde “aldım-verdim” oynamayı seven büyük güçler, halklar arasındaki çıkar çatışması ve gerilimleri kullanıp, kendi nüfuz alanlarını yeniden belirlerken masadaki büyük kozlardan biri yine Kerkük.

1959’dan beri Türkmen kıyımıyla “mum kimin yanan Kerkük” yarım asır Irak Baasçılarının “Araplaştırma” oyununa sahneydi. Nice canlar verildi o katliamlarda. Nice göçler yaşandı. Evini yurdunu terke zorlandı Türkmenler ve bin yıllık Türkmen şehri Kerkük, Türkmenlerden “arındırıldı”. Türkmenlerin katliamla, göçle imtihanıydı, Kerkük. Yandı yürekler yıllar boyu. Hoyratlara dökülen yürek yarası hala kanamada… Ah! Kerkük. Can Kerkük.

Kerkük, çileli şehir, çilesi bitmeyen şehir… Sade Türkmenlerden değil Türk tarihi mirasından da, kültürel mirasından da temizlenmeye çalışılan şehir. Selçuklu, Osmanlı mimarisine tahammülsüz Baasçıların, Fuzuli’nin naaşına bile zulmettiği şehir, Kerkük. Türkiye’nin türbesinin yıkılışına bile ilgisiz kaldığı, Türkçenin en büyük şairlerinden Fuzuli’nin şehri.

Amerikan işgaliyle, Saddam’ın devrilmesinden sonra bu defa da “Kürtleştirme” çabasına sahne olan şehir, Kerkük. Araplaştırılmak için kıyıma uğratılan, yok edilmek istenen Türkmenlerin şehri Kerkük. Şimdi de Amerikan çıkarları doğrultusunda Kürtleştirme çabasıyla kalan Türkmen nüfusun yok sayılmak istendiği şehir, Kerkük. Bugün Irak merkezi yönetimiyle Kuzey Irak Kürt Yönetimi arasındaki egemenlik çatışmasına konu Kerkük…

Irak anayasasına göre, Kerkük’ün statüsü, Saddam döneminde zorla göç ettirilenlerin –önceki kıyım ve göçlerle dramatik nüfus değişimini görmezden gelerek- geri dönmesinden sonra referandumla belirlenecekti. Geri dönenlerin de hesaba katılacağı nüfus sayımına dayalı bir referandumla belirlenecekti, Kerkük’ün kaderi. Şimdi bu madde henüz uygulanmadığı halde Kürtler bastırıyor. Kürt bölgesel yönetimine bağlı şehir yapılmak isteniyor Kerkük.

Bağdat, idari olarak merkezi yönetime bağlı olduğunu belirtirken, işgal ettiği kentte hakimiyet süren Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Kürt yönetimine ilhak niyetinde. Türkmenler ise buna karşı çıkarak, Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor.

Türkiye ise, maalesef kendi Kürt nüfusuna tanımadığı özel statüyü, Irak Kürtlerinin, Kerkük Türkmenlerine tanımasını istiyor. Saddam rejimine benzer bir yönetim sistemi kurabilmek için koşar adım ilerlediği referandum nedeniyle hiç de sesini yükseltemeden, mahcupça istiyor. Türkiye’de referandum kampanyasına konu bile olamıyor, Kerkük. Türkiye hiç gereği olmayan bir garip sistem kurmak için yok yere referandumla oyalanırken, Türkiye kamuoyunun gündemine bile giremiyor, Kerkük.

Egemenlerin tahakküm sevdasıyla insanı, insani değerleri hiçe saydığı, ilkesiz siyasal hesapların pazarlandığı şehir bugün yine Kerkük…

Ya insan hakları savunucuları, onlara ne demeli?

Türkiye’de Kürt hakları savunusu yapıp Kürdistan’da Türklerin, Türkmenlerin haklarının çiğnenmesine ses çıkarmıyor, insan hakları savunucuları. Geçmişte yaşadığı zulüm gibi bugün dayatılan hegemonik baskının da hak ihlali olarak görülmediği şehir, Kerkük.

.

Facebook Yorumları

reklam
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı