‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı


24.1.2018 - Bu Yazı 438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye nezdinde, yıllar önce ‘Kardeşim Esad’ı ‘Eset’leştiren her ne varsa bugün tersine döndü. Suriye rejimine zeytin dalı uzatır gibi askeri harekat başlattı. Esad’a zeytin dalı uzatırken yanında sunulması planlanan hediye sepetine PYD konulacak hesapça.

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm 
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
Erdem Beyazıt

Ölüm gibi barış da bize ne uzak bize ne yakın barış. Savaş çemberinde barışa susayanların dilinin ucunda. Dikkat edin kesmeyin sakın o dilleri. Bebek doğduğu gün gibi durmaz, büyür ya savaş da başladığı gün gibi sürmez, yorar. Yorulunca başına varabileceğiniz pınar, o diller. Çığlıklar, naralarla geçip giderken çiğneyen ayaklarınızı vakti saati gelince dinlendireceğiniz o pınarın başında, bugün horladığınız barış diliyle söyleşeceksiniz, kaçarı yok. Devran böyle dönmüş ezelden beri.

İnsanın tekamülü, barışa yönelmekle ölçülebilen bir sır hazinesi adeta. Kendini bilmeyle, iç huzuruna ulaştıran, kendisiyle yüzleşmek ve barışmakla gerçekleşen tamamlanma hali. Bireyin doğumundan ölümüne uzanan insaniyete yolculuk ömür dediğimiz. Ve savaş ve cinayet ve öldürmesi insanın insanı, sebebi çok olsa da tek bir şekilde mümkün: Kişi ilkin içindeki insanlığı öldürünce öldürebilir karşısındaki insanı. İnsaniyete yolculuğunu sonlandırınca ancak karşısındakinin hayatına son verebilir insan. Bir “insanı öldürmek, insanlığı öldürmek” denmesinin hikmeti bu işte. Kemale erecek her türlü donanıma sahip kılınarak yaratılmış olanın, hayvandan aşağı yanını kendine hedef seçmesi bu. Yolculuktan vaz geçip yoldan çıkışı, insanın.

Özel yaşamlar gibi öykünün bütünü: Toplumsal ve siyasal düzlemi de insan soyunun beşerin şaşar yanını veya insanın kemal yönünü seçişinin hikayesi. Döne döne, yaka yanıla tekrarlanan hatalarla hep insanlıktan, yoldan çıkışın, tumturaklı sözler ve haddi aşan hesaplarla dinlenmeksizin koşturmanın sonunda vardığı nokta ancak başladığı yer. Bütün dünyayı yakıp kavurduktan, insanların, nesillerin ömürlerini tükettikten sonra bir bakıyoruz ki aldığı yol ‘anca bir arpa boyu’.

Mesela Türkiye nezdinde, yıllar önce ‘Kardeşim Esad’ı ‘Eset’leştiren her ne varsa bugün tersine döndü. Suriye rejimine zeytin dalı uzatır gibi askeri harekat başlattı. Esad’a zeytin dalı uzatırken yanında sunulması planlanan hediye sepetine PYD konulacak hesapça. O PYD ki, vaktiyle Suriye rejiminin Türkiye’ye karşı koz olarak Kürtleri sahalara sürüşüyle can bulmuştu. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde etkin olamasın diyerek kullanılışıydı Kürtlerin. Ama devran döndü, rejim yeniden güçlü hissetmeye başladı kendisini ve bugun PYD için açıkça terör örgütü diyen iki yönetim var sadece. Suriye ve Türkiye’nin ortaklaştığı tek konu ve yakınlaştıracak en önemli araç, PYD’nin, bölgedeki etkinliğinin sonlanması. Bunun için savaşıyor bugün de Türkler ve Kürtler.

Mesela Afrin çok değil sadece üç-beş yıl önce, Rusların desteği sayesinde Kürtlerin eline geçip kanton ilan edilmişti. Ama devran döndü bugün Ruslar çekiliverdi Türkiye gelirken ve Kürtlerin dilindeki şarkı bugün: ‘Ruslar tüccar’.

Mesela Amerika, Kuzey Irak Kürtlerini referanduma onca teşvik ettikten sonra ‘diğer seçenekleri’ işaret ederek yarı yolda bırakmıştı. Şimdi de ‘Afrin bizim bölgemiz değil’ diyerek sıyrılıverdi. Münbiç’i işaret ediyor sadece ama yarın ne diyeceği Allahualem.

