Müftülüklere nikah yetkisi


29.7.2017 - Bu Yazı 586 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Zenginlerin gönlünce gerçekleştirdiği nikah tarzını, yoksullar için de mümkün kılmak. Konuya bu çerçeveden bakarak müftülüklerde kıyılacak nikahın belediye salonlarında kıyılan nikahların yanı sıra insanlara seçenek sunmak olduğunu görebiliriz. Ve böyle bir beklenti toplumda AK Partili yıllardan çok önce de vardı.

Yasanın belediyelere tanıdığı nikah kıyma yetkisinin, bazı il ve ilçelerde, müftülüklere de tanınmasını öngören maddenin de içinde yer aldığı yasa tasarısı, meclisin tatile girmesiyle kanunlaşmadı. Ancak meclisin yeni yasama yılında gündeme gelmesi kaçınılmaz. OHAL şartlarında, bir kanun hükmünde kararnameyle Ekim ayı gelmeden önce yürürlüğe girmesi de ihtimal dahilinde. Belki de “kuvvetle muhtemel” demek daha doğru olur. Meclis iç tüzük değişikliği ve siyasi hayatımıza yeni utanç sayfası ekleme evecenliğiyle, iki vekilin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin oylamaların ancak yetişeceği, tatil takvimi ortadayken bunun gündeme getirilmesinin başka izahı yok zannımca.

OHAL şartlarında her türlü sürprize açık yaşıyoruz. Tedirgin, temkinli ve tepkiliyiz. Haliyle yeni tasarının getirdiği, müftülüklere nikah kıyma yetkisine karşı da kamuoyu tepkili. Öfkeyle reddetme, protesto etme eğilimi ağır basıyor. Toplumun bir yarısı böylesi bir yetkinin gökten zembille indiğini düşünüp geleceğe dönük kuşkular taşıyor. Ötekinin beklentilerinden habersiz olduğundan. Diğer yarısı ise kendisi için gecikmiş bir iyileştirme, bir hakkın teslimi olarak görüyor. Karşı çıkışların, kadın haklarının ihlaline yönelik endişelerle ilişkisini kurmadan kendi inancına saldırı gibi algılıyor. Birbirine taban tabana zıt iki toplumsal tavır da anlaşılmalı. Düzenleme, duygusal tepkilerle değil akılcı eleştirilerle dile getirilmeli. Öncelikle dindar kesimin beklentilerini, bu değişikliğin alt yapısı niteliğindeki toplumsal ihtiyacı anlamakta yarar var.

Çok uzun yıllardır tek tipçi dayatmalardan biri olarak halkın gönlündeki dini nikah arzusunun görmezden gelinişi yanlıştı, yaralayıcıydı. Laisizmin, inanç hürriyetini ihlal etmediği ülkelerde dileyenin dini, dileyenin seküler törenlerle evlenmesi pek çokları için ilham vericiydi. Bizde laik sistemin dini sosyal hayatta görünmez kılacak şekilde agresif, baskıcı uygulanışı yüzünden kimilerinin kendisini rahat hissetmeyip suni bulduğu kuru, soğuk belediye salonlarına alternatif geliştirilmesi gerekiyordu. Akçeli olanaklarla yakından ilişkili olan bu ihtiyaç, varlıklı dindarların özel mekânlarda dilediği tarzda nikah töreni gerçekleştirmesiyle giderilebiliyordu. Değişiklik tasarısından önce de böyleydi. Sıkıntı, hemen her konuda olduğu gibi alt gelir gruplarına aitti. AKP’den de önce, çok uzun yıllardır. Yani mesele sadece dini-dünyevi karşıtlığından ibaret değil. Sınıfsal da aynı zamanda…

Zenginlerin gönlünce gerçekleştirdiği nikah tarzını, yoksullar için de mümkün kılmak. Konuya bu çerçeveden bakarak müftülüklerde kıyılacak nikahın belediye salonlarında kıyılan nikahların yanı sıra insanlara seçenek sunmak olduğunu görebiliriz. Ve böyle bir beklenti toplumda AK Partili yıllardan çok önce de vardı. Şimdi on beş yılın sonunda gündeme getirilişi, partinin toplumsal tabanıyla gevşeyen bağlarını yeniden güçlendirmek arzusuna dayanan siyasi bir hamle muhtemelen.

Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öneren kanun tasarısının ilgili 6’ncı maddesi, çok küçük bir değişiklik getirmekte. Bu değişiklikle 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m. 22’nin bütünlüğü bozulmadan sadece “dış temsilciliklere” ibaresinden sonra gelmek üzere il ve “ilçe müftülüklerine” ibaresi eklendiği belirtiliyor. Tasarı kanunlaşsa bile evlendirme işlemlerine ilişkin bütün düzenlemelerin yürütülmesi yine bakanlığın sorumluluğunda. Yetkilendirilen görevlilerin yanına bir de müftüler ekleniyor sadece. Konsolosların kıydığı nikah sorunlu değilse, belediye memurlarının, muhtarların kıydığı nikah sorunlu değilse müftülerin kıyacağı nikah da sorunlu sayılmamalı.

Ancak tümüyle sorunsuz bir düzenleme olmadığı da açık. Zira ülkemizde erken evlilikler çok önemli bir konu ve imam nikahıyla yani medeni kanunun tanımadığı nikah usulüyle gerçekleştiriliyor. Müftülüklere nikah yetkisinin imam nikahını çağrıştırıp “erken evliliklere, çok eşliliğe kapı açılıyor” endişesi anlaşılabilir bir hassasiyet. Ancak şiddet türü olan böylesi evlenmelerle mücadele etmenin yolu geniş kesimlerin meşru taleplerini görmezden gelmek değil.

Diğer yandan bu tekliften önce de var olan çok eşlilik ve erken evlilik sorunlarıyla mücadele için bizlere müftülükleri de sıkı izleme yükü getirdiği açık. Dini nikahlarda uygulanan vekalet usulü, mesela müftülüklerdeki nikahlarda kesinlikle kabul edilmemeli. Medeni kanuna aykırı evlilikler, kendisi de bir devlet kurumu olan müftülüklerde asla gerçekleştirilmemeli. Ayrıca evlendirme yetkisi tanındıktan sonra müftülükler gayri resmi imam nikahını önlemek için de üzerine düşen takibi yerine getirmeli. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği dini nikah kıyan imamlara ceza öngören kanun tekrar düzenlenmeli.

Madem artık dindarların ihtiyaç duyduğu nikah töreni mümkün olabilecektir, o halde resmi başvuru yapılmayan “merdiven altı nikah” kıymak doğrudan suç kapsamına alınmalı. Küçük yaştaki kız çocuklarına nikah kıyan imamlar cezalandırılmalı. Bu tedbirler alınıp sıkı takip edildiği takdirde kadın kazanımlarında geri gidişe yol açmayacaktır bu düzenleme. Bu ülkenin dindar kadınları da en az seküler kadınları kadar medeni kanunu sahiplenmiş halde, temkinli ama müsterih olabiliriz bu konuda.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı