Baskın, her zaman basanın olmayabilir


21.4.2018 - Bu Yazı 445 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan’ın hırsını ve nefsini durdurmanın yegane yolu demokrasi ve eşitlik özlemiyle kavrulanların kendi hırslarını ve nefislerini dizginleyerek ortaklaşmasından geçiyor. Siyasette bu ne kadar mümkündür bilinmez ama denemeye değer.

Bir yangın var ve her yangında olduğu gibi ilk kurtarılacaklar belli. Belli de herkesin kendi öncelikleri, kendince belirledikleri farklı. Yangını söndürmeye değil yangından mal kaçırmaya koşuşturan oportünist muhafazakar politikanın kurtarmak istediği belli ki sadece kendi iktidarı. Parti, dava, yerli ve milli, devletin bekası… Hepsi goy goydan ibaret. Her biri ve daha niceleri Erdoğan ve ailesinin, yakın çevredeki o ilk halkanın ikbaline hâdim.

Ekonomi çökmeden bir seçim daha kazanıp, tahayyül edilen şu abuk sabuk hükümet sistemini resmiyete kavuşturarak kalıcı hale getirme hevesiyle alındı, 24 Haziran seçim kararı. Muradına ererse bundan sonraki seçimler için pek fazla konuşacak meselemiz olmaz. Yönetimde istikrar aldatmacası, kendisinin ve ailesinin kalıcı iktidarını ifade ettiğinden, sonraki seçimler bilinen Ortadoğu demokrasileri gibi yüzde 150 başarı oranıyla kazanılmış ilan edilir. Artık kızını, oğlunu perdenin arkasından önüne mi geçirir yoksa damatlara mı tam yol mu verir, kendi bileceği iş olur, keyfinin kahyası kalmaz. Zira 16 Nisan’da kıl payı ve şaibeli kazandığı anayasa değişiklik referandumuyla tasarlanan hükümet sistemi, böyle kapılar açacak şekilde kurgulanmıştı.

“Türk usulü başkanlık sistemi” değil “Erdoğan usulü” ve usulsüzlüğün sistematize edildiği hükümet sistemi, isme dayalı ihale ilanına çıkmak gibi. Sadece kendisinin karakteri, beklentileri, hırsı, nefsi, yönetme tarzı doğrultusunda şekillendi. Hani 82 Anayasası’nda, vatana ihanet suçunun tanımlanmayışına ilişkin sohbetlerde Kenan Evren kast edilerek “Paşaya böyle bir suç isnat edecek halimiz yok” denildiği rivayet edilir ya onun gibi. Sadece Erdoğan’ın böylesi bir başkanlık seçimini kazanabileceği peşin hükmüyle başkanın yetkilerini denetleyecek, kısıtlayacak denge unsurları tesisini, kendileri için hadsizlik saymış olmalılar. Beş yıllığına anahtar teslim ülke tapusu verilince sonrası, sonrasız diyorduk zaten ve geldi çattı işte.

Şimdi, sözün tam burasında pek çok kişi, vaktiyle AK Parti’yi ve Erdoğan’ı destekleyenlere, tabii bana da hayli kızarlar, biliyorum. Ancak insaf ile düşünüldüğünde Erdoğan öncesinin de bugünlerden farklı olmadığı hatırlanır. Ulusçuluk dayatmasıyla kimliksiz ve kişiliksiz vatandaş yaratan ceberut devlet vardı, öncesinde. O zaman zorba devlet politikalarına itirazın adıydı Erdoğan. Reddedilen, yok sayılan, yok edilmek istenen kimliklerin, siyasal sisteme entegrasyonunun aracıydı. O nedenle sadece aşırı baskıyla sindirilmiş İslamî kesim değil aynı zamanda kimliği yok sayılan Kürtler ve yönetimin demokrasi, eşitlik, adalet çizgisine yerleşmesini isteyen özgürlükçüler de katkı vermişti iktidarına. O zaman olması gereken buydu. Şimdi ise kendinden önceki devlet politikalarının temsilcisi olmuş, hak ve adaleti yok eden Erdoğan’a dur deme zamanı. Kimliksel ve kategorik karşıtlıkla değil aradan geçen on beş yılda başlangıç çizgisinin çok uzağına savrulduğu için AKP ve Erdoğan iktidarına son vermek gerek. Yaşanan bu süreçten edinilmiş kazanımlar yardımıyla mümkün bu da.

Boşa geçmedi AK Partili yıllar. Kimliklerin inkar edildiği uzun süreç sonrası yaşanan kimlik siyaseti yılları, her ikisinin de yanlış yönlerini yaşayarak tecrübe etmemizi sağladı. Aynı zamanda dışlanmış kesimler siyasal alana entegre oldu. HDP’den ihraç edilen vekil sayısı, seçim tarihinin ilan edildiği gün Selma Irmak ve Osman Baydemir ile birlikte 11’e yükselse de artık Kürt siyasetini bu ülke siyasetinin dışına itmeye kimsenin gücü yetmez. Kürt kimliğiyle siyaset yapma hakkı baskılar, hapisler, ihraçlarla yok edilemeyecek bir realite olarak politik atmosferin, hayati tabakası. İslamî kesimin kazanılmış haklarını koruyarak, Alevi yurttaşların bir türlü gerçekleştirilemeyen haklı taleplerini, azınlık statüsündeki yurttaşlarımızın eşit haklara kavuşmasını sağlayacak yeni bir politik akıl üretme becerisini sergileyecek potansiyele sahibiz.

Bu kazanımları işlevselleştirerek önümüze bakarsak sadece altmış gün bile demokrasi ittifakı için yeterli olabilir. Faydacı muhafazakar politikanın karşısına ilkesel ittifakla çıkılabilir. Kısa vadede faydacı politikalar kazanmış olabilir. Ancak uzun vadede illa ki ilke, faydaya galebe edecektir. Sadece AKP’nin değil ondan önceki siyasi tarihimizin büyük ölçüde oportünist politikalar ürettiğini hatırlarsak artık demokratik ilkelerde uzlaşan özgürlükçü yönetim anlayışını yerleştirecek şimdiye kadar görülmemiş yeni bir ittifak modelinin vakti geldi diyebiliriz. Sadece cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimiyle sınırlı kalmayıp, seçim sonrası başlayacak olan ucube hükümet sistemini, tarihe gömecek demokratik ittifak için aslında şartlar hayli elverişli. Önceliği bu garabet sistemden kurtulmaya verecek ilkesel yöntemler geliştirmek için Cumhur İttifakı’nın dışında kalan her partinin ve sivil toplumun dayanışması yeterli olur. Erdoğan’ın hırsını ve nefsini durdurmanın yegane yolu demokrasi ve eşitlik özlemiyle kavrulanların kendi hırslarını ve nefislerini dizginleyerek ortaklaşmasından geçiyor. Siyasette bu ne kadar mümkündür bilinmez ama denemeye değer. Başarıldığı takdirde Erdoğan, aşeren hamile kadın gibi rüyasındaki o şahane meyveyi tam ağzına götürecekken uyanmış olur. Bu ülkenin özgürlükçü kesimi içinse kabus bitmeye, tan ağarmaya başlar.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8