Şeklen Ceditçi zihnen Selefî


24.12.2017 - Bu Yazı 379 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Merak ettim, "SMS ile boşanma fetvasını verenler reformist sayılacak mı?" diyerek kulak kabarttım, göz gezdirdim ama çıt yok. Tuhaf. Üç beş yüzyıl önceki yerel adetleri ‘çağı yakalamak gayretiyle’ günümüz bilişim teknolojisine uyarlayanlara reformist suçlaması(?) yöneltilmezken medeni kanunu yani bugünün örfünü geçerli bulanların ‘bozguncu’ ilan edilmesi de ayrı muamma.

Son teknoloji iletişim araçlarıyla boşanma hakkında ilginç hüküm getiren fetvanın tek sorunu kadın haklarını ve haysiyetini çiğnemesi değil. Aynı zamanda insan aklıyla alay edercesine cehalet çukurundan sesleniyor oluşu. On beş asırdır verilen milyonla fetva içinden bir iki tanesini seçerek, kimi yerel adetleri, günümüze ve ülkemize taşıma çabasına sessiz kalmak olmaz. Tarihe mal olmuş veya farklı coğrafya ve kültürlerde yaşanmış alışkanlıkları, haberleşme araçlarıyla sürdürülebilir kılma hevesi sadece bu fetvaya özgü değil. Demek ki bu hevesi anılan SMS yoluyla “boşama” fetvası örnekliğinde tartışmak kaçınılmaz.

Bilindiği gibi kişinin sorusuna cevap olmak üzere üretilmiş içtihada fetva denir. Yani fetva hem kişinin sorusuna özel hem de içinde yaşanılan zamanın ihtiyacına uygun içtihat demek. Fetvanın en önemli özelliği ise nasa değil hukuka ilişkin sorulara cevap getirmek için kurulmuş bir mekanizma oluşu. Nasa ilişkin yani vahiy ve sünnette açıkça belirtilen bir başka deyişle değiştirilemeyecek hükümler hakkında fetva verilmez. Şerî yani birey ve toplum hayatını düzenleyen hukuk alanındaki sorulara cevap üretme işini üstlenir, fetva. İnsan aklına bırakılan meselelerle ilgili dini görüş. Günün ihtiyaçlarına göre gerçekleşen olay ve eylemlerdeki dine uygunluk değerlendirmesi, fetvalar. Fetvanın bir başka özelliği de bağlayıcı olmayışı. İnsan herhangi bir müçtehitten fetva isteyip cevap almışsa da ona uymak zorunda değil. Beğenmediği takdirde gidip bir başka müçtehide sorabilir. Üstelik bir başka müçtehit farklı dayanaklarla tamamen değişik bir cevap da verebilir aynı soruya karşılık olarak. Bu nedenle Diyanetin anılan fetvasını, önceki birçokları gibi görmezden gelmek mümkündü. Ancak fetva mekanizmasının işlevi/işlevsizliği açısından konuşulmalı.

Fetvanın bir özelliği insan aklıyla çözüm üretilmesi olduğu gibi aynı zamanda hayatın gerçekleriyle uyumlu olması. Hayatta karşılığı olmalı fetva hükmünün. Uygulanabilir olmalı. Gerçeklikten kopuk fetva olmaz. Kendi kendini baştan işlevsiz kılan bir fetva sizce de tuhaf değil mi? Koca, canı istediği vakit kısa mesaj, mail, mektup, faks ya da telefonla “boş ol” diyebilecek. Karısının bu mesajı aldığından emin olması istenmeyecek ama kadın mesajın kocasından geldiğinden emin olacak. Nasıl? Emniyete mi soracak? İstihbarata mı? Yoksa Bilişim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bundan böyle “boş ol” mesajlarının izini sürme görevini de mi yüklenecek? Bylock listelerindeki karmaşayı ve hataları çözememişken hem de. Yoksa fetvaların idari işleyişle ilgisinin kurulması gerekmiyor mu? Bir fıkıh ehli çıkıp “fetva, günün toplumsal, siyasal, idari işleyişine uyumlu olmak ve günün sorunlarına cevap getirmek niyetiyle yazılma” derse, diyebilirse ne âlâ.

Bu durumda Din İşleri Yüksek Kurulu ve fetvaları külliyen yok hükmündedir, diyebiliriz biz de. Hukuk devletinde vatandaşlarını hukuken bağlamayan fetvalar üreten bir kuruma hiç mi hiç ihtiyaç yoktur. Kaldı ki tarih boyunca değişen ihtiyaçlara cevap ürettiği için vardı. Fetvanın bu özelliği farklı ülkelerde, farklı zamanlarda farklı uygulamaların yapılabileceğine de en açık delil. Geçmişin hukuki yorumları olan fetva uygulaması, somut kriterlere sahip modern hukuk düzleminde karşılıksız kalmaktadır. Bugün ülkemizde ihtiyaç olmadığı ortada. Laf olsun diye koca bir kurul oluşturulup, hayatta karşılığı olmayan hükümler üreterek toplumu meşgul etmeleri gereksiz ve hatta zararlı. “Ama fıkıh”, “ama şeriat, “ama fetva” diyecek çokları ve din düşmanlığı olarak görecekler. Ancak fıkıh, şeriat, fetva din değil hukuk. Bu fetvayı veren hazeratın, kendi kızları için aynı hükmü geçerli bulmayacağına da şüphe yok. Evlilik ve boşanma gibi örfe ilişkin konularda mevcut kanunları işaret etmeli fetvalar veya susmalı. Hukuken geçersiz olduğu bilinerek verilen bu fetvalar insanların düşünme ve akletme becerisini baltalayan prangalar. İnsanların zihnine pelesenk vuran bu türden fetvaların bir de suç tarafı var tabi. Anayasasında eşitlik yazan bir devlette kurul güya ‘dinin’ en yetkili ağzı görünerek ayrımcılık yapar, kadını ikinci sınıf gösterirse açıkça suç işlemiş olur.

Son fetvanın çağrıştırdığı bir başka konu da en az yüz elli yıldır İslam dünyasında süren ‘ceditçilik’ tartışmaları oldu. Hani Akif’in “asrın idrakine söyletmeli İslam’ı” dizesiyle dikkat çektiği mesele. İslam dünyasında günümüz bilgi ve algı düzeyiyle yeni tefsirler ve bu yeni tefsirler doğrultusunda yeni içtihat üretme ihtiyacı, özellikle nakilciler tarafından reformistlikle suçlanır ya işte fetva bu suçlamaları hatırlatıyor. Merak ettim, “şimdi bu fetvayı verenler reformist sayılacak mı?” diyerek kulak kabarttım, göz gezdirdim ama çıt yok. Tuhaf. Üç beş yüzyıl önceki yerel adetleri ‘çağı yakalamak gayretiyle’ günümüz bilişim teknolojisine uyarlayanlara reformist suçlaması(?) yöneltilmezken medeni kanunu yani bugünün örfünü geçerli bulanların ‘bozguncu’ ilan edilmesi de ayrı muamma. Teknolojiyi kullanmak serbest o teknolojiyi de üretebilmenin temelinde yatan düşünsel gelişime ulaşma çabası kusur sayılıyor. Akılcılık-nakilcilik karşıtlığı üzerine süregelen tartışmalar sonuca ulaşmadığından kopya fetvalar dönemine geldik.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı