Peki ya sosyal kalkınma?


14.6.2017 - Bu Yazı 454 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bizim devletimiz, AKP iktidarıyla birlikte daha da görünür hale gelmiş biçimiyle, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı, sosyal devlet olmak zannetmekte. Oysa sosyal devlet niteliğinin gereği ve sosyal kalkınmanın aracı olarak yapılması gereken dezavantajlı grupların topluma uyum ve katılımı için kurumsal ve kolaylaştırıcı politika geliştirmekti.

Ekonomik büyümenin 2017’nin ilk çeyreğinde yüzde 5 olarak gerçekleşmesi, ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından sosyal kalkınma ve insani gelişmişlik düzeyinin yükselmesi ihtiyacını bir kere daha hatırlattı. Boşanmak istediği için öldürülen kadınlardan, cinsel saldırı faillerinin mahkemelerde iyi hal indirimi alabilmesine kadar pek çok sorun, sosyal kalkınma ve insani gelişmişlik düzeyinin yükselmesiyle aşılabilecek nitelikte.

“Yan baktın” kavgalarından trafik terörüne varıncaya kadar utanç ve acı veren tablo, doğrudan sosyal kalkınma ve insani gelişmişlikle ilişkili. Hatta Kürt meselesinde kalıcı çözüme, sosyal barışa ulaşma yönünden de insani gelişmişlik düzeyimizin yükselmesine ihtiyacımız var. Ancak bu alanda tablo vahim…

Ekonomik kalkınmada büyüme hızıyla G20 üst sıralarında yer alsak da insani gelişmişlik endeksinde 188 ülke içinde yazık ki sıramız 71. Cumhuriyet tarihimizin darbe anayasalarındaki ender olumlu yanlardan biri olan “sosyal devlet” ilkesi sayesinde okur-yazarlık, anne-çocuk sağlığı, bebek ölümlerinde azalma gibi alanlarda önemli iyileştirmeler gerçekleştirildi. Ancak genellikle kağıt üzerinde kalması nedeniyle sosyal devlet niteliği, yoksulluk ve gelir dağılımında adaletsizliğin önüne geçemedi. Gerek yoksullar, gerek engelliler gibi çeşitli dezavantajlı kesimlerin sosyal içermesi sağlanarak onurlarıyla yaşayabilmeleri için gerekli iyileştirmeler çok yetersiz kaldı.

Geniş kapsamlı ve bütünlüklü sosyal politikalar oluşturulup kamu harcamaları ve politika seçimlerinin insani kalkınma önceliklerine göre yapılması gerekirdi. Olmadı. Çünkü bizim devletimiz, AKP iktidarıyla birlikte daha da görünür hale gelmiş biçimiyle, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı, sosyal devlet olmak zannetmekte. Oysa sosyal devlet niteliğinin gereği ve sosyal kalkınmanın aracı olarak yapılması gereken dezavantajlı grupların topluma uyum ve katılımı için kurumsal ve kolaylaştırıcı politika geliştirmekti.

Sosyal kalkınmanın gerçekleşmesi ve insani gelişmişlik düzeyinin yükselmesi için sosyal politika oluşturmak ne kadar gerekliyse o sosyal politikaların oluşturulması ve iyi uygulanması için sosyal hizmet uzmanlarını istihdam etmek de o kadar gerekli. “Sosyal hizmet doğduğu günden bugüne mesleki bir sorumluluk olarak, gereksinim içinde olan bireylerin refah ve iyilik hallerini yakından etkileyen sosyal politikaların oluşturulmasına katkıda bulunmuştur. Sosyal hizmet uzmanları, eğiticilik, organizatörlük, arabuluculuk, savunuculuk gibi rollerinin gereği olarak yardıma muhtaç bireylerin sosyal işlevselliklerini başarıyla yerine getirebilmelerine yönelik mesleki uygulamalarda bulunmaktadırlar.”

Çalışma alan ve yöntemlerine ilişkin alıntıladığım birkaç cümle, şu an içinde bulunduğumuz pek çok sorunla mücadele ederken sosyal hizmet uzmanlarına çok ihtiyacımız olduğunu göstermektedir. Sosyal barış ve çatışma çözümünden, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarıyla mücadeleye uzanan geniş sorun alanlarının her birinde uzmanlıklarına ihtiyacımız olan bir kesim sosyal hizmet mezunları.

Yüksek öğretim sistemi, toplumsal ihtiyaca göre üniversitelerde Sosyal Hizmet bölümlerinin sayısını arttırmış ve ülke genelinde çok sayıda lisans düzeyinde bölüm açmış. Ancak çoğunlukla yapıldığı gibi ifrata dönüşmüş bu durum. Bazı fakültelerin açık öğretim programlarıyla birlikte sosyal hizmetler bölümleri mezun sayısı günümüzde 17 bini bulmakta. Yazık ki TÜİK verilerine göre 2016 yılında Türkiye’de en çok işsizin sosyal hizmet alanında olduğu anlaşılıyor. Zira başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere kamu kurumları sosyal hizmet mezunlarının uzmanlık alanı olan konumlarda farklı disiplin mezunlarına yer vermekte. ŞÖNİM, sevgi evleri vb. özgün ve uzmanlık gerektiren hizmet alanları olmasına rağmen, konuya bigane kişilerin istihdam edildiğini biliyoruz.

Sosyal hizmetler mezunu gençlerin feryadını aktaran Gizem’in mektubundaki şu satırlar sosyal politika alanındaki sorunu özetleyip yapılması gerekeni işaret ediyor: İzlenen sosyal politikalarda sosyal hizmet mesleğinin çeşitli disiplinler tarafından da yapılabileceğinin düşünülmesi, sosyal hizmetin diğer disiplinler tarafından istila edilmesine neden olmaktadır. Durum böyleyken somut adımların atılması, sosyal hizmete dair istihdam politikalarının gözden geçirilmesi…”

Ailenin korunması ve sosyal yardımlaşmadan öteye geçebilen sosyal politikalar olmayınca; sosyal hizmet uzmanlarının yerini vakıf gönüllüleri alınca; sosyal kalkınmadan söz edilemeyince insani gelişmişlik endeksi sıralamasında 72’den 71’e yükselmeye sevinir haldeyiz…

.

Facebook Yorumları

reklam
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı