Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar


19.7.2017 - Bu Yazı 401 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlığı görünce okurların ‘yine mi 28 Şubat, yine mi mağdur edebiyatı’ diyecekleri kuvvetle muhtemel. Ama yapacak bir şey yok, yazılmalı. Kadınların 28 Şubat'ı hâlâ bitmediği için değil sadece, en az onun kadar önemlisi, bugünkü sorunlarımızın temelinde darbelerle yüzleşmeyi ve darbecileri cezalandırmayı başaramayışımız yattığı için de yazılmalı. Darbelere karpuz muamelesi çekip ‘seçmece’ yaklaşmakla darbe döngüsünü sürdürdüğümüzü anlamak zorundayız.

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak” suçlamasıyla 103 sanıklı dava beş yıldır sürüyor. Başta dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Genel Kurmay 2’inci Başkanı Çevik Bir, emekli generaller Çetin Doğan ve Engin Alan olmak üzere sanıklar için tutuklama talebini yinelendi, mağdur ve müşteki avukatları. Bugün (18 Temmuz Salı) 89. celse ile devam eden dava kritik aşamaya geldi. Dile kolay, seksen dokuz duruşma boyunca yol alınamadı. Sanıklar bir yıl önce 15 temmuz kalkışmasından kısa süre sonra gerçekleşen duruşmada fırsatı ganimet bilerek ’28 Şubatta yapılanların darbe değil FETÖ’yü temizleme gayreti’ olduğunu söyleyecek kadar cüretkar ve kendinden emin. En az onlar kadar biz darbe mağdurları da kendimizden eminiz. Gülen hareketiyle ilgisi olmayan bizler kamudan ihraç edildik o yıllarda. Darbeyi ‘hayırlı olsun’ ifadesiyle karşıladığı o yıllar basına, manşetlere yansımış olan Gülen ve cemaati 28 Şubatçılarla kol kola idi.

Duruşmanın sabah oturumuna, son iki duruşmaya katılmadığı için mahkeme heyetince hakkında zorla getirilme kararı alınmış olan Tansu Çiller de katıldı. Mağdur tanık sıfatıyla ifade vermesi, sanıkların Gülenist kalkışmayı kendilerine paravan olarak kullanmasını önlemek adına gerekliydi. SEGBİS yoluyla verdiği ifadesi ve soruları cevaplamasıyla duruşma şu saatlerde sürüyor. Sabah ilk sözlerinde darbeyi tüm niteliğiyle açıkladığı şu sözler bence çok kıymetli: “Yine aynı şeyleri ifade etmek zorundayım, 28 Şubat bir darbedir. Belki alışılagelmiş bir darbe değildir, postmodern bir darbedir, bu bir süreçtir, kesit değildir ve bir koalisyon eliyle icra edilmiştir. Bu koalisyonun içerisinde çeşitli toplum kitleleri vardır, kimi medya, kimi TSK mensupları, kimi yargı üyeleri, kimi sendikalar, kimi sivil toplum örgütleri ve kimi dış odaklar vardır. Hükümeti düşürmeye yönelik bir plan çerçevesinde korku, baskı ve şiddetle hükümeti yok etmeye yönelik bir harekettir.”

Davanın seyrini olumlu etkiler, hiç değilse bir kere darbeciler gerçekten hak ettikleri hukuki cezaya çarptırılır mı, bilinmez. Ancak postmodern darbenin siyasi boyutu bir kere daha gözler önüne serildi bu ifadeyle. Fakat yeterli değil. 28 Şubat darbesinin hükümeti düşürmek için ortaklaşan koalisyonu, toplumu dizayn etmeye de yönelmişti.

KADINLAR İÇİN DARBENİN ARTÇI SARSINTILARI HÂLÂ ETKİN

Geniş kesimleri olağan şüpheli olarak kamudan ihraç etmeleri, Batı Çalışma Grubu aracılığıyla her kurumda insanları fişledikleri bugün herkes tarafından biliniyor. Ancak kadınların ne şekilde etkilendiği fazla bilinmiyor. Kamudan ihraç edilenlerin AK Parti iktidarı süresince farklı yıllarda çıkarılan çok sayıda kanuni düzenleme sayesinde haklarına kavuştukları biliniyor. Ancak kayıp yılların telafisi kimsenin aklına gelmediği gibi o yılları kaybetmenin meslek hayatlarına bugünkü yansımaları da kimsenin umurunda değil. Yine de kamu çalışanları haklarını büyük ölçüde geri kazandı.

Özel sektör öyle değil ama. Mesela medyada kadınları ele almış Lacivert Dergi. “Bugünün 28 Şubatında Neler Var” başlığıyla bir atölye çalışmasının tartışma dökümlerini yayınlamış. Medyada kadınların postmodern darbeyi nasıl yaşadıkları ve sonrasını, bugünleri konuşmuş gazeteciler bu atölyede. Medyada patriyarkal tutumun tüm diğer sektörlerde olduğu gibi darbelerin rüzgarıyla yelkenini şişirdiği açıkça görülüyor. Tabii yandaş medyada hâlâ kadınların 28 Şubat’ının sürdüğünü görmek de ayrıca şaşırtıcı gelebilir. Atölyeye katılan kadınlar henüz fark etmiş gibi görünmüyor ama darbelerde kadınların yaşadığı aslında ataerkil zihniyetin darbe kılığına girmiş hali. Dolayısıyla darbe sona erdikten sonra bile ataerki hükmünü yürütmeyi başardığından kadınlar için sektörde pek fazla bir şey değişmemiş.

Konuşmalardan anlıyoruz ki, camianın yandaş medyasında çalışan kadınlar için kariyerist olmak ‘afedersin feminist’ olmakla eşdeğer bir ‘günah’. Kadınların da içselleştirdiği bu büyük ‘kusur’ mesleki başarılarını engelliyor. Belki daha yerinde bir ifadeyle çalışmalarının karşılığı olacak hak ettikleri konuma ulaşmalarını engelliyor. Hem hırslı ve çalışkan olmaları bu tarz töhmetlerle baskılanıp hem de ‘reytingi yok’ denmesi, başörtülü basın emekçilerinin en büyük açmazı.

Toplum olarak bir başka açmazımız da bugün 15 Temmuz darbe girişimiyle mücadele adı altındaki ihraçlarla iktidar tarafından ‘ötekine 28 Şubat’ yaşatılıyor oluşu. Yargı eliyle darbecilere hak ettikleri ceza verildikten sonra mutlaka gerçekleştirilmesi gereken toplumsal yüzleşmelerle kırılabilecek bir döngünün içindeyiz.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı