Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz


4.4.2018 - Bu Yazı 594 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dindar nesil yetiştirmek iddiasıyla eğitim sisteminin kılcal damarlarına nüfuz ederek çocuk bilincini, dini retorikle dolduran iktidar, eserinden memnun değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nca Konya’da gerçekleştirilen, elli din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninin katıldığı çalıştay raporu, hoşnutsuzluk abidesi gibi.

Orta öğretim çağında yani AKP iktidarında yetişmiş çocuklar, deizme kayıyormuş. Özellikle imam-hatip lisesi öğrencileri arasında görülen “inanç sorunları” son yıllarda AKP çevrelerinin diline pelesenk olmuş halde. Yandaş medyanın pek çok köşesinden, açılan her ağızdan deizm “korkusu” fışkırır olmuştu yıllardır. MEB de bu korkuyu görmezden gelmemiş. İnsan zihnini oyun hamuru gibi şekillendirme çabasını sürdürme aracı niyetiyle düzenlenmiş çalıştay. Raporun basına yansıyan haline göre öğretmenlerin kimi tespitleri basit gözlemle hepimizin vakıf olduğu gerçeklerden. Ancak o tespitlerin yorumu ve sorunların çözümü için getirilen öneriler, bilindik yasakçı zihniyetten ibaret.

“İnanç sorunu” olarak yorumladıkları çelişkiler kısmen ergen psikolojisinin isyankar doğasıyla ilişkili. Yetişkinlerin kurallarına başkaldırışı, ergenlik çağındaki çocukların. Özellikle de mantıksal temelleri zayıf kuralları sorgulamak ve itirazını bu mesnetsiz kuralları yıkacak biçimde güçlendirecek kolektif bilince ulaşmak, ergenin yetişkin karşısındaki belki tek üstünlüğü. Son yıllara kadar kapalı devre cemaat örüntüleriyle sürdürülmüş dini eğitim, ergenle hiç yüzleşmemişti. Aşırı baskıyla muti çocuklar yetiştirmeyi bilirdi din öğretimi. AKP, iktidarındaki varsıl dindarın, ailesinden çok daha fazla varlık bilincine ulaşmış çocuğu karşısında bocalıyor. Ergenin, bastırılamamış gerçek tabiatıyla henüz yeni tanışıyor, din eğitimcileri. Orta öğretimde öğrencilerin, sunulan bilgiyi önce reddiye ile karşılaması ve bunun inanç sorunu gibi isimlendiriliyor oluşu, sorunun gençlere değil eğitimcilere ait olan kısmı.

Sorunun gençlere ait olan kısmında gündelik hayat pratikleri ile dini söylem arasındaki uçurum yer alır. Dindar iktidar döneminde toplumun dindarları, riyakar yaşam sanatı geliştirdi. Bir yanda inandığı değerler diğer yanda mutlak gereklilikmiş gibi sunulan siyasi gerekçelerle gelişti riyakarlık. En basitinden adam kayırma yoluyla yapılan hak ihlallerinin kul hakkına girmek olduğu bilinse de dayatılan siyasetin gereği olarak kabulüyle akla uydurulması, ikili yaşama yöneltti dindarları. Kadrolaşmaya yönelen iktidarı destekleyenlerce “faydalı” olan kadrolaşma bile yeter iki yüzlülüğün genç dimağlarda yarattığı çelişkiyi anlamak için. Yolsuzluk, hırsızlık sayılmaz gibi fetva-yorumlar, sonrasında hukuksuz işlemler, FETÖ bağlamında alınan şedid tedbirler ve bunların her türlü muhalefeti susturmak için kullanılması ve daha neler… Gençlerin kendilerine sunulan din bilgileri ile yaşananlar arasındaki farklara bakarak sorgulaması doğal. Gençlerde deizme kayış zannedilen, inanç sorgulamalarını inanç sorunu olarak isimlendiren yetişkinler asıl sorunun kendi riyakar dindarlıklarında olduğunu göremiyor.

Yetişen yeni nesil din alanında kendisine tek doğru olarak dayatılan selef-i salihin naklinin kuvvetli retorik söylemine karşın devleti rant kapısı olarak gören ailelerinin ve onlara rant dağıtan iktidarın sahte dindarlığından kaçış halinde. Keramet hikayelerinin hayatta karşılığının olmayışı onları deizme değil aslında ataların dinine itiraza götürüyor. Kendi ailelerinin de, selefin de dini hikayeleştiren yaklaşımlarına itiraz, gençlerde çelişki zannedilen şey. Diğer yandan önceki kuşakların bu türden sorularına cevap bulabildiği ya da bulduğu cevaplarla yetindiği ideolojik İslamın, günün şartlarında geçerliliğini yitirmesi gerçeğiyle yüzleşmeliyiz.

Sömürülen Müslüman toplumlarının sömürgeciye itirazını güçlü kılan ideolojik İslamın yarattığı ümmet hayali, iflas etmiştir. İslam dışı sömürgeci veya düşman devlet algısı, önceki nesilleri, ümmet hayalinde birleştirebiliyordu. Ancak girilen yeni çağda düşman sayılan demokratik ülkelerde Müslümanların, İslam’ı, İslam ülkelerinden daha rahat yaşayabiliyor oluşu, çökertti bu hayali. Tabii dindarlık iddiasıyla ortaya çıkan AKP iktidarının, özgürlükleri kısıtlayışı, eski iktidarlar gibi onun da rant dağıtma yoluyla kendi orta sınıfını yaratışı gibi pek çok başka neden de var bu hayalin ölümüne yol açan. En çok da ideolojilerin kaçınılmaz sonucu, oluşan fasit daireyle kurulan paradigmanın iflası etken elbette.

Bütün Müslümanları kapsadığı iddia edilen bir hayali cemaat olarak ümmetin aslında belli siyasi hareketleri içerdiği gerçeğiyle yüzleşildikten sonra hâlâ gençlerin bu hayale kapılmasını kimse beklemesin. Tasarlanmış ümmet bilinci içinde bireyin özgür iradesinin yok edildiği, Müslüman bireyin Müslümanlık içinde eridiği, bir nevi nasyonalizm olan İslamcılık ideolojisine de itirazı var gençlerin. AKP iktidarı ise ne biri ne diğeri diyebileceğimiz, kendi neyliğine de karar vermemiş salt pragmatik yanıyla İslamın siyasal yorumlarının her birinden bir parçayı içinde barındırır.

Hem ehli sünnetin kendi iç çatışmalarına taraf farklı cemaatlerden, hem ideolojik İslamdan, hem bu ikisinin layt sentezi sayabileceğimiz milli görüş çizgisinden izler taşır. Aynı zamanda yerli ve milli de olma kaygısına düştüğünden beri devlet ideolojisinin eski versiyonuyla da barışmış halde. Tam bir kimlik bunalımı. Fakat içinde bulunduğu kimlik karmaşasının idrakinde olmadığından hâlâ kimlik siyaseti uygulamak niyetinde. Özellikle eğitim alanında uygulanan kimlik siyaseti şüphesiz yeni nesillere kimlik dayatma biçiminde. Kendi neyliğinden bihaber iktidarın elinde oyuncak nesiller, dindar olsa ne olmasa ne…

Okullarda, gençlerin zihinlerinde bir parça eleştirel düşünce ve sorgulama başladığı için paniğe kapılıp “din elden gidiyor, çocuklar dinden çıkıyor” feryadıyla toplanan çalıştay da bu haliyle baskıcı, dayatmacı, tek tipçi eğitim politikalarının daha da sertleşeceğinin habercisi.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8