Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları


9.5.2018 - Bu Yazı 407 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Getirilen sistemin kişisel iktidarın dikensiz gül bahçesi olmadığının görülmesiyle, sadık bendelere duyulan ihtiyaç açığa çıktığından önemli genel seçimler. Hem de 7 Haziran’ı baz alma gerekliliği iyice akıllara dank ettiğinden panik halde dinle korkutularak yükleniliyor seçmenlere. Bu ülke dindarının münafık kavramından ve münafık sanılmaktan ne denli korktuğunu en iyi bilenlerden biri olarak yükleniyor Erdoğan seçmene.

Kuranî kavramların siyasi literatüre transferiyle ilk kez karşılaşmasak da bu defa münafık kavramının kullanılış bağlamı hayli ürkütücü. Cumhurbaşkanı olarak kendisine oy verip de genel seçimlerde AKP’ye oy vermeyeceği yönündeki seçmen beyanlarını münafıklık olarak tanımlayan Erdoğan, şaşırtmadı. Ancak kendi panik halini açıkça ortaya koydu bu garabet söylemle.

Garabet zira mümin, kafir, münafık kavramları, Kur’an’da bireyin inanç durumunu, başka bir deyişle Allah’a karşı duruşunu açıklamak için kullanılır. Dünyevi çıkarlar için inanmadığı halde Allah’a inanıyormuş gibi görünmeyi seçen insanlara münafık denir. Daha önemlisi dini terbiye, bir kimseye münafık demekten kaçınmayı gerektirir. Kalplerde gizli olanı sadece Allah bildiğinden insanlar bir kişi hakkında konuşurken en fazla “münafıklık alametleri/belirtileri var” şeklinde tanımlayabilirler. Dini bilenler, siyaset için araçsallaştırmayanlar böyle yapar.

Diğer yandan siyasi tercihleri, inanç ve ibadetle, dindarların gündelik hayat pratikleriyle özdeşleştirmeye kalkışmak kişinin kendisine de zarar. Erdoğan 2014 yılında cumhurbaşkanlığına yüzde 51.79 oy oranıyla seçilmişti. Bir sonraki yıl yapılan iki genel seçimde ise partisi 7 Haziran’da yüzde 40.9, beş ay sonra 1 Kasım’da ise yüzde 49.48 oy oranıyla kendi seçim oranın altında kalmıştı. Partisinden daha çok oy alan yani kendi söylemiyle münafıkların teveccüh ettiği bir cumhurbaşkanı olarak ilan etmiş bulunuyor kendisini.

Seçmeninin yüzde 11’ini üstelik. Zira kanaatimce AKP oylarını 1 Kasımla değil 7 Haziranla ölçmek gerek. Bugünden çok daha az belirgin olan iktidar yorgunluğunun sandıktaki tezahürüydü 7 Haziran sonuçları. Yaratılan korku atmosferi ve Davutoğlu faktörüyle, daha önemlisi Erdoğan’ın en az konuştuğu seçim süreci olan o beş ayın sonunda alınan oylar arızî, geçici durumdu ve geçti. Zaten parti tarihinin en yüksek oyunu alan genel başkan ve başbakan olarak kısa sürede has bahçeden taşraya çıkarılarak tasfiye edildi Davutoğlu. Erdoğan’ın kampanyaya pek katılmadığı bir süreçte yüksek oy alan, Erdoğan’ın önüne geçme riski taşıyan bir kişi cezasız kalamazdı. Siyasi partiler kanunu ve parti disiplini denilen cenderenin yardımıyla hak ettiğini(!) buldu. AKP lügatinde Erdoğan’ın tartışmasız iktidarı manasına gelen yönetimde istikrar, alternatif lider adayı ihtimaline bile tahammül edemezdi.

Seçmeni münafık ithamıyla konsolide etme çabasının altında yatanları da görmek gerek. Yeni sistem apar topar yazılıp tartışılmadan parlamentodan oylama selfielerinin sakil görüntüleriyle geçirildiğinden bu yana hayli düşünecek vakitleri oldu. Parlamentonun onca törpülenen yetkilerine rağmen kilit önemde olduğu görüldü. Getirilen sistemin kişisel iktidarın dikensiz gül bahçesi olmadığının görülmesiyle, sadık bendelere duyulan ihtiyaç açığa çıktığından önemli genel seçimler. Hem de 7 Haziran’ı baz alma gerekliliği iyice akıllara dank ettiğinden panik halde dinle korkutularak yükleniliyor seçmenlere. Bu ülke dindarının münafık kavramından ve münafık sanılmaktan ne denli korktuğunu en iyi bilenlerden biri olarak yükleniyor Erdoğan seçmene.

Dindar seçmenin FETÖ mücadelesi adı altında yapılan hak ihlallerinden çok rahatsız olduğunun farkında. Mazlum kimliğiyle onu iktidara taşıyanların şimdi iktidardayken zalimleşmesini sineye çekmediğini biliyor. Hâlâ kişisel karizmasına da güvendiğinden elinin altında bir dediğini iki etmeyecek parlamenter çoğunluğunu elde etmek üzerine kuruyor seçim kampanyasını. Malum bizim dindar kitle, on yıllar boyu koruma kanunu nedeniyle Atatürk’e yöneltemediği itirazların hepsini Paşa’ya yükleme itiyadını şimdi Erdoğan yerine partiyi suçlamak şeklinde sürdürüyor. Hak ihlalleri dediysek Kürtlere, muhaliflere, gazetecilere, aydınlara yapılanlar değil maalesef Erdoğan seçmenini rahatsız eden. En yakınında gördüğü kişilerin, FETÖ şüphesiyle haksızlığa uğradığı düşünülen kişilerin yasında AKP camiası.

Bu alanda yaşanan endişeleri bertaraf etmek için başka tedbirler alındığını da görebiliyoruz. Mesela Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı Yeni Akit gazetesindeki köşe yazısını tesadüfen kaleme almış olamaz. Erdoğan ve AKP’nin yükselişinde hatırı sayılır katkı sunan ailelerden Kavakçı’lar. Kızları genel başkan yardımcılığı ve büyükelçilik gibi üst düzey görevlerde bulunan bir kişinin yanlışlıkla yazdığını düşünmek hiç gerçekçi olmaz. Hele de Yeni Akit gibi bir gazetenin aynı gün yayından kaldırdığı bu yazıyı, hatayı fark etmeden yayınlayacağını düşünmek hepten safdillik. Kavakçı, “Ben Fethullah Gülen Olsam” başlıklı yazısında Gülen’i tövbeye ve Erdoğan’ı da affa davet ediyordu. Allah’a yönelecek tövbenin yazıda belirtildiği şekilde “hem de tevbe-i Nasuh” ile Erdoğan’dan dilenmesini istemek, tıpkı kendi seçmenini münafık ilan etmek gibi algı çarpılmasının camiada ne denli yaygın olduğunu göstermesi bakımından önemli. Diğer yandan farklı kanallardan da duyduğumuz cemaