Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III


28.10.2017 - Bu Yazı 569 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Batı bilimi ve felsefe alanında kadının konumu üzerine pek çok çalışma bulunmasına rağmen Doğuya ilişkin incelemelerde kadınların bilim alanındaki çalışmalarına yönelik araştırmalara pek rastlanmaz. Ancak kadın karşıtı söylem ve eylem hem günümüzde hem tarihte çokça yer alır.

Kadın karşıtlığının bilim alanındaki yansımaları hem doğu, hem batı medeniyetlerinde büyük benzerlikler göstermekte. Soğuk savaş sonrası diplomasinin değişen dengelerini incelerken Huntington’ın getirdiği tanımın aksine, medeniyetler arasındaki tarihi ilişki, çatışma değil, etkileşim ve alışveriş biçiminde gerçekleştiğinden hiç de şaşılası değil bu durum. Avrupa’da kadın filozofların felsefe tarihlerinden çıkarılıp unutturuluşuna, kadın filozofların yok sayılmasına benzer örneklere İslam dünyasında da çokça rastlanır.

Dr. Muhammed Ekrem Nedwi Muhaddisat Kadın Hadis Alimleri adlı eseri üzerine yapılan röportajında Yunan felsefesinin tercümelerle İslam düşüncesine girmesinden sonra kadınların ilim ve toplum hayatından dışlandığını ileri sürer. İslam medeniyetinin ilk dönemlerinde hadis, tefsir, fıkıh alanlarında çok sayıda kadın alimin çalışmasına rağmen sonraki yüzyıllarda yeni alimlerin yetişmesi bir yana, bu alimlerin isimleri bile kitaplarda zikredilmez olmuştu. Hatta ilk dönemlerde birer eğitim kurumu da olan camilerde kadın ve erkeklerin birlikte ders gördüğü ve kadın alimlerin de erkek alimler gibi karma öğrenci gruplarına dersler verdiği bilinir. Mescid-i Nebevi gibi en büyük camilerde kadın erkek ayrımı olmaksızın ilim tahsili ve öğretim mümkün iken günümüzde aynı mescide kadınların girişi yasaklanmasa da namaz kılmak için girişi bile zorlaştırılmış halde. Dr. Nedwi’nin kırk ciltlik ve kadın hadis alimlerinin biyografilerini yazdığı araştırması hakkındaki söyleşide verdiği hükümle bütün sorumluluğu Yunan felsefesi ve mantık ilmine atfetmek, ayrımcılığı izahta yeterli olmasa da İslam dünyasında kadının ilim alanından dışlanmasıyla din alanından, yani camiden dışlanması arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermesi bakımından çok önemli.

Batı bilimi ve felsefe alanında kadının konumu üzerine pek çok çalışma bulunmasına rağmen Doğuya ilişkin incelemelerde kadınların bilim alanındaki çalışmalarına yönelik araştırmalara pek rastlanmaz. Ancak kadın karşıtı söylem ve eylem hem günümüzde hem tarihte çokça yer alır. Fatmagül Berktay’ın “Filozofların pek azı kendilerini kadınlar hakkında atıp tutmaktan alıkoyabilmiştir” tespitini aratmayacak şekilde Müslüman toplumlarda din adamları tarih boyunca hep kadın hakkında konuştu. Kadının felsefeden, bilgi sevgisinden uzak kalışı aslında filozoflar tarafından kadının bilgi nesnesine dönüştürülmesiyle ilişkili. Berktay’ın makalesine verdiği isime göndermeyle tam da bu nedenle zor ilişki felsefe ve kadın (Fatmagül Berktay, Felsefe ve Kadın: Zor Bir ilişki, Cogito – Şiddet sayı 6-7, 1996).

Felsefeye nesne olarak dahil edilenin kendini özne kılması zor olsa da gerek felsefe gerek bilim alanında batıda kadınların gerçekleştirdiği başarılar da artarak sürüyor. Özel tedbirler de alınıyor bu alanda. Kadınların bilime katkılarının artması için yapılan destekleyici çalışmalara, Avrupa Birliği Kadın Mucitler ve Yenilikçiler Ağı (European Union Women Inventors & Innovators Network) hatırı sayılır bir örneklik teşkil etmekte.

Benzeri teşvik ve desteklerin Müslüman toplumlarda ve ülkemizde kat kat daha fazla yapılması gerektiği çok açık. Cumhuriyet tarihimiz boyunca bu türden diyebileceğimiz destekler, Kemalizmin ayrıştırıcı metoduyla bir kısım kadına, yani çağdaş kadına yapılmış olsa da ülkemizde kadınların bilimsel çalışmalara katılma şansını yakalaması adına son derece kıymetli. Ancak kadınların yarısını ayrıştırıp, kalan yarısını erkeklerle eşitlemek sade aritmetik açıdan değil nereden baksanız imkânsız. Bu nedenledir ki TEPAV Araştırmacıları Damla Özdemir ile  Dr. Zeynep Esra Tanyıldız tarafından hazırlanan “Türkiye’de Bilim Kadını Olmak; Bilimsel İşgücünde Kadın ve Cam Tavan”başlıklı incelemenin değerlendirme notu önemli ipuçları sunuyor. Her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da kadınların işgücü olarak yer aldığı ancak diğer karar mekanizmalarında olduğu akademik çalışmaların da üst basamağına tırmanabilen kadın oranının düşüklüğü dikkat çekici.

