Usule ilişkin sorular


3.6.2017 - Bu Yazı 529 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Genelkurmay Başkanı devlet memuru olduğu için milletvekillerinin huzuruna gelmeliydi. Atanmışların seçilmişlere üstünlüğü olamayacağı için yani. Hani TBMM’nin alnı çatında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazdığı için gelmeliydi Hulusi Akar, meclis komisyonuna. Ama olmadı. Çağrılamadı bile.

Raporun ve yanıtın içeriği bir yana bırakılsa bile, rahatsızlık yaratan pek çok husus var. Evet, TBMM Darbe Araştırma komisyonu raporu ve Hulusi Akar’ın cevabından söz ediyorum.

Genelkurmay Başkanının meclis komisyonuna sözlü ifade vermek üzere davet edilmeyişi başlı başına bir sorun. Hulusi Akar, 15 Temmuz kalkışması hakkındaki gerçekleri çok yönlü bilen isimlerden birisi olduğu için önemliydi sorulara sözlü cevap vermesi. Komisyonunun gerçeğe ulaşması açısından gerekliydi.

Diğer yandan, Genelkurmay Başkanı devlet memuru olduğu için milletvekillerinin huzuruna gelmeliydi. Atanmışların seçilmişlere üstünlüğü olamayacağı için yani. Hani TBMM’nin alnı çatında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazdığı için gelmeliydi Hulusi Akar, meclis komisyonuna. Ama olmadı. Çağrılamadı bile.

O günlerde basına yansıyan “gelmem, yazılı cevap gönderirim” mealindeki sözlerden dolayı mı çağrılmadı, bilmem. Bildiğim bu “çağrılamayışın” vaktiyle Susurluk araştırma komisyonunca, eskinin kudretli paşalarından Teoman Koman’ın çağrılamayışından hiçbir farkı olmayışı. Kimse “vesayet rejimi bitti” laflarıyla kendisini ve toplumu kandırmaya kalkışmasın. Vesayet gerçekten bitmiş olsa, gerçekten sivil/seçilmiş siyaset egemen olsa her memur çağrılabilir ve çağrıldığında paşa paşa giderdi.

Bir de yanıtın zamanlaması çok rahatsız edici. Üç gün sonra geldi. Komisyon, çalışmalarını –yarım yamalak- tamamladıktan beş ay sonra rapor yayınlandı. 26 Mayıs’ta raporun metnini öğrendik. 29 Mayıs’ta da Hulusi Akar’ın yanıtını. Raporun kamuoyuna duyurulmasından üç gün sonra paşa cevap gönderdi. TBMM iradesine saygısızlık değilse nedir bu?

Yok efendim, Suriye’de savaş varmış da, yok terörle mücadele sürerkenmiş de… Geçiniz! Geçiniz efendim bunları bir kalem. Terörle mücadeleyse madem ve madem 15 Temmuz kalkışması Fethullahçı Terör Örgütü’nce (FETÖ) yapıldı, Genelkurmay Başkanlığı ve TBMM, bu terörist kalkışmanın hedeflerinden ikisi madem, el ele verip birlikte mücadele etmelerinden daha doğal ne olabilirdi? Parlamentoya gidip sözlü ifade vermesi en açık işbirliği olmaz mıydı? Güçlenmez miydi terörle mücadele? Lafta ordu-millet madem Suriye’de süren savaş için de zafiyet değil güç birliği izlenimi yaratılır, gövde gösterisi yapılmış olurdu. Olmadı. Neden olmadı? Asker ya da sivil, Genelkurmay Başkanı ya da MİT müsteşarı olsun, bürokratların milletvekillerine komisyon huzurunda sözlü cevap vermeyişlerinin vesayetten başka izahı varsa, o izahı bilmek de hakkımız.

“Terörle mücadele devam ederken komutanı tartışmaya açmak doğru değildir,” şeklinde bir hikmetli(!) söz de muhalefet lideri Bahçeli’den geldi. Referandum koalisyonu devam ediyor olmalı. Zaten getirilen bu sistem iktidar kanadını da, muhalefet kanadını da koalisyonlara mahkûm eden bir yapı. Bundan böyle koalisyonsuz, ortaklaşmasız siyasal refleks, bağımsız politik duruş hayal bile edilemez. Sadece seçim aşaması değil, her “memleket meselesi” iki kampın söz ve işbirliğiyle tartışılacak gibi görünüyor. Bahçeli’nin paşaya ve paşayı kollayan siyasi iradeye arka çıkışını da bu minvalde anlamak gerek.

Anlamak gereken bir şey daha var: Şimdi değilse ne zaman? Gerçeğin ortaya çıkması için ne kadar sürecek bir erteleme yapıyorsunuz?

Hakikat bir saatli bomba mı ki zaman ayarı yapmaya kalkışıyorsunuz?

Merak bu ya, hemen akla geliyor “bir tuğla çekilse (kaç) duvar yıkılacak” acaba?

.

Facebook Yorumları

reklam
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı