Babasız çocuklar diyarı


14.3.2018 - Bu Yazı 432 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Doğumun gerçekleşip göbek bağının kesildiğini algılayamayan toplumsal ve siyasal düzlemde yaşıyoruz. Dolayısıyla kadın da anneliğinin ötesinde bağımsız birey olarak algılanmıyor. Çocuk da birey olamıyor bu toplumda.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirilen pek çok programda kreş konusuna yer verilişi önemli. Önemi rahatsız ediciliğinden. İlk bakışta masumca ve kadın yararına düşünülmüş tedbir gibi algılanır. Öyle ya kadın çalışabilsin düşüncesiyle iş yerlerine kadın eleman sayısına göre kreş açma yükümlülüğü getirir kanun. Tabii her yasal zorunluluk için kaçış arka kapıları da mevcut. Faraza 100 kadın çalışan olan iş yeri kreş açmakla yükümlü olursa, iş yerleri kadın çalışan sayısını 99’un üstüne çıkarmayarak yükümlülükten rahatlıkla kurtulabilir. Nitekim vaziyet ve manzara-ı umumiye aynen böyle.

Peki, gerçekte kreş bir kadın hakları sorunu mu? Tek ebeveynli ailelerden mi müteşekkil bu toplum? Babasız çocuklar diyarında mı yaşıyoruz? Bu soruları, gönül rahatlığıyla “evet” diyerek cevaplayabilecek kaç kişi çıkar? Öylesine bir cesaret gelip sorduğuma bakmayın. Gelebilecek cevaplardan cidden korkuyorum. Zira bu sorulara hiç tereddütsüz evet cevabı vermeyi gerektiriyor yasal düzenlemeler. Sisteme göre hayatın olağan akışı içinde baba ve babalık sorumluluğu yok.

Sabahları çocuğunu kendi iş yerindeki kreşe götürüp akşam iş çıkışı alan baba figürü hiç canlanmamış yasa yapıcının zihninde. Özel sektör yöneticileri de hakeza. Çalışan memnuniyetinin üst düzeyde olmasıyla şirket kârlarının yükselmesi arasındaki doğru orantı, babalık sorumluluğuna kadar uzanabilmiş değil maalesef.

Ülkemizde ilk defa AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) tarafından gerçekleştirilen Babalık Araştırması basında oldukça geniş yankılanmıştı. Bir erkek, baba olduğunda hayatında bir şeyler değişir mi? Bir erkek, baba olduğunda gündelik yaşam faaliyetleri içinde çocuğu, hangi sıraya yerleşir? Bu ülkenin erkek babalarının ilk işi çocukları olmalı değil midir? Bu sorulara ülkemizde verilen yanıtları merak edenler için AÇEV raporu kıymetli bilgiler içermekte. Babalığın, hayatlarında, gündelik yaşam faaliyetleri içinde ilk sıraya yerleşmediği erkekler ülkesi olduğumuz hemen anlaşılıyor, rapor incelendiğinde. Ve çocuk, hayatının her evresinde anneye yapışık bir organizmaymış gibi algılanıyor. Doğumun gerçekleşip göbek bağının kesildiğini algılayamayan toplumsal ve siyasal düzlemde yaşıyoruz. Dolayısıyla kadın da anneliğinin ötesinde bağımsız birey olarak algılanmıyor. Çocuk da birey olamıyor bu toplumda.

Boşanma karşıtlığını güya çocuğun üstün yararı için siyaseten tercih edenler de evi otel ve lokanta niyetine kullanan baba figürünün gerçekte babasızlıkla eşdeğer olduğunu hiç düşünmez. Ailede baba figürünün babalık sorumluluğunu taşımadığı durumların, parçalanmış ailelerden çok daha yaralayıcı olduğu gerçeği üzerinde durmazlar. Aynı evin içinde baba olarak çocuklarının bakımı ve gelişimiyle ilgilenmeden, çocuklarıyla ikili ilişkiler geliştirmeden yaşayan baba figürü, boşanmış olmasına rağmen çocuklarıyla kaliteli ilişki sürdüren baba figürüne tercih edilir, boşanma karşıtlarınca. Aynı evde babasız yetişir bu diyar çocuklar, sırf bu nedenle.

Sosyal ve ekonomik kalkınma adına, kadın istihdamını gerekli gördükleri için kadını çalışma hayatına katacak tedbirler geliştirmeye yönelir devletler, tıpkı bizim devlet gibi. Ama kadının eşitlik mücadelesine değer vermeden alınan önlemlerin başında gelen kreş açma zorunluluğu gibi bir türlü arzu edilen hedeflere ulaştırmaz toplumu. Çünkü meseleye bakış açısı baştan yanlış.

Kreş bir kadın hakları sorunu değil çünkü çocuk bakımı sadece annenin görevi değil. Babaları da var o çocukların. Bireylere bu sorumluluğu hatırlatmak da sistemin görevi olmalı. Kreş bir toplum hizmeti olarak çocuk hakları bağlamında devletin görevi olarak algılanmalı. Özel sektöre de bu sorumluluğu yansıtması normal elbette. Tıpkı yerel yönetimlere de çocuk hizmetleri sorumluluğu yüklemek gerektiği gibi.
Bu durumda kreş açma yükümlülüğü kadın çalışan sayısıyla değil çalışan ebeveyn sayısıyla ilgili olarak planlanmalı. Hem yasanın arka kapısı da bu şekilde kapatılacağı için kadın istihdamı önünde bir engele dönüşmez kreş açma yükümlülüğü. Evet şu anda durum bu. Kadın istihdamını yükseltmek için düşünülmüş olan kreş açma görevi tam tersine kadın istihdamı önünde de bir engel oluşturuyor. Kadın çalışan sayısını sınırlı tutmaya yöneltiyor iş yerlerini.

Bir de doğum izinleri meselesi var kadın istihdamını engelleyen. Özel sektör ücretli doğum izinlerinin maliyet ve ücretsiz doğum izinlerinin iş gücü kaybı yarattığı gerekçesiyle kadın çalışan sayısını yükseltmekten kaçınıyor. Cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda hayli güçlenmiş olan ülkeler bu iki soruna da çare olmak üzere yeni tedbirler geliştirdi. Her alanda istihdam ile çocuk, ev, hasta ve yaşlı bakımını sadece kadının sorumluluğu olarak gören zihniyeti değiştirdiler. Zihniyet dönüşümü için gerekli olan ilk adımı atarak eşitlikçi yasal düzenlemeler geliştirildi.

Mesela erkek çalışanlara getirilen doğum izinleri bunlardan birisi. Bizdeki gibi birkaç günlük izinden söz etmiyorum. Babalık sorumluluğunu üstlenmesi için erkeklere ertelenemez, devredilemez babalık izni veriliyor. Sadece çalışan kadın değil çalışan erkek de çocuğun bakımı için izinli kılındığında, çocuk, kadın için istihdamın dışına atılacak gerekçe olmaktan çıkarılıyor. Faraza doğumdan sonraki ilk altı ay anne doğum izni kullanırken ikinci altı ayda anne çalışmaya geri dönüp baba zorunlu babalık izniyle çocuğun bakımını üstleniyor. Ebeveyne toplam bir yıl ücretli izin verilmesi kadın istihdamı açısından gerçek anlamda bir teşvik. Patronların kadın eleman istihdamına karşı gerekçeleri ellerinden alınıyor böylece.

Ne dersiniz, aynı evin içinde babayla hiç ilişkilenemeden babasız büyüyen çocuklar mı yoksa hem annenin hem babanın birbirine denk ilgi ve sorumluluğuyla büyüyen çocuklar mı daha mutlu ve sağlıklı bireyler olarak katılacak yarının toplumuna?

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8