Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Bir kadın seçildiğinde...


17.1.2018 - Bu Yazı 485 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kaftancıoğlu'nun CHP İstanbul İl Teşkilatı'ndayken sarf ettiği sözler, CHP İstanbul İl Başkanı seçildikten sonra, 24 saat bile dolmadan başlatılan soruşturma nedeni oluverir. Çünkü o bir kadın ve üstelik seçim zaferi kazanmış bir kadın. İktidarı, muhalefeti, yandaşı, örtülü yandaş ulusalcıları aynı çizgide buluşturan karalama kampanyası, bir kadının siyasi başarısına duyulan hazımsızlık tepkisinden ibaret..

Bir kadın seçildiğinde gör başına neler gelir.

Hele de İstanbul İl Başkanlığı gibi nereden baksanız devasa bir başarıysa…

Hele de liderin iki dudağı arasında ihsan gibi sunulan seçilmişlikten çok farklıysa…

Canan Kaftancıoğlu’na yapıldığı gibi geçmişi deşilir. Yıllar boyunca farklı bağlamlarda söyledikleri, yazdıkları, sosyal medya paylaşımları cımbızlanır. Politikacının yıllardır suç sayılmayan eski sözleri, görüşleri, politik yaklaşımları el birliğiyle suça dönüştürülüverir. CHP İstanbul il teşkilatındayken sarf ettiği sözler, CHP İstanbul İl Başkanı seçildikten sonra, 24 saat bile dolmadan başlatılan soruşturma nedeni oluverir. Çünkü o bir kadın ve üstelik seçim zaferi kazanmış bir kadın. İktidarı, muhalefeti, yandaşı, örtülü yandaş ulusalcıları aynı çizgide buluşturan karalama kampanyası, bir kadının siyasi başarısına duyulan hazımsızlık tepkisinden ibaret..

Soyadı “avantajı” çirkinliği… “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganına itirazı… Biri politik görüşü, diğeri kişilik hakkı ama aynı kefede tartabiliyorlar. İnönü, Menderes soyadları için yapılmayan avantaj etiketi Canan Kaftancıoğlu için yapılıyor. Çünkü o bir kadın. Pek çok çevreden pek çok kişiden itiraz gelmişti “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganına ama Kaftancıoğlu seçildiği zaman suça dönüştü ulusalcı algıda. Komik olansa motosiklet tutkusunu, eleştiri meyanında ele alışları. Bu ülkede moderni, muhafazakarı, dindarı, seküleriyle hemen hemen bütün kadınların alkışlayacağı, ailece yapılan uzun motosiklet gezilerini bile eksi hanesine yazmaya kalkışmaları cidden komik.

Daha beterleri de var tabi. Mesela iki partinin işbirliğini önermesine getirilen eleştiri. Geçmişte, HDP henüz kurulmamışken BDP ile CHP arasında işbirliğine gidilmesi yönündeki görüşlerini özellikle iktidar kanadı, seçildikten sonra suç gibi göstermeye çalışıyor. Üstelik bu yazıyı okuduğunuz saatlerde muhtemelen görüşmelere başlayacak olan AKP-MHP mutabakat komisyonunu kuranlar söylüyor bunu. İktidar partisiyle muhalefet partilerinden birisinin siyasi işbirliği görüşmeleri suç değilse, neden iki muhalefet partisinin ortak hareket etmesi teklifi suç sayılır? Canan hanım seçilmeseydi hiç sorun yoktu oysa.

Canan Kaftancıoğlu’nun dağda öldürülen gençler için “etkisiz hale getirildiler” şeklinde kalıplaştırılmış, rencide edici ifadelere itirazını da suç sayıyorlar. “Analar ağlamasın, çocuklar ölmesin” sloganı aynı insanî gerekçelere dayanmıyor muydu? Üstü kapalı olarak dağda ölenleri de içermiyor muydu? Eski camlar bardak oldu mu diyecekler? İktidar partisinin aynı duygu ve düşüncede ortaklaşan mensupları akıl tutulması mı yaşıyor?

Bir de domuz meselesi var tabii. Medya, sosyal medya tetikçilerinin yeniden dolaşıma sokup günlerdir dillerinden düşürmedikleri yedi dakikada yenen çeyrek domuz. Atılan tweet nedeniyle, kocası üzerinden Canan Kaftancıoğlu’na saldırılıyor. Herkese aynı inancı dayatıp, herkesi aynı biçimde yaşamaya zorlayan tek tipçi zihniyetin dindar versiyonu. “Size ne kardeşim” demeye hazırlanıyordum. “Bu söylem halkı kin ve düşmanlığa teşviktir, suçtur” diyecektim. Tam da “başkasının yediği domuzun senin ağzında işi ne” diyecektim ki… Diyemedim. Tetikçilerin sözlerini, yazıya oturduğum zaman grup toplantısında cumhurbaşkanının ağzından da duyunca pes diyorum. Pes.

Her neyse… Bunların hiçbiri kazanılmış seçim başarısını gölgeleyemez. Bu ülkede en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyi, siyasetin karar mekanizmasında kadın başarısını elde eden Canan Kaftancıoğlu’nu tebrik ediyorum, yolu açık olsun.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı