Diyanete sorular


10.1.2018 - Bu Yazı 251 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Değişkenliği doğasından kaynaklanan hukuku, geçmiş yüzyıllardan keyfi seçilen bazı yorumlarla sabitleyip, yeni selefi akımlar gibi değiştirilemez kılmak mı niyetiniz? İnsan eli ve aklıyla oluşturulmuş fıkıh yorumlarını, dini hükümler gibi, nas gibi sunmaya kalkışmak hakkınız mı? Haddiniz mi?

Diyaneti eleştirmenin cazibesi, kimi zaman insanları haklıyken haksız konuma düşürebiliyor. Sözlük meselesinde olduğu gibi.

Sosyal medyada kıyamet koparılan kız çocukları için 9, oğlan çocukları için 12 yaşın evlenme çağı olduğuna dair fetva verildiği yolundaki paylaşımlar kampanyaya dönüşmüştü bilindiği gibi. Haber değil başlık üzerine şekillenen bir kampanya oldu bu. Diyanet kapatılsın kampanyası, sonuç itibariyle Diyanetin gücüne güç kattı. Yeni bir reklam alanı oluşturuldu kuruma. Pek de hızlı olmadığı halde hedefine ulaşan kamu diplomasisiyle kolayca yalanlanabildi, yanlış bilgi. Ve hemen sönümleniverdi kampanya.

Fakat daha önemlisi toplumsal algı bir kez daha kamplaşmayla perçinlendi. Geniş kitleler derhal kampanyayı “din karşıtlığıyla” zihinlerine kodlayıp, “Ak Parti giderse hal-i pür melalimiz” formatına girdi. Siyasal davranış, bir kez daha dindar-seküler karşıtlığı üzerinden belirlendi. AKP’nin nadiren “sokağa” taşabilen iç gerginliklerini de farkındaysanız gölgede bıraktı. Amaç iktidara alan başarısı kazandırmak idiyse bravo diyorum hedefe ulaşıldı. Muhalefet ve kurum eleştirisinin din karşıtlığına dönüşmesi her açıdan affedilmez hata.

Peki bütün bunların sebebi neydi, hatırlayalım:

Diyanet Sözlükten iki madde, keyfi olarak seçilip yan yana, alt alta getirilerek oluşturulan anlam bütünlüğüyle haber “icat” edilmiş. Sosyal medya kampanyası, haberin içeriğinden apayrı seçildiği görülen haber başlığına göre şekillenivermişti. Gazetecilik etiği açısından içerik ve başlık arasındaki farklılıkların, sansasyonel başlıkla içeriğin çarpıtılmasının tartışılması da sorunun diğer boyutu. Konumuz açısından önemli olansa sözlükten rast gele iki maddenin seçilmiş olması. İki ayrı maddeden biri ‘nikah’ diğeri ‘buluğ’ kavramlarının İslami terminolojiyle izahından ibaret. Üstelik nikah maddesinde buluğ dışında rüşt kavramına da yer verilerek, nikah için buluğa ermenin yeter şart olmadığı da yazılı. Bu bilgiler de haberin içeriğinde yer alıyor. Ancak başlık “Diyanete göre kız çocukları 9 yaşında evlenebilir” şeklinde. Oysa haber metninde de yer aldığı gibi sözlükte belirtilen kızlar için 9 oğlanlar için 12 yaş sınırı, buluğ açısından cinslerin biyolojik farklılığı ve insanın fizyolojik gelişimine ilişkin. Bireylerin dölleme ve döllenme açısından gelişiminin alt yaş sınırı olarak açıklanmış 9 ve 12 yaş. Dolayısıyla 2 Ocak tarihinde başlayan 2018’in ilk Diyanet krizi, tabiri caizse yatsıya kadar sürdü. Çarpık habercilik ve yanlış algılar nedeniyle…

Gerçekte Diyanetin pek çok kusuru var. Bu kusurları, yazık ki haksız, yersiz, gereksiz kampanyalarla en başta Diyanet karşıtları kapatıyor. Asıl söylenmesi gerekenler ise şöyle sorulabilir:

1- Dini terimler sözlüğünde açıklanan buluğ kelimesinin, dölleme ve döllenme alt yaş sınırını içerdiği bilgisi, neden 14 yy. öncenin bilimsel bulguları doğrultusunda verilir? Kız ve oğlan çocuklarının fizyolojik gelişimi açısından önemli bir fark bulunmadığı tespit edilse bile neden günümüz bilimsel bulgularıyla refere edilmez?

2- Rüşt kavramının, fizyolojik gelişmeyle değil insanın bireysel ve toplumsal sorumluluk yüklenmesini mümkün kılan bilişsel gelişmeyle ilgisini ortaya koymuşsunuz. Güzel. Rüşt kavramını, dini yükümlülüklerle hukuki ve medeni/sosyal yükümlülükler şeklinde ayırarak vermişsiniz. Amenna. Peki neden hukuki yükümlülük yaşını yüzyıllar önceki fıkıh yorumlarına göre yazarsınız?

3- Fıkıh, tarihi süreçte İslam hukuku anlamına kullanılmış olsa dahi pekala bilirsiniz ki gerçekte fıkıh kavramı salt hukuk kavramıyla bire bir aynıdır. Ve gene bilirsiniz ki hukuk hükümleri zamana, coğrafyaya, toplumlara ve toplumsal ihtiyaçlara göre değişir. Bütün bunları gayet iyi bildiğiniz halde neden sözlükte rüşt yaşı olarak bugünkü hukukumuzun, bireyleri sorumlu tuttuğu alt yaş sınırını yazmazsınız?

4- Değişkenliği doğasından kaynaklanan hukuku, geçmiş yüzyıllardan keyfi seçilen bazı yorumlarla sabitleyip, yeni selefi akımlar gibi değiştirilemez kılmak mı niyetiniz? İnsan eli ve aklıyla oluşturulmuş fıkıh yorumlarını, dini hükümler gibi, nas gibi sunmaya kalkışmak hakkınız mı? Haddiniz mi?

5- Basın ve sosyal medya kampanyasına karşı savunma amacıyla yaptığınız açıklamalarda ve son Cuma hutbesinde mealen “bize göre evlenme yaşı 18 olmalı” ifadesi hiç yeterli bir açıklama değil. Bilmez misiniz ki, bu konu indî değer yargılarıyla değil hukuk ile açıklanır, size göre, kişiye göre olanın kimse için hükmü yoktur. Neden mevcut kanun hükümlerinin dine aykırı olmadığını söylemezsiniz? Neden hutbede Medeni Kanunla belirlenmiş yaş sınırının tartışmasız kabulü ve uygulanması gerektiğini açıklıkla belirtmediniz?

 
.

Facebook Yorumları

reklam
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı