Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!


17.6.2017 - Bu Yazı 808 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çocuk tecavüzlerinin yüreklerini kanatmasına dayanamayanların, safiyetle idamın bu suça çare olacağını zannetmelerine karşı özellikle bu suç ve ağır cezalar konusunda mahkemelerin ve siyasi iradenin tavrını hatırlatmak gerekli. Bilinsin ki 16 yılı bile ağır bulanlar idam hükmü vermez. Bu suç cezasız kalır. Zaten kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddetin bunca yaygın oluş nedeni cezasızlık.

Çocuk istismarı davaları hâlâ çok sahipsiz… Hâlâ diyorum zira medya aracılığıyla kamuoyuna yansıyan olayların infial yarattığını biliyoruz. Kamu vicdanı ciddi ölçüde örseleniyor. Tepki gösteriliyor ama yazık ki lafta kalan tepkiler. Her türlü çocuk istismarına karşı çıkışların duygusal tepkiden bir adım öteye geçmediğini görmek acı verici.

Koca ülkede sadece birkaç kadın örgütünün, bir avuç kadının duyarlılığı, yargı kararlarının adalet duygumuzu karşılamasına yetmiyor. Dava süreçleri de kadına yönelik şiddetle mücadeleye kıyasla bile çok daha fazla kamuoyu baskısı yönünden sahipsiz, desteksiz. Yüreğimizi kanatan olgulardan bir örnek Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 12 Haziran tarihli raporunda yer almakta. 2017 Ocak-Nisan aylarına ilişkin Yargıda Cinsiyetçilik Raporu, Diyarbakır’da süregelen bir davayı bir kere daha kamuoyuna hatırlatmış. 2009 yılında 13 yaşındayken cinsel istismara uğrayan M.T. için 5, yazıyla da beş kere rapor aldırılarak eziyet edildiği yetmezmiş gibi dava da hâlâ sürüyor. Yıl olmuş 2017 ama ta 2009 işlenen suç hâlâ karara bağlanmamış. Şimdilerde 30’uncu duruşması sürüyor. Nasıl bir ülke, nasıl bir adaletsizlik, nasıl bir hukuk sistemi içinde yaşayıp, bu mağdur çocuğa nasıl bir eziyetli çocukluk ve gençlik yaşattığımızı fark ediyorsunuz eminim.

Başkent Kadın Platformu Derneği’nin takip ettiği bir çocuk istismarı davasından daha önce bahsetmiştim sizlere. 2016 sonunda dava, karar aşamasına gelmiş olmasına rağmen, kanuna da aykırı olarak tutuksuz yargılanan sanıklar duruşmaya gelmediği ve bir sonraki duruşmaya da sanık avukatları izin alarak gelmediği için hâlâ sonuçlanmadı. Önümüzdeki hafta 22 Haziran’da Ankara Adliyesi’nde yeni duruşma var. Duruşmaların ertelenmesi, uzamasıyla yaşanan bir başka tür cezasızlık sürdürülmez umarım. Zira mağdur çocuk devlet koruması altında, yüksek güvenlikli yani jiletli tellerle çevrili bir bakım evinde yaşamaya mahkum. Güya “çocuğun üstün yararı” adına okula gönderilmeden, annesinin avukatıyla dahi görüştürülmeden hapis hayatı yaşıyor. Ama suçlarını da kabul etmiş olan iki hasta bakıcı, kanun tutuklanmalarını amir olduğu halde serbestçe hayatlarını sürdürüyor. Yazık ki kahr u belalarla, cık cık etmelerle okuduğunda bu haberleri, o çocuklara karşı toplumsal sorumluluğunu yerine getirmiş zannetmede çoğunluk. Davalara gidip toplum baskısı oluşturmak, davalara müdahillik talep etmek gerekirken genellikle yapılan linç kültürünü harekete geçirmek.

İdam çağrıları, sallandıralım gitsin çığlıklarıyla yani asmak, kesmek, öldürmekle tecavüzcüleri durdurabileceğini zanneden pek çok. Bilmiyorlar ki idam gibi geri dönüşsüz bir ceza söz konusu olduğu zaman mahkemelerde “suçu sabit görmeme” eğilimi ya da “saygın tutum” zırvasıyla iyi hal indirimleri, şimdi karşılaştıklarımızdan çok daha yüksek olacak.

Bilmiyorlar mı ki “16 yıldan az olmamak kaydıyla” ifadesini yani cezada alt sınırı 16 yıl hapis olarak belirleyen kanun hükmünü değiştirmek için kırk takla atıldı. Anayasa Mahkemesi tarafından TCK 103’ün iki fıkrasının iptal nedeni buydu. Tumturaklı hukuki kavramların yer aldığı uzun gerekçelerin -ki hepsi sudan bahane- yanı sıra yandaş sivil toplum örgütleri ve siyasi irade el birliğiyle 15 yaş altı çocuğun cinsel istismarı suçuna verilen 16 yıl alt sınırını geri çekmeyi mümkün kılacak bir düzenlemeye imza attılar.  Hatırlarsanız 2016 yılının Kasım ayını çocuk tecavüzcülerine ceza indirimi getirmek için sergilenen hukuki ve siyasi gayretlerle geçirmiştik. 15 yaşını doldurmamış çocukların cinsel istismarı suçunda çocuğun rızası aranmaz ilkesini bir çırpıda yok ettiler. Maddeye rıza kelimesini yazmadan rıza kavramının açık tanımını yerleştirip, 15 yaş altı çocuğun “rızasını” sorgulamayı mümkün kılarak, hakimlerin ceza indirimine gitmesini kolaylaştırdılar. 12 yaş altı çocuğun cinsel istismarı ayrıca düzenlenmiş olduğu için de el çabukluğuyla “rıza” yaşı 12’ye çekilivermişti, hatırlarsınız. Yargıda cinsiyetçi tutum beslenerek cinsel saldırı suçu faillerine cezada indirim yolu açıldı böylece. Kürsülerde, mikrofonlarda lanetlenen fiil, kanun metinlerinde lanetlenmediği gibi duruşma salonlarında ve mahkeme kararlarında da lanetlenmiyor. Lafta kalıyor çocuk istismarına yönelik duygusal tepkiler.

Uzun uzun hatırlatışım 16 yıl hapsi bile ağır bulanların, idam söz konusu olursa bu cezayı vermemek için kırk dereden su getireceklerini anlatabilmek için. İdam cezasına kesinlikle ve her suç için karşı oluşum açık bir gerçek. Daha önce yazmıştım. Mecburen toplumun ahvali, idama karşı çıkma nedenlerimi önümüzdeki günlerde tekrar yazmayı gerektiriyor. Ancak çocuk tecavüzlerinin yüreklerini kanatmasına dayanamayanların, safiyetle idamın bu suça çare olacağını zannetmelerine karşı özellikle bu suç ve ağır cezalar konusunda mahkemelerin ve siyasi iradenin tavrını hatırlatmak gerekliydi.

Bilinsin ki 16 yılı bile ağır bulanlar idam hükmü vermez. Bu suç cezasız kalır. Zaten kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddetin bunca yaygın oluş nedeni cezasızlık. Ekmeklerine yağ sürmeyin!

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8