Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar


17.5.2017 - Bu Yazı 791 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyahlı Kadınlar'ı, dünyanın farklı köşelerinde, çatışma ve savaş ortamlarında görmüş ya da basından duymuş, öğrenmiş olabilirsiniz. Ben ilk kez İsrail’den bir haberle tanımıştım onları.

Sırplardan ama bütün Sırplardan nefret etmeye başlamıştım, dedi konuşmasının bir yerinde Igballe Rugova. Kosova Kadın Ağı’ndan katılmıştı, Kadınların Barış Mücadelesi – Sırbistan, Kosova, Türkiye Örnekliği- başlıklı konferans ve çalıştaya.

“Sonra” diyerek devam etti:

“Belgrad’da Siyah Giyen Kadınlar’ın varlığını öğrendim. Sırp kadınların savaş, işkence, tecavüz karşıtı direnişlerini, eylemlerini duydum. İnanamadım. Bazı Sırp kadınların kendi yöneticilerine, askerlerine karşı durup, savaşın en kanlı yıllarında bile etnik arındırmaya itiraz edişine inanmak zordu, Gözümle görmem gerekiyordu. 90’lı yıllarda Kosova’dan kalkıp Belgrad’a gitmek kolay değildi. Defalarca engellendim, yoldan çevrildim. Ama başardım gitmeyi ve onları gördüm. Belgrad’ın tam ortasında, meydanda bir grup kadını, Siyah Giyen Kadınlar’ı gördüm. Siyahlı Kadınlar orada öylece duruyorlardı. Ellerinde savaş karşıtı dövizlerle sessiz, hareketsiz, tepkisiz bir saatlik eylemleri sırasında kalabalık meydandaki insanların onlara nefretle bakışını görebiliyordunuz. Hakaretleri duyabiliyordunuz. Onlar, toplumlarının, ülkenin ‘hain’leriydi. Hatta oradan geçmekte olan bir kadının öfkesini tükürükle kustuğunu gördüm. Şaşırtıcı olan yüzüne hatırı sayılır, kocaman bir tükürük yemiş olan kadının hiç tepki vermemesiydi. O, okkalı tükürüğün yanağından aşağı yavaş yavaş süzüldüğünü görebiliyordum. O, yüzünü silmek için bile kımıldamadı. Tükürene bakmadığı, sözlerine cevap vermediği gibi… Eylem bittikten sonra kendisiyle tanıştım. Nedenini sordum. ‘Tepki versem onun nefretini görmüş olurdum. Oysa ben nefreti görerek çoğaltmayı değil yok sayarak yok etmeyi istiyorum ’ demesi çarpıcıydı. Çarpıldım.”

Aynı zamanda kendi feminizminin de başlangıç öyküsü olan, kadınların barış mücadelesi adına Siyahlı Kadınlara katılışı böyle Igballe’in. Ya da özel sohbetimizde söylemeyi sevdiğim biçimiyle bizim İkbal’in, Kosovalı İkbal’in. Kosova’ya döndükten sonra benzer savaş karşıtı eylemlerine Siyahlı Kadınlar’ın, Belgrad ve diğer şehirlerden bin bir zorlukla gelip destek verişlerini anlattı. Artık o da, haindi. Sırp saldırısına, soykırıma karşı savunma amacıyla kurulmuş olsa da militer bir yapı olarak yerel milis teşkilatı karşıtı Kosovalı bir haindi.

Siyahlı Kadınlar’ı, dünyanın farklı köşelerinde, çatışma ve savaş ortamlarında görmüş ya da basından duymuş, öğrenmiş olabilirsiniz. Ben ilk kez İsrail’den bir haberle tanımıştım onları. 80’li yıllarda Gazze ve Batı Şeria’da İsrail politika ve saldırılarına karşı Filistin halkının yanında yer alıyorlardı. Sonra Saray Bosna ve özellikle Srebrenitsa için yapılan soykırım karşıtı barış yanlısı ve barışçıl eylemleri duymuştum. Feministler ve kadın hakları savunucuları, barış savunucuları arasında efsaneleşen isimleriyle Siyahlı Kadınlar, geçen hafta sonu İstanbul’daydı. Anneler gününde kendi annelerini ve çocuklarını evlerinde bırakıp gelen Türk, Kürt, Sırp, Boşnak, Arnavut, Makedon olmanın bir adım ötesine geçmiş kadınlar, tüm anneler için barışı konuştu. Anneliği hamasetle kutsamayı değil eşit kadın bireyler olarak yaşamayı seçip barış için bedel ödeyen, ödemeyi göze alan kadınlar.

Savaşlarda ölüm, yıkım, göç cinsiyet ayrımı yapmıyor ama kadın bedeni de militarizmin bir diğer savaş alanı. Tecavüzü, sistematik tecavüzü silah olarak kullandığından tüm savaşlar, kadınları çok katmanlı vuruyor. Çok yönlü etkilenmelere rağmen her savaşta kadınlar, geride kalan ve göçe zorlanan çocuk ve yaşlıların bakımını, ihtiyaçlarını karşılamayı da üstlenmekle yüz yüze. Gerek göçmen kamplarında gerekse kaçıp saklanılan kuytularda yiyecek ve yakacak ararken de cinsel saldırıya uğramaları, savaş ve kadın sorununun bir başka boyutu. Barış, feminizmin temel ilgi alanlarından biri bu nedenle.

Savaşların durdurulması, çatışma çözümü alanlarındaki deneyimler kadar barışın inşasında kadınların rolü de önemli. Savaş sonrasında kurulacak yeni toplum düzeninin eşitlikçi inşası da kadın katılımıyla mümkün. Mesela Sırbistan deneyimini anlatan Siyahlı Kadınlardan bir temsilci, Sırbistan Demokrat Parti milletvekili Gordana Comic, soykırım sorumlularının Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanması için verdikleri siyasi mücadeleyi de dile getirdi. Adalet Divanı yargılamalarıyla Srebrenitsa katliamının soykırım olarak tanımlanmasına rağmen Sırbistan’ın, soykırımın doğrudan suçlusu ilan edilmeyişinden çok rahatsız. Adaletli, huzurlu bir toplum düzeninin yeniden kurulması için hafıza ve yüzleşmenin gerçekleşmesi için Sırbistan soykırım ve savaş suçları sorumluluğunu doğrudan üstlenmeli, diyor.

Güzel bir haber de verdi Gordana yemek sohbetimizde. Üç yıldır Sırbistan parlamentosunda yürütülen kadın mücadelesiyle daimi kadın komisyonu kurulmuş. Seçilen kadın vekillerin doğal üye sayıldığı bu komisyon eşit oy ve söz hakkıyla kadın vekillerin, kimi konuları parti rekabetinin dışında ele alarak ortaklaşmasını mümkün kılan bir alan. Genel kurulda gerekirse kendi partilerinin karşısında kadın komisyonunda alınan karar doğrultusunda oy kullanmalarını kolaylaştıran sistematik bir yapı. Umarım işler ve uzun ömürlü olur, savaş sürecinin haini olarak bedel ödemeyi göze alıp barışın inşasında söz sahibi olmuş kadınların kurduğu siyasi mekanizma. Hem kadın politikalarının ulusal politikaya dönüşmesi hem adalet, hafıza ve yüzleşme için…

Dileyelim bizim de Türklerden ve Kürtlerden hainlerimiz çoğalsın ki barışımız yakınlaşsın. ..

.

Facebook Yorumları

reklam
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı