Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!


1.10.2017 - Bu Yazı 404 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şiddet failinin ismi baş harfleriyle verilirken mağdur kadının isminin, resminin apaçık ortaya konması nedendir? Bilinçli seçim mi? Bilinç dışı alışkanlık mı? Reyting mi? Patronaj mı? Yoksa sadece şiddetle mücadele yöntemlerinden habersiz olmak mı?

Gaziantep’ten gelen kadına şiddet haberi, zihinlerde hep var olan soruları bir kez daha konuşmayı, yazmayı gerekli kıldı. Kocasının şiddeti nedeniyle evini terk edip üç çocuğuyla ailesinin yanına taşınmış hamile bir kadının gördüğü şiddetle ölümcül yaralanmasını duyuruyordu bu haber. Ve medyanın, haberin dilinin şiddetle mücadele alanındaki önemini bir kez daha dile getirmeyi gerekli kılacak denli sorunlu yazılmıştı ana akım medyada.

İlginçtir, internet medyası daha bilinçli, özenli, dikkatliyken şiddeti haberleştirmede sınıfta kalan basılı medya. Bu durumda “bir kısım medya”ya sormak gerek: Yakalanmış. Teslim olmuş. İtiraf etmiş. Kendisinden başkasının yapma ihtimali olmayan şiddet sonrası failin adı neden baş harfleriyle yazılır? “Böyle vahşet görülmedi!”, “Cinnet geçiren koca!” başlıkları neden atılır?

Kadına yönelik şiddetin politik tutum olduğunu, gözlerden gizlemenin aracı mı bu haberleştirme taktiği? Haberciler psikiyatri uzmanı mı ki başlıklarda/haber metinlerinde “cinnet” teşhisi konur?

Haberlerde kadına yönelik şiddetin ender görülen vaka gibi sunulması, şiddeti normalleştirme/sıradanlaştırma yöntemlerinden biri mi?

Ve tabii en önemlisi, şiddet failinin ismi baş harfleriyle verilirken mağdur kadının isminin, resminin apaçık ortaya konması nedendir? Bilinçli seçim mi? Bilinç dışı alışkanlık mı? Reyting mi? Patronaj mı? Yoksa sadece şiddetle mücadele yöntemlerinden habersiz olmak mı?

Bu sorulara cevap almak mühim elbette. Ancak cevaplardan daha önemlisi, şiddetle mücadelenin bir nevi seferberlik gerektirdiğine tüm tarafları ikna eminin aracı bu sorular. Defalarca yazdığım siyasi irade, kamu idaresi, kolluk, yargı yanı sıra medya da bu bu şiddetle mücadele zincirinin halkalarından birisi. Şiddetle mücadele zinciri, en zayıf halkası kadar ”güçlü” olduğuna göre diğerleri gibi medyanın rolünü de sık sık dile getirmeye mecburuz.

Sadece medya değil bugün değinmek istediğim taraf. “Kimse masum değil” dedirten tarafı var bir de konunun; en geniş tarafı aileler. “Toplumun tümü” dedirtecek denli geniş bir alanı tutan aileler de kadına yönelik şiddetle mücadelede sorumluluğunu yerine getirmeyen taraf olarak suçun bir parçası. Şiddet gören kadınların ailelerinden söz ediyorum bugünlük.

M.A.A. kısaltmasıyla haberleştirilen Gaziantep’te yaşanan olayda da aile, şiddet gören kadını desteklemek, şiddete tanıklık eden çocukları kurtarmak yerine anlaşılmaz bir inatla aileyi korumayı seçmiş görünüyor.

İnsanı değil kurumu önceleme gafleti… Boşanmak isteyen kadına mukabil barışma aldatmacasıyla gelen şiddet faili erkeği destekleyen milyonla aile var bu ülkede. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi zorlaştıran, şiddeti yaygınlaştıran unsurlardan birisi ailelerin bu tutumu. Ve biraz da bu nedenle toplumda kimse masum değil.

Tabii şiddet failinin ailesi, akraba ve arkadaşları var bir de yazılması gereken. Şiddeti teşvik, yardım ve yataklık yönünden ele alınıp sadece yazılmakla kalmayarak davalara konu edilmesi gereken suç ortakları var şiddetin.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı