Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin


12.7.2017 - Bu Yazı 536 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İlknur’umuzu bize geri verin. Onun yeri ailesinin yanı. Onun yeri kadınların yanı. Onun meselesi özgürlük ve eşitlik. Onun meselesi demokrasi.

Yıllar evvel ama öyle çok değil beş ya da altı yıl önce AK Parti Kadın Kolları bir rapor hazırlamıştı. Başörtüsü yasaklarının kaldırılmasına dair öneriler içeren bir rapor. Parti her ne yaparsa içinde gizli saklı bir nevi hikmet arayanlardan gayrisi ateş püskürmüştü bu rapora. 28 Şubat zulmünün yarası sarılmayan mağdurları başörtülü kadınlardı o zaman da. Şimdi de hala bitmiş değil ama bu başka yazının konusu. Her neyse basına haberi yansıyıp da kendisi yayınlanmayan raporlardandı. Başörtülü kadınlar kamu görevi yürütebilsinler mealinde hazırladıkları raporda bazı mesleklere istisna getirilmesini gerekli görmüştü, AK Parti’li kadınlar. Öğretmenlik ve yargıçlık bu istisnalar içindeydi. AK Parti Kadın Kolları münasip görmemişti, başörtülü kadınlara öğretmenliği ve hakimliği. O günlerde seküler, dindar bir grup kadın konuyu tartışırken “öğretmenin örnekliği” dile getirilince “bugün başı örtülü olan kadınların hiçbirinin öğretmeni başörtülü değildi” demiştim. Örnekliğin anlamsızlığına ikna olmuşlardı. Tabii “ama yargı başka” nidalarını dindirmek daha zordu.

O anda Sevgili İlknur’un “içinde başörtülü kadın yok ama canımıza okuyor bu erkek yargı” deyişi sorunu, örtülü ya da açık olmanın ötesinde, feminist politika düzleminde konuşmaya başlamamıza yetmişti. Sadece beş-altı yıl önce iktidarın kendi oy deposu kadınlara reva gördüğü ayrımcılığa karşı çıkışıyla gözümün önünden gitmiyor İlknur. Ondan önce de sonra da sayısız toplantılar, ortak çalışmalar, samimi iç döküşlerle süren yol arkadaşlığımıza rağmen o andaki yüz ifadesi hatta ses tonuyla çakılı zihnime, günlerdir. Özlüyorum sıcacık gülüşünü, candan sarılışını. Son yıllarda bakmakta olduğu alzheimer hastası kayınvalidesinin bakımını İlknur’un yaşlı anne babası üstlendi onun yokluğunda. Üç yaşlı insanın birbirine tutunarak ayakta kalma çabası ayrıca yürek paralayıcı.

İlknur’umuzu bize geri verin. Onun yeri ailesinin yanı. Onun yeri kadınların yanı. Onun meselesi özgürlük ve eşitlik. Onun meselesi demokrasi. Her zaman darbe karşıtıydı. Her zaman militarizmin her türlüsünün uzağındaydı. Onun meselesi kadının demokratik katılımı önünde en büyük engel olarak gördüğü kadınların birbirinden ayrışmasını önlemek. Kurucularından olduğu Kadın Koalisyonu biraz da bu ayrışmayı önlemeye dönük yeni arayışlardan. Kurumsal bağlılıkların kadınlar arasındaki işbirliğini zorlaştıran yönüne dikkat çekerek örgütlü mücadeleyi de engellemeyecek bir açılım Kadın Koalisyonu. Bireysel katılımlarla ortaklaşmalar, birlikte iş üretmeler, giderek örgütsel yakınlaşma ve işbirliğini de kolaylaştırıyor, bu yapı içinde. Ama şimdi İlknur’umuz gözaltında. Dokuz hak savunucusuyla birlikte. Çirkin, darbe çağrışımlı yakıştırmalar, kişilik suikastı niteliğindeki manşetlerle hak savunusu kriminalize ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan cezaevine girer ve oradan çıkarken de Uluslararası Af Örgütü yanında değilmiş gibi. Pek çok AK Parti’li de eski adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği’ne yakın değilmiş gibi. Gizlilik kararının engellemediği medyanın saldırıları ve hak savunucularının terör ya da darbeyle ilişkilendirilmesini de gözümüz bir yerlerden ısırıyor.

Hak savunucularına “olağan şüpheli” muamelesi pek yabancı değil bu ülkeye. İktidarların hukuk dışına çıkışı da tanıdık. Güvenlik politikaları emrine girmiş olan yargının iktidara göbek bağı da malum. Yandaş medyanın yargısız infazı da öyle her zaman görülenlerden… Kraldan çok kralcı kamu görevlilerinin durumdan vazife çıkarışı da… Bunların hepse eski hastalıklarımız. Eskimeyen, süregelen sistemik hastalıklar.

Yabancımız değil hepsi Türkiye’nin karanlık dönemlerinin bilindik sahneleri. Utanç duyduğumuz karanlık dönemleri bize Yeni Türkiye, Güçlü Türkiye sloganlarıyla tekrar yaşatıyorsunuz. Vazgeçin bu hukuksuzluklardan.

15 Temmuz darbe kalkışmasıyla mücadele ederken haksızlık yapmak gibi hak savunucularını suçlamak da gaflettir.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı