Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı


29.11.2017 - Bu Yazı 402 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seksen milyonluk ülkede, kadınları eril şiddete karşı koruduğumuzu söyleyebilmek için 8000 (sekiz bin) sığınma evi olmalı, Gürsel Tekin’in soru önergesine Bakan Kaya tarafından verilen cevaba göre ülkedeki sığınma evi sayısı sadece 137 (yüz otuz yedi). Bu sayı şiddet mağduru kadınları çaresiz ve kimsesiz bırakmanın itirafı.

Eril şiddetle mücadelenin olmazsa olmazı kadın sığınma evi. Uzun yıllar sistematik şiddet görmüş, çocukları da bu şiddetin tanıklığıyla büyümüş nice kadın “gidecek yerim olsa çekmezdim” der. Gidecek yeri olmayan kadın öyle çok ki.

Maddi imkansızlıklar, aile desteğinden yoksunluk başta gelen çaresizliklerden. Üstüne toplum baskısı, gelenekler ve çocuklarından ayrı düşme endişesi eklendiğinde eril şiddet mağduru kadın, ne yapsın? Kadının çaresizliğinden güç devşirip pervasızlığını arttıran erkek şiddeti nasıl durdurulsun?

Kuşatılmışlık duygusuyla şiddete mahkum yaşayan kadınların desteğe ihtiyacı var. Aynı kuşatılmışlık duygusunu şiddet failine yaşatarak, onu çaresiz bırakarak eril şiddetle mücadele edildiği söylenebilir. Çarpık erkeklik algısını dönüştürmenin yolu şiddeti kendine hak gören erkeklere kuşatılmışlık duygusu yaşatacak çok yönlü önlemler alınmasından geçer. Ki bunlardan biri şiddet failine verilen uzaklaştırma kararı diğeri ise kadın sığınma evleri. Ulaşılabilir, erişilebilir, ihtiyacı karşılayabilir sayı ve kapasitede sığınma evi, eril şiddete geri adım attırabilmenin çarelerinden.

Hem şiddet mağduru kadınların gidecek yerinin olması hem şiddet uygulayan erkeklerin gidecek evinin olmaması gerek. Ancak böylesi çift yönlü önlemler eril şiddete kuşatılmışlık hissi yaşatır. Ekonomik yönden hayatını sürdürüp, çocuklarına bakabilecek olan kadınları, şiddet faili erkekten koruyacak tedbirlerden, uzaklaştırma kararı. Ancak ekonomik sıkıntılarla birlikte aile desteğinden de yoksun olanlar içinse şiddet faili erkeklerin ulaşamayacağı güvenli evler, kadın sığınma evleri olmalı ki kadınlar kendilerini kimsesiz ve çaresiz hissetmesinler.

Mevcut kanuna göre nüfusu elli bine ulaşan yerlerde sığınma evi olmak zorunda. Kanun uygulanmış olsa kabaca bir hesapla ülkemizde en az 1600 (bin altı yüz) sığınma evi olurdu. Uluslararası kriterlere göre ise on bin nüfus ölçü alınmalı sığınma evi açılması için. Seksen milyonluk ülkede, kadınları eril şiddete karşı koruduğumuzu söyleyebilmek için 8000 (sekiz bin) sığınma evi olmalı, eril şiddetle mücadelenin gerçekleşmesi için. Şiddetin sonlanması bile değil şiddetle mücadelenin gerçekten yapılıyor olduğunu söylemek için gereken sığınma evi sayısı sekiz bin. Peki bizde kaç sığınma evi var?

Gürsel Tekin’in soru önergesine Bakan Kaya tarafından verilen cevaba göre ülkedeki sığınma evi sayısı sadece yüz otuz yedi. Ağustos 2016 itibariyle bakanlığa bağlı 101, belediyelere ait 32 ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü 4 sığınma eviyle toplam sayı 137. Bu sayı şiddet mağduru kadınları çaresiz ve kimsesiz bırakmanın itirafı.

Bir iktidar ki “kimsesizlerin kimi olmak, çaresizlere çare sunmak” iddiasını dilinden düşürmez ama şiddet gören kadınlara çare sunmaya da yanaşmaz. Evet İstanbul Sözleşmesi de bu iktidar döneminde imzalandı. 6284 de bu iktidar eliyle hazırlandı. Ancak ilk imzacı ülke olduğumuz İstanbul Sözleşmesini de sözleşmeye büyük ölçüde uyumlu kanunu da layıkıyla uygulamayan yine aynı iktidar.

Sayısı ancak 49’a ulaşan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile sığınma evi sayısının yıllardır yükselmeyişi; hizmet kalite ve kapasitesiyle çalışma usul ve esaslarının kanunun öngördüğü niteliklerden hayli geride kalışı, kanunun uygulanmadığının en açık kanıtı. Neden uygulanmaz kanun, neden açılmaz sığınma evi?

Nedeni iktidar çevrelerinde sığınma evini genel ev zanneden ya da öyle zannedilmesini isteyenlerin çokluğu. Belediyeler ve hatta bakanlık içindeki pek çok yetkili ve daha kötüsü mevcut sığınma evlerindeki görevlilerin kimisi bile şiddetsiz yaşam umuduyla sığınmış kadınları, fuhuş ile ilişkilendirmekte.

Baba, koca, sevgili şiddetinden, ev içi şiddetten kurtulabilmek için evinden ayrılmış olmayı, fuhuşa sürüklenmekle eş değer gören anlayış sadece çarpık erkeklik algısını sürdürmeye hizmet ediyor. Şiddet uygulayanı değil şiddetsiz yaşama isteğini ahlaki zaaf olarak görüp gösteren çarpık erkeklik algısının bu kudretine teslim olmamalı yönetim. Kaldı ki fuhuş sektöründe de aynı şiddet ve hayati tehlike çok yaygın ve devlet, kanunlar herkesi, tüm kadınları korumak ve sığınma evinde hizmet vermek zorunda.

Eril şiddete hayır demeyi, ahlaki sorun olarak görüp gösteren zihniyet, 25 Kasımlarda slogan üretmekten başka bir mücadele gerçekleştirmiyor, eril şiddete karşı. Neymiş efendim “kadına şiddet insanlığa ihanet”miş. Bu seneki ‘mucizevi’ sloganları, iktidar çevrelerinin diline pelesenk oldu. İcraat makamı olduğunu unutarak sloganlarla mücadele etmek değil sizin işiniz. Siz söylem üretmek yerine eylem geliştirmelisiniz. Ve bilmelisiniz insanlığa ihanet dediğiniz zaman o eril şiddetin gerilemeyeceğini. Kadınların, kız çocuklarının şiddetsiz onurlu yaşam hakkını güçlendirecek politikalar üretin. Ya da daha iyisi bilinen önlemleri gerçekten uygulayın. İnsanlığa ihanet derken samimiyseniz ihanet olan o eylemin adını dosdoğru eril şiddet olarak isimlendirin. Eril şiddete bahane üreterek mazur görme sonucunu getirdiğini bile fark etmeyen bir garip ana muhalefet lideriyle polemik yarışına girerek veya dünyada da çok var savunmasıyla gaflete düşerek eril şiddetle mücadele edilemediğini artık öğrenmiş olmalısınız. Samimiyseniz insanlığa ihanet eden eril şiddet faillerini engelleyecek en önemli mekanizmalardan olan sığınma evlerinin sayısını sekiz bine çıkarıp, kalitesini yükseltip, kapasitesini geliştirin.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı