Güncellemeden önce lazım olan hukuk


21.3.2018 - Bu Yazı 406 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kadına yönelik ayrımcılık ve nefret söylemiyle, çocuğun cinsel istismarını teşvik eden erken evlilik söylemiyle eril şiddeti besleyen fallussantrik din anlayışına karşı devlet mevcut kanunları uygulasa elverir. Niyet, kadın ve çocuk haklarını araçsallaştırarak din ve bilim alanlarında yeni kontrol/vesayet odakları geliştirmek değilse akademisyenleri yönlendirmeden önce iktidar, üzerine düşenleri yapmalı.

Düşünce özgürlüğünün güçlendirilmesiyle aşılabilecek sorunların, iktidar direktifiyle, kamu gücüyle çözülmeye kalkışılması eski hastalıklardan. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle, kadın düşmanı din adamlarının söylemlerine itiraz ederken “İslam’ın güncellenmesi” gerektiği görüşüyle Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nu göreve çağırması, bin küsur yıllık hastalığın tekrarından ibaret.

Güncelleme direktifinin çağrıştırdığı “mihne” olayını dile getirmiştim bir önceki yazımda. Düşünce özgürlüğünü yok eden ilk büyük kırılmasıydı, İslam tarihinin. İki yüzyıl kadar süren özgür düşünce, serbest tartışma ve dolayısıyla bilimsel gelişme ortamını yok eden şey özgürlük yanlısı iktidarın düşünce ve bilim adamları üzerine kurduğu baskıydı. Mihne olayından sonra yaklaşık ikişer yüzyıl aralıklarla İslam düşünce ve bilim hayatında özgürlüğü kısıtlayan başka kırılmalar da yaşandı. Gazali’nin felsefe karşıtlığının, Filozofların Çöküşü (Tehafütü’l Felasife) adlı eserinde topladığı fikirlerinin, dönemin halifelerince resmi görüşe dönüşmesi gibi. Ehl-i Sünnet-Şia karşıtlığının iktidar mücadelesine konu oluşuyla medreselerin Şia karşıtı misyonla görevlendirilmesi gibi ana kırılmalar takip etti.

Burada yeri gelmişken bir önceki yazıda Mutezile alimleri himaye eden Büyük Selçuklu devletinin Nizamiye medreselerini anmadan geçmek olmaz. Devletin kuruluş aşamasında özgürlükçü alimleri desteklerken yıkılışına doğru medreseleri, Şia karşıtı bilgi üretmekle görevlendirişi, akademik özgürlüğe vurulan en büyük darbe olmuştu. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet çizgisi boyunca devletlerin baskın karakteri olarak din ve bilim alanları üzerindeki iktidarı, Nizamülmülk’ten miras dersek hiç abartmış olmayız.

İşte Erdoğan’ın, ilahiyatçı akademisyenlerle Diyaneti göreve çağırışı da tarihte izini kalın çizgilerle sürebildiğimiz mirasın eseri. İktidarın emrindeki bilim, iktidarın kontrolündeki din anlayışıyla Orta Çağ aklını bu yüzyılda hâlâ sürdürme merakı. İktidarını sağlamlaştırma arzusuyla dini ve bilimi yönlendirerek geniş kitleleri, yeniden biçimlendirme gayreti. Bir tür seçim yatırımı, güncelleme çıkışı. Çünkü ülkede dindarların çoğunluğu da seküler kesim de kadın düşmanlığının, çocuk istismarını teşvik eden yorumların din gibi sunulmasından son derece rahatsız. Popülist politikacı Erdoğan, bu rahatsızlığın seçim sandığına yansımasını istemiyor.

Siyasi kaygılarla değil gerçekten düşünen bir Müslüman dindar hassasiyetiyle güncelleme konusunu dile getiriyor olsaydı bilim ve din alanını yönlendirmek yerine iktidar, hukukun gereğini yapardı.

İKTİDARIN YAPMASI GEREKENLER

Kadına yönelik ayrımcılık ve nefret söylemiyle, çocuğun cinsel istismarını teşvik eden erken evlilik söylemiyle eril şiddeti besleyen fallussantrik din anlayışına karşı devlet mevcut kanunları uygulasa elverir. Niyet, kadın ve çocuk haklarını araçsallaştırarak din ve bilim alanlarında yeni kontrol/vesayet odakları geliştirmek değilse akademisyenleri yönlendirmeden önce iktidar, üzerine düşenleri yapmalı:

1- Mevcut hukuku işletmek: Kadın karşıtlığını din gibi sunan kişilerden birisi olan İhsan Şenocak, devlet memuru. İlkin Diyanet İşleri Başkanlığı Samsun Aşıkutlu Eğitim Merkezi Müdürlüğü görevine son vermeli devlet. İlahiyatçıların özgür düşüncelerini serbestçe(?) tartışmaları yönünde irade buyurmadan önce İhsan Şenocak görevden alınmalı. Sadece halkın vergileriyle maaş alırken kadın karşıtı ve cinsel suçlara azmettirici söylemi nedeniyle değil yöneticilik ve eğitimcilik yaptığı bu kurumun aynı zamanda din görevlilerinin hizmet içi eğitim merkezi olması nedeniyle de görevden alınmalı. Ki hastalıklı din görüşü, hizmet içi eğitim yoluyla tüm imam ve din görevlilerine bulaşmasın.

2- İnsan Hakları ve Ayrımcılık Kurumu görevini yerine getirmeli: Ayrımcılık ve nefret suçuyla mücadele kanunu hazırlanarak ayrımcılık ve eşitlik kurumu oluşturulmalıyken yanlış yola sapıldı hatırlanacağı gibi. Mevcut İnsan Hakları Kurumu, görevlerine ilave edildi ayrımcılık suçu. Nefret söylemi ve eşitlik kavramlarına da yer verilmeden yapılan düzenlemeyle İnsan Hakları ve Ayrımcılık Kurumu’na dönüştürüldü. Bu haliyle bile yetersiz düzenlemeye rağmen canlılık kazandırılsa bu kağıt üzerindeki kurula, dini söylemlerle kadın karşıtlığını önlemek mümkün olur. İhsan Şenocak “Pantolon giyen kızların arkasına delikanlıların takılması” benzeri sözlerle cinsel suçları adeta meşrulaştıran, erkekleri taciz suçuna azmettiren vaazlarındaki hak ihlali ve ayrımcılık suçundan cezalandırılabilir. Nurettin Yıldız ve Cübbeli de öyle.

3- Anayasanın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesinin ihlali, TCK 301’e göre halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek, Medeni Kanun’a muhalefet suçları kapsamında kadını ikincilleştirerek, erkek şiddetini normal ve hatta gerekli gören, gösteren söylemler cezalandırılabilir.

Hukuk kurallarını, yeni bir düzenlemeye bile gitmeden işler kılmakla, cumhuriyetin hukuk devleti niteliğini güçlendirmekle aşılabilir bu sorunlar. Kaldı ki zaten güncelleme denilen şey İslamın muamelat hükümleri için kullanılmakta. Muamelat hükümleri de zamana ve şartlara göre değişebildiğinden, değişime göre yeni yorumlara ihtiyaç duyulduğundan doğmuştur fıkıh. Fıkıh İslam hukuk sistemi ve hukuk da yorum ilmi. Dolayısıyla Din işleri Yüksek Kurulu’nun yapması gereken de önceki yazılarımda sıkça dile getirdiğim gibi günün hukuku içerisinde, mevcut hukuk sistemi dairesinde cevap üretmeli. Mutezile alimleri gibi, Maturidi gibi, Farabi gibi, İbni Sina gibi bilgiyi tevhid süzgecinden geçirerek, yeniden yorumlayarak güncel fetva üretmek olabilir Diyanetin ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görevi. İlle de fetva gerekiyorsa…

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8