Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı


26.4.2017 - Bu Yazı 804 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 25 Nisan'da AKPM oylamasından çıkan sonuç Türkiye’yi, 2004 öncesi denetim günlerine geri götürdüğü için, sonucun zaten uzun zamandır yerinde sayan AB müzakere sürecini de olumsuz etkileyeceği aşikar.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz mealen “hayır cephesi parçalı bir yapı, farklı gerekçelerle hayır diyen farklı kesimler var” derken NTV ekranındaki hafifseyici yüz ifadesi görülmeye değerdi. Oysa blok oy olmayışı “hayırın” zaafı değil gücü. Kıymetli, demokratik tavır, saflaşmaya itiraz ve itirazını öncelikle ait olduğu kesime karşı yükseltebilmek.

Kimlik siyaseti ile demokrasinin güçlenemediğini gösterdi, Ak Partili yıllar. Önceki dönemlerde kimliklerin inkarıyla, yok sayılmasıyla, ulus potasında eritilerek yok edilmek istenmesiyle maluldü demokrasimiz. Ak Parti iktidarının son yıllarında ise muktedir kılınan dindar kimliğin, diğerlerine tahakküm arzusu nedeniyle yara aldı demokrasi.

Hayır oyunda ortaklaşanların çeşitliliği, kendi gerekçeleri ve söylemleriyle kendi kampanyalarını yürütmüş olmaları, geleceğin siyasetini belirlemeye aday. Etnik, dini, sosyolojik, kültürel farklılıkları yok saymadan “politik toplum” olunabileceğinin göstergesi. Belki çok erken bir yorum ama yıllar boyu demokratik olgunluk arayışımız meyvesini vermiş gibi.

Daha farklı bir söyleyişle yeni hükümet sistemine izin veren “evet” bloku değil özgür iradeleriyle “hayır” diyen bireyler kuracak geleceği. Şüphesiz pek yakın olmayan bir geleceği… Ama illa ki gelecek olan o gelecekte, kendi kimlikleriyle bireysel davranış sergileyebilen özgür insanlarla, siyasal düzlemde saflaşmanın ötesine geçip “normalleşme” mümkün olabilecek. Demokrasi dibe vurmuş olsa da…

28 Şubat süreci ve 1999 ekonomik krizinden sonra Ak Partinin gelişiyle yaşanan pek çok alandaki hızlı iyileşme, böyle dibe vuruştan sonraki ilk hızlı yükseliş gibiydi. O zaman AB çıpası kolaylaştırmıştı yükselişi. 25 Nisan’da AKPM oylamasından çıkan sonuç Türkiye’yi, 2004 öncesi denetim günlerine geri götürdüğü için, sonucun zaten uzun zamandır yerinde sayan AB müzakere sürecini de olumsuz etkileyeceği aşikar.

28 Şubat post-modern darbe sürecinde geçirdiğimiz denetim süreci, Ak Parti reformlarıyla 2004’te sona ermişti. Bir anlamda Ak Parti Türkiye’ye kazandırdığı ne varsa hepsini kendi eliyle geri aldı.

Dışişleri Bakanlığı, oylama sonucu yaptığı ilk açıklamada siyasi operasyon diyerek islamafobik, yabancı karşıtı çevrelerle terör örgütlerinin Avrupa’daki uzantılarının kararda etkili olduğunu söyledi. Ama biliyoruz ki demokrasimiz aşırı zaafa düştüğü için Türkiye, oylama konusu oldu. Tıpkı 1996’dan sonra yani 28 şubat darbe sürecinde olduğu gibi insan hakları ve hukuk devleti kriterlerine aykırı uygulamalar yaşanmakta olduğunu biliyoruz. AKPM oylaması, Türkiye’yi o eski darbe günlerindeki denetim sürecine, darbe günlerindeki gibi hukuksuzluklar yaşandığı için geri gönderdi. “Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü” söylemiyle hem ülkenin hem Avrupa’nın güvenini kazanan Ak Parti bizi, çıkarmış olduğu yere geri gönderdi, son yıllardaki eylem ve söylemiyle.

AB ve AKPM süreçlerine de bakmaksızın vaktiyle Ak Partiye oy verenler içindeki pek çok dindar, zaten darbe dönemlerinde yapılanların, kendi iktidarları eliyle tekrar ediliyor oluşuna itirazla “hayır ”demişti. Dünün mazlumu bugünün zalimi olmaya itiraz emişti. Şimdi AB desteği de kalmayacak olmasına rağmen kendi yağımızla kavrularak, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti niteliğini pekiştirecek yeni bir siyaset dili ve yeni politikalar üretmeyi becerebilmek durumundayız.

Parti mi kurulur, sivil toplum örgütlenmeleriyle mi yürür hep birlikte yaşar ve görürüz. Farklı mensubiyetlerin aynı siyasal davranışta, tercihte ortaklaşması, yeni farlı tiplerde politik örgütlenmelerle tanıştıracak ülkemizi yakın gelecekte.

Bu gerçeği iktidar da görmüş olmalı ki yeni örgütlenme ihtimallerine karşı kendince tedbir niyetine hayır tercihini CHP ile özdeşleştirmeye çalışıyor. İktidar adına konuşurken “mahkemeleri sokakları bırakıp millete dönük siyaset yapsınlar” deyişi Cevdet Yılmaz’ın, “hayır”ı CHP’ye indirgeme çabası. Bir bakıma CHP’ye rağmen bunca yükselebilmiş olan hayır oylarını, alternatif siyaset ve muhalefet üretme ihtimaline karşı “önemsizleştirme” gayreti. Aslında iktidar açısından, hayır oranının, ne denli endişe kaynağı olduğunun göstergesi…

Bir diğer sorun da iktidarın, sokakları da tekrar “suç mahalli” sayma eğilimine girmesi. Hatırlanmalı hukuka, mahkemelere herkesin ihtiyacı olduğu gibi sokaklar da herkese ait. 15 Temmuz’da gördük, yaşadık sokakların önemini.

Gezide horlanan, 15 Temmuz’da kutsanan o aynı sokaklar hepimizin. Millete dönük siyaset de sokaklardan yüz çevirmemekle mümkün.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8