Kadın ayrımcılığını ve ilaveten kadınlar arasındaki ayrıştırma politikalarını da terk ederek teşvik edilmesi gerek beşeri bilimler, tabii bilimler ve düşünce bilimleri alanlarında kadın çalışmalarının. Ülkemizdeki bilimsel düşünce ve gelişmenin fakirliği malum. Bu fakirliğin pek çok nedeni olsa da sayılacak nedenler arasına kadın dışlanmışlığını eklemek şart. İşte bu noktada Dr Nedwi’ye dönerek Müslüman toplumların özellikle hadis ilmindeki kadınları dışlamasıyla birlikte hadislerdeki kadın karşıtlığının yaygınlaşması arasında kurduğu eş zamanlılık ilişkisine dikkat etmemiz gerekiyor.

Kadın karşıtı hadislerin ayıklanması, ülkemizde de diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi bilim alanındaki kadın varlığını arttırmak ve dolayısıyla genel olarak bilimsel çalışmaların niteliğini yükseltmek için gerekli. Kendisini seküler, laik, batılı olarak tanımlayanlar dahi bilirler ki, kültürel köklerimiz bugünkü duygu ve düşünce dünyamızı şekillendiren en belirli etkenlerdir. Sadece aldığımız eğitim sadece aile çevremiz değil sevsek de sevmesek de ait olduğumuz toplumun kültürüyle de şekilleniriz. Toplumsal kültürün tarihin bir evresinde insan eliyle gerçekleştirilen müdahaleler doğrultusunda kadın karşıtlığına evrilmesi gibi bugün de vahyin ve insan onurunun gerektirdiği biçimde eşitliğe evrilmesi mümkün. Bunun yolu hadis ve tefsirlerde kadını ikincilleştiren hatta şu tuhaf “dinimi mıncıklama” sözünde olduğu gibi kadını “inancın nesnesine” dönüştüren yorum ve rivayetlerin ayıklanmasından geçiyor.

Hidayet Şefkatli Tuksal, Kadın Karşıtı Söylemin İslam Geleneğindeki İzdüşümleri (4.baskı OTTO yay.) adlı eserinde tam olarak bu konuyu inceler. İnananlar için çok hassas olan hadis rivayetleri hakkında Sevgili Hidayet’in özenle seçilmiş cümlelerini bozmadan tekrarlamak meseleyi anlamamızı kolaylaştırıyor:

“Hz. Peygamberin sözlerini, davranışlarını ve takrir dediğimiz onaylarını konu olan hadis rivayetleriyle bunlarla ilgili çok yönlü çalışmaları ihtiva eden hadis musannafatı; Hz. Peygamberin içinde yaşadığı dönemin tarihi bir vesikası olduğu kadar, bu rivayetlerin ortaya çıkmasını sağlayan ravilerin ve bu eserlerin oluşmasına emek veren ilim ehlinin de tarihi vesikası durumundadır. Zira Hz. Peygambere isnad edilen rivayetlerin, ‘mananın’ esas alınması suretiyle nakledilmesinden kaynaklanan ‘anlama/yorumlama’ sorunları başta olmak üzere; peygamber sözlerinin meşrulaştırıcı gücünün, kişisel tercih ve yorumları meşrulaştırmada istismar edilmiş olma ihtimali, bu rivayetlere, ravilere ve yaşadıkları dönemlere ait pek çok hususiyetin yansımasına sebep olmuştur.”

Hadis rivayetlerine niçin ve nasıl kadın karşıtı söylemin girdiğini izah ettikten sonra Hidayet Şefkatli Tuksal, hadislerde Dr. Nedwi’nin önerdiği ayıklamanın metodunu da veriyor bize:

Bu özellikleri sebebiyle, hadis rivayetleri, özellikle metin bağlamında incelendiğinde ve bu konuyla ilgili rivayetlerin birbiriyle mukayesesi yapıldığında, ravilerin rivayetlerin muhtevasına yönelik tasarrufları teşhis edilebilmektedir. Bu tasarrufların çokça hissedildiği alanlardan biri de, kadın aleyhtarı bir söylemin ve geleneğin varlığını meşrulaştıran rivayetler topluluğudur.

Batıda bilginin nesnesi kılınan kadının günümüzde bilim üretimine katkı sunması nasıl teşvik ediliyorsa bizde de hadislerin ayıklanmasından başlanarak kadının bilimsel alanda katkısının artması benzer teşvik ve desteklerle mümkün olabilir

.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı