Ramazandan bayrama kalanlar


24.6.2017 - Bu Yazı 954 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ve ramazan biterken, bayrama girmeye hazırlanırken Bingöl’den gelen haberle bayram zehir oldu bile. Evlenmek niyetiyle kaçılan bir genç kız. Liseyi bitirmiş üniversiteye hazırlamak için dershaneye gitmeyi planlayan gencecik bir kız kaçırılan. Hem mağdurun hayatı ve emniyeti hem kültürün, örfün gereği, hem hukuka uygun olan mağdurun hemen en azından ailesine teslimidir. Hukuki süreç, bayramdan sonra başlayacaksa o bayramı mağdur ailesiyle geçirmeli.

Serin geçerek uzun günlerin orucunu kolaylaştıran ramazanın sonunda bayrama erişirken hatırımda kalanlardan biri, dindarlarda kadına yönelik şiddetle mücadele bilinci oluşacağına dair ümit veren kısacık bir iki kelam. Bir televizyon programında Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın bazı sözleri mesela, bu açıdan kıymetli. Mehmet Barlas’la söyleşisinde konularından birisi Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel’in öldürülmesiydi.

31 Mayıs tarihli yazımda şu satırlarla değindiğim elim olaydı konu: “Ve dün kadına yönelik şiddet Yeni Akit’in manşetine taştı. Onlar böyle isimlendirmediler ama maalesef başa gelen tam olarak erkek şiddetiydi. Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel’in öldürülüp -Allah rahmet etsin- kızının yaralandığı olay bu kadar taze olmasına rağmen ismi belli: Bu bir ev içi şiddet vakası. 6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için sürekli büyüyen bir erkek terörü. Şiddet gören kızını, kocasıyla barıştırmaya yönelen bir baba… Ülkemizde yaşanan milyonla örnekten bir tanesi… Kadını değil şiddeti koruyan, insanı değil kurumu, aile kurumunu önemseyen ve erkek terörünü aile kavramıyla adeta kutsayan hataların hepsi yapılmış. Çok yazık.”

Nevzat Tarhan, kadına yönelik şiddetle mücadele gereği olarak daha önce hiç bu denli açık söylediğini duymadığım biçimde boşanmayı işaret etti. “Evde yaşanan şiddet nedeniyle ayrılmak isteyen kadın ailesi ve toplum tarafından desteklenmeli. Barıştırma yoluna gitmenin, erkeğin pervasızlaşmasıyla, şiddetin dozunu arttırdığı/arttıracağı düşünülmeli.” Hatırımda kalan haliyle mealen söylenen bu sözler ülkemiz dindarlarının ev içi şiddete bakışını değiştirebilecek nitelikte. Zira gerek akademik niteliğine dayanarak yargılarına güvendiği gerekse dindar kimliği nedeniyle “bizden” bildiği için camianın, dikkatle takip ettiği isimlerden biri olduğu malum. Şiddeti görmezden gelmeyip üstelik “öfke kontrolü” gibi “dini nasihatler” gibi sık yapılan hatalara düşmeden şiddetin kesilip atılmasını, aile kurumunu değil insanı, kadını önceleyerek boşanmayı işaret edişi umuyorum ki farkındalığı yükseltecektir.

Rastladığım bir sahur programında Fatih Çıtlak tarafından enseste, örtük biçimde de olsa değinilmesi şaşırtıcıydı. Ve sevindirici. Ana baba hakkı konusunu dile getirirken üstü kapalı biçimde babanın çocuğuna cinsel istismarına değinip net olarak lanetledikten sonra “böylelerinin babalık haklarından söz edilemeyeceği” mealindeki sözleri, tabu yıkar nitelikte. Çünkü bizde, dindarların hiç ağza almadığı, dindar insanın yapmayacağının sanıldığı daha doğrusu böyle bir zannın arkasına saklanmanın seçildiği bir konu, ensest. Minicik bir cümleyle konuya dokunulup geçilmiş olmasına rağmen geniş izleyici kitlesine ulaşan bir dini programa konunun dahil edilişi, ilk defa karşılaştığım bir durum. Hayatın gerçeklerini inkar etmek yerine kötülüklerle mücadelede dinden yardım alabilmek için adıyla, sanıyla belirlemek gerek. “Süi misal emsal olmaz” düsturuna sığınarak “kötülükleri dile getirerek yaygınlaştırmak” endişesine kapılarak ensest gibi feci bir olguyu görmezden gelme hatası, bu sözlerle bir miktar aşındırılmış olur sanırım. Diyanet de hatırlayacağınız “fetva krizi” ile kamuoyuna yansıyan bu sorun hakkında net bir duruş sergilemeli. Kuruma, vaiz ve vaizelere sıkça yöneltildiğini bildiğimiz ensest ve diğer cinsel suçlarla kadına ve çocuğa yönelik şiddet hakkında net ifadeler kullanarak açık dille konuşmayı seçmeli artık. Hem İslamî ve insanî hem hukukî gereklilikleri sakınımsız, dolaysız yerleştirmeli cevaplarına.

Ramazandan geriye bir de yine “şortlu kadın” meselesi kaldı. Bu yıl da tekrar kamusal alanda görülen erkek şiddeti, kadın kıyafeti ve din kılıfıyla çıktı karşımıza. Melisa Sağlam adı yani şiddet mağduru kadının kimliği her haberde defalarca zikredilirken saldırganın adını öğrenmek neredeyse haberleri didiklemeyi gerektirecek kadar seyrek yazıldı. Oysa yapılması gereken saldırgan Ercan Kızılateş’i teşhir etmekti. Gözünü sakınmayan, nefsini tutamayan orucu nasıl tutsun derken Ercan Kızılateş’in vergi suçuyla kesinleşmiş mahkumiyeti olduğunu öğrendik. Vergi kaçırarak tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyenin ramazanı, orucu bahane edişi ayrı garabet. Kadına saldırdığı halde serbest kaldığını sanırken vergi suyu nedeniyle ceza evine gönderildiğinin öğrenilmesi ayrı garebet.

Ve ramazan biterken, bayrama girmeye hazırlanırken Bingöl’den gelen haberle bayram zehir oldu bile. Evlenmek niyetiyle kaçılan bir genç kız. Liseyi bitirmiş üniversiteye hazırlamak için dershaneye gitmeyi planlayan gencecik bir kız kaçırılan. Ailenin şikayeti üzerine “rızamla gittim” ifadesi baskı altında alındığı şüphesiyle savcılık ifadesini bizzat almak için getirilmesini istiyor. Ancak kolluk getirmiyor. Bayramdan sonra hukuki süreç başlatmak sözüyle aile, evine gönderiliyor.

Hem mağdurun hayatı ve emniyeti hem kültürün, örfün gereği, hem hukuka uygun olan mağdurun hemen en azından ailesine teslimidir. Hukuki süreç, bayramdan sonra başlayacaksa o bayramı mağdur ailesiyle geçirmeli.

Detayları bende saklı hadiseye il yöneticilerinin acilen el koymasını umuyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8