Ceza yüz kırk yıl olsa ne!


11.4.2018 - Bu Yazı 396 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cinsel saldırıda fail değil cinsel saldırıya uğratılan kadın ve çocuk gizlenmek, saklanmak, yer değiştirmek zorunda kalır. Hatta okullarda istismarı fark edip idareye, yargıya aksettiren öğretmenler başka illere tayin edilir, suçluların rahatı bozulmaz. Ailesinden ve toplumdan utanmaz bu ülkede cinsel saldırı suçluları.

“Sıradan çocuk davranışı” diyerek savunma yapmış beş yaşındaki çocuğu istismar ile suçlanan komşu. Oysa çocuğun, kahve içmeye gelen S.S.Y. adlı komşuya karşı gösterdiği alışılmadık tepkiler sayesinde istismarı fark etmiş aile.

Çocuk istismarında “her yer suç mahalli” ve çoğunlukla çocuğun tanıdığı, güvendiği, otorite saydığı yetişkinler suçlu olduğundan kolay değil ailelerin istismarı fark etmesi. Küçücük çocuğun yaşananları anlamlandırıp anlatabilmesi de mümkün değil. Alışılmadık davranışların, davranışlardaki değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerekiyor. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava da, aile, çocuğun davranış değişikliğini görmezden gelmediği için açılabilmiş. Beş yaşındaki bir çocuğun bilmesi, hayal etmesi, uydurması mümkün olmayacak detaylar yer almış, uzman görüşmesiyle oluşturulan çocuk beyanında. Adli tıp raporu istismarı tespit etmiş. Savcı, hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlaması ve 15 yıl hapis talebiyle açmış davayı. Ancak oybirliğiyle beraat gelmiş.

Zanlı hem komşu hem de tutuksuz yargılanmış zaten. Bir de beraat kararı çıkınca mahkemeden çocuk ve ailesinin terki diyar etmesi kaçınılmaz. Cinsel saldırıda fail değil cinsel saldırıya uğratılan kadın ve çocuk gizlenmek, saklanmak, yer değiştirmek zorunda kalır. Hatta okullarda istismarı fark edip idareye, yargıya aksettiren öğretmenler başka illere tayin edilir, suçluların rahatı bozulmaz. Ailesinden ve toplumdan utanmaz bu ülkede cinsel saldırı suçluları. Antalya’daki davada beraat kararı çıktıktan sonra S.S.Y.’nin ailesinin sevinç çığlıkları atması da aynı yaklaşımın tekrarı. Hâkimlerin inanmadığı deliller, toplumu ve suçlunun ailesini hiç ikna etmemiş. Halbuki zanlının savunmasında kullandığı iki cümle kan donduracak cinsten.

Cinsel istismar suçları hakkında azıcık bilgi sahibi olan herkesin dikkatini çekeceği cümlelerden birisi başlarken kullandığım “sıradan çocuk davranışları” ifadesi. Sıradan davranış olamayacağını bildiğimiz o istismarcısıyla karşılaşan çocuk tepkisini, zanlıya çocuğun sıradan davranışı olarak düşündüren nedir? Bu soru neden mahkeme heyetinin aklına gelmez? Nasıl olur da bu cümle bende yarattığı “beynin yanması” hissini ailesinde yaratmaz? Bu adamın çevresindeki çocuklar çoğunlukla benzer tepkiler verdiği için mi sıradan çocuk davranışı demiştir?

Oybirliğiyle beraat kararı veren mahkeme heyeti, hiç değilse bu dava süresince çocuğun nitelikli cinsel istismarı olaylarının karakteristik özellikleri üzerine araştırma yapsa, uzman görüşlerini ve adli raporunu dikkate alırdı. Hadi almadı diyelim, hiç değilse savunmada geçen “benim hiçbir zaman kötü niyetim olmadı” cümlesinin taşıdığı yüklü manaya dikkat etseydi bile veremezdi o beraati. Hangi cinsel şiddet faili, suç olan eylemini “kötü niyet” olarak tanımlamıştır ki? Çünkü bu suç herkesin bildiği ama bilmezden geldiği belli bir zihniyetin ürünü. Hiçbir zaman kötü niyet taşımadan çevresindeki kim bilir kaç çocuğun, sıradan çocuk davranışı olarak sunmaya kalkıştığı, o istismarcısıyla karşılaşan çocuk tepkisine sebebiyet verdiğini? Çocuğunu görmezden gelmeyen yürekli bir aile beraat kararıyla yıkıldıktan sonra çevredeki başka aileler fark etse bile saldırıyı yargıya taşıma cesareti gösteremeyeceği için kimse bilemez tabii.

YARGI VE İDARENİNİ UYUMLU İSTİSMAR DANSI

Antalya’da verilen yargı kararıyla aynı günlerde meclise gönderilen istismar düzenlemesi, idare ve yargının uyumu yönünden hem zamanlamasıyla hem içeriğiyle ibretlik örneklerden…

Haftalarca çalıştıktan sonra ancak cezaların 40 yıla çıkarılması gibi mucizevi çözüm(!) üretme becerisine sahip idarenin yargısı da, takdir indirimi gerekçesi yazmaktansa delil yetersizliğinden beraat gerekçesi yazmayı tercih eder. Çocuğun cinsel istismarı suçunda aranacak somut delil kriterlerinin, diğer adli vakalardan çok farklı olacağını hesap edebilecek uzman mahkemeler olmadığı sürece böyle. Tabii haftalarca konuşup da cinsel suçlarda zaman aşımını kaldırma gereğini idrak edemeyen altı bakanlık, tıpkı aile mahkemeleri gibi çocuk mahkemeleri kurulmasını önerecek değildi.

2017 Kasım’ında gece yarısı sunulup da toplumsal tepki nedeniyle geri çekilen önergeyi, el çabukluğu marifetiyle gözlerden gizleyerek yeni düzenlemeye sokuşturabilmek için harcanmış onca emek. Adalet komisyonuna sunulmuş olan meşhur düzenleme, 15 yaş altında kalan çocuklara yönelik istismar suçuna verilecek cezaları belirlerken 12 yaş kademesini getirdi, en başta söyledikleri ve beklendiği gibi.

Göz bağcılığı misali çocuğun cinsel istismarı suçuna verilen cezaların arttırılmasıyla sunulan düzenleme, 12 yaş kademelendirmesini getirirken tıpkı o malum önergede talep edildiği gibi cebir ve şiddet şartına bağlamış suçu. Gece yarısı önergesinde “cebir ve şiddet olmadan” deniyordu; tasarının şimdiki halinde “cebir ve şiddet olduğu” ifadesiyle ceza takdir edilmiş.

12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını doldurmamış çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışın çocuk istismarı sayılabilmesi için ön koşul olarak getirilen cebir ve şiddet kavramının, psikolojik baskı ve zorlamaları içermediği çok açık. Aldatma ve yönlendirmelerin hiç dikkate alınmayacağı da tasarının bu haline bakılarak anlaşılıyor. 12 yaş üstü çocuklar için rıza sorgusunun yolu açılıyor demek yetersiz. Çocuklarımız tecavüz karşısında savunmasız bırakılıp istismara açık hale getiriliyor. Sonra da övünülüyor cezaları 40 yıla çıkarmakla ki bu da infaz yasasını bilenler için bir başka göz bağı.

Bir de 15 yaşını tamamlamış çocuklarımızın istismarını suç saymak için getirilen silah kullanma şartı var ki, içler acısı. Silah kullanmadan 15 yaşındaki çocuklarımızı istismar edenlerin suçlu sayılamayacağı sonucu çıkaracak bir düzenleme. Yeşilçam filmlerinde kalan o iğfal etme kavramını mumla arayacak hale geldik. Gafil avlama, kandırma, aldatma, tuzak kurma yoluyla gerçekleşen cinsel saldırıları silah kullanılmadığı takdirde suç saymayan yüz karası bir düzenleme var karşımızda.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8