Mesela Türkiye dün çözüm sürecini başlamadan engellemek isteyenleri, yargılayıp suçlu bulduğu, hükümlü eski generalleri konuşturur, dinler hale geldi. Hatırlarsınız demokratik açılım safhasında BDP’li milletvekillerini “Ya milletvekilliğinden ayrıl ya da dağa git” sözleriyle hedef alanları… Siyasi çözüme, savaşsız insanca birlikte yaşamaya itirazı olanlar, iki gündür savaş çığlıklarının başını çekiyor. Beraat etmediler. Aklanmış değiller. Sadece hukuka çelme takılarak tahliye edildiler. Ama şimdi devran döndü yeniden savaş düzeninde güya ki orduları komuta eder gibi ekranlarda, mikrofon başında toplumu hizaya çekmedeler. Bu da geçer. Devran yine döner ve Allah bilir ya bugünün teröristleri, darbecileri, FETÖ’cüleri de yarın karşımıza aynı pozlarda dizilebilirler. Ancak hiçbiri hakikati değiştirmez. Bir süreliğine gözlerden gizleyebilseler de asla değiştiremezler. Bu ülke Türklerle Kürtlerin iç içe yaşayabildiği tek toplum. Kürt çoğrafyasının başka hiçbir bölgesinde vaki olmayan bu hayat tecrübesinin, bu toplumsal gerçekliğin göz ardı edildiği siyasetlerin kalıcılığı imkanı yok.

Mesela Kürtler, Esad’ın kendilerini koz olarak masaya sunduğuna aldırmadılar. Esad’ın askerlerini çekmek zorunda kaldığı o toprakları, bir yandan Rusya bir yandan Amerika desteğiyle yönetebilir olduklarını hiç düşünmediler. Kocaman bir isim verdiler. Merkezi yönetim çekildi, iki devlet destekledi ve onlar buna devrim dediler. Rojava devrimi hülyasıyla Türkiye’de çözümün baltalanmasına sıcak baktılar. Türklerin şahinleriyle Kürtlerin şahinleri, insanlığa yolculuğumuzu durdurdu. Ve buna alkış tuttu sözde aydınlar da. Yazık demokratik denilen kantonların yönetimini ‘dağ kadrosuna’ bıraktıklarını bilmeyen varmış gibi.

Gerçi bir yandan da Ortadoğu’nun karakteristiğini göz önüne alarak siyasallaşabilmenin tek aracı olarak terörü gördükleri açık. Ama görmedikleri çok açık olan bir başka gerçek de Türkiye’nin Ortadoğu’da olmadığı. Coğrafya, siyaset, kültür ve toplumsallık açılarından Türkiye Orta Doğudan çok farklı. Kuzey Kürdistan olarak isimlendirilen Türkiye’nin güney doğusunda yaşayan Kürtlerin de soy, din, dil, akrabalık bağlarına rağmen diğer ülkelerdeki Kürtlerden çok farklı hayat tecrübesine sahip olduğu da açık. Rojava’dan önce mesela Şam’da yaşayan hatta Şam’ı görmüş Kürt ailelerinin sayısı bir elin parmaklarını bulur muydu acaba. Ya Türkiye? Diyarbakır nüfusunu kaça katlar, mesela Ege’deki Kürtlerin sayısı? Kürtlerin Anadolu’nun her yerinde ve büyük şehirlerde yaşamakla sahip olduğu hayat tecrübesi göz ardı ederek girişilen devrim beklentisi sonuç getirmezdi elbette. Barış da…

Bugün Türkiye, yerli ve milli sloganlar eşliğinde savaşa girerken bir yandan da baskınlar, gözaltılar, ev aramalarıyla muhalefeti susturmaya çalışırken, barış arzusunu susturabileceğini düşünüyor. Sosyal medyada özellikle Kürt siyasetçilerin ve hak savunucularının, demokrasi ve barış savunucularının linç kampanyasına tabi tutuluşuyla yeni hüsranlara yelken açılıyor, zaferlere değil. Yüz yıl daha uzasa bu savaş yine değişecek bir şey yok. Ne Kürtler kendi kaderini tayin hakkından vazgeçecek ne de yan yana aynı toprağı bölüştüğümüz gerçeği değişecek.

İhtimal çekilen bütün acılardan sonra yan yana veya iç içe ama birlikte insanca yaşamayı kafamızı taşlara vura vura öğrenmiş olacağız. İnsanın beşer yanına ait olan her türlü hırsı elimizin tersiyle bir kenara itebilsek bugün de savaşmadan aynı gerçekliği kabullenmiş olarak huzurla yaşayabilirdik. Barış hayal değil, ütopya değil sadece tekamül meselesi.

Gerçek zaferin savaşsız çözümle mümkün olduğunu görebilecek insani tekamül meselesi.

.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı