İtaat değil itizal gerek


26.7.2017 - Bu Yazı 526 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ev mükemmel olacak. Çocuklar sadece kadının sorumluluğunda kalacak. İş yerinde hem nezaketle “hanfendi” hem erkek meslektaşlarıyla kıyasıya yarışa kalkışmadan çok çok başarılı olacaklar. Hem de itaatkar dindar kadın olacaklar. Kariyerist olmak istiyorlarsa ille de “annelik kariyeri”nde sonsuzca ilerleyebilecekler. Günümüz dindar camianın çalışan dindar kadına biçtiği rol de bu.

Eğitim ve çalışma hayatına katılıp, sosyal yaşamda özgürce yer alan pek çok dindar kadın var günümüzde. Özellikle çalışma hayatında artık başörtüsü yasağı da kalkmış olduğu halde neden hâlâ hak ettikleri pozisyonu alamadığını sorguluyor dindar kadın. Yazık ki feminizmden uzak kalabilmek için de azami çaba gösteriyorlar. İtiraz ettikleri, rahatsız oldukları şeyi eril tahakküm olarak isimlendirmenin çok uzağında oldukları için de eşitlik talebini ağza almaktan ar ediyorlar. Eşitlik İslam’a aykırı sanıyorlar. Sorunlarının tüm kadınlarla aynı olduğunu ve sadece feminist politikalarla çözülebileceğini henüz idrak etmiş değiller. Ama ilk dalga feminizmin kız kardeşlik ruhu şu an onlarca da kabul edilmiş görülüyor. Pek geriden gelen bu fikri ilerleme bile dindar camiada hoş karşılanmadığından olsa gerek evrensel feminist ilke ve kavramlardan da uzak durabilmek için insanın için sızlatan bir çaba içindeler.

Edinilmiş cinsiyet rollerini dinin/dindarlığın ve kadın olmanın gereğiymiş gibi içselleştirdiklerinden çalışma yaşamında “erkeksileşmeden” var olabilmenin arayışında yıpranıyorlar. Süper ötesi süper kadın olabilmek için kendilerini tüketişlerini görmek çok acı. Ev mükemmel olacak. Çocuklar sadece kadının sorumluluğunda kalacak. İş yerinde hem nezaketle “hanfendi” hem erkek meslektaşlarıyla kıyasıya yarışa kalkışmadan çok çok başarılı olacaklar. Hem de itaatkar dindar kadın olacaklar. Kariyerist olmak istiyorlarsa ille de “annelik kariyeri”nde sonsuzca ilerleyebilecekler. Günümüz dindar camianın çalışan dindar kadına biçtiği rol de bu.

Kadınların bu rolü kabullendiklerini, “çalıştığı halde kendisi olarak kalabilme” şeklindeki garip kavramsallaştırmayı yaşayabilmek için insanüstü çaba harcadıklarını görüyoruz. Ah bilseler “kucağa düşen kırıntılar” çoktan bütünleşip eşitlik adını aldı. O kadınlığından vazgeçip kabalaşmak zorunda kalmadan çalışabilmenin yolu iş yerinde ve karar mekanizmalarındaki eşitlikten geçiyor. En azından yüzde 33’lük kritik eşiği aştıktan sonra başlayarak yavaş yavaş dönüşecek eril alan eşit alana. Aile, ev, çocuk sorumluluğunu özel alanını eşit kurguladığın, eşinle eşit paylaştığında kolaylaşacak iş yaşamın. Sen de iş çıkışı arkadaşlarınla kahve sohbetine katılabilecek, orada dönen iş paylaşımlarından geri kalmayacaksın. Kendini suçlu hissetmeden kariyerist olmanın yolu ilkin eşit birey olduğunu anlayıp, karşındakine de anlatmaktan geçiyor. Tabii bunun için cemaatlerden sıyrılmış özgür birey dindarlığı, Kur’an dindarlığı gerekiyor önce. Ataerkil geleneğin, din olmaktan çoktan çıkmış dini yorumlarıysa hem siyasal düzlemde hem dindar camiaya ait iş yerlerinde ve tabii artık yazık ki kamu kurumlarında çok etkili. Bu çemberden sıyrılabilmek için düşünerek hareket edecek özgürlük gerek ve özgürlük kafada başlar. Özgür olduğunu idrak etmen gerek. İtaat değil itizal gerek. O zaman anlayacaksın her alanda eşitliğin İslam’a aykırı değil bilakis İslamın gereği olduğunu.

Ne çare ki kadını eksik, yarım, eğri gören, İslam öncesi ve İslam dışı anlayışları din gibi sunan çeşitli rivayetler hâlâ çok etkili. Kur’an’da karşılığı olmayan hatta çoğu zaman vahye aykırı düşen rivayetleri hadis külliyatına sokuşturmuşlar, her nasılsa. Arap ve İsrail mitolojisinden kimi örnekleri dinmiş gibi sunarak hatta ayetlerin izahını bu mitolojik unsurlarla sözüm ona delillendirenler pek çok.

Kerameti kendinden menkul hocaların etrafına doluşmuş cemaatler içinde aklın yerini nakil, ayetin yerini rivayet almış halde. Özellikle kadın söz konusu olduğunda bırakınız eleştirel düşünmeyi minicik bir “acaba” bile imkansız. Üstelik şimdi bu cemaatlerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nda karar sahibi olma riski var.

İki gündür Görmez’in ayrılacağı ve yerine İsmailağa Cemaati’ne yakın bir ilahiyatçının geçeceği yolundaki haberler henüz doğrulanmadı ama yalanlanmadı da. Cumhurbaşkanı “tartışılması için” derken partisindeki iç dengeleri gözlediğini, tabanın nabzını tutmak istediğini ima ediyor. Umarım Ak Parti tabanı sinyali alır ve bu her biri diğerini tekfir etmek bakımından DAEŞ’le çok benzeşen cemaatlerin kurumun başına geçmesini engeller. Yazık ki göründüğü kadarıyla şu an sadece hadis karşıtlığıyla itham ettikleri Görmez’in aleyhine yaygara koparılmakta, sosyal medyada. Akıl ve bilgi dini İslam’ı nakilden ibaret görenlere karşı da sesler cesaret ve açık yüreklilikle yükselmeli.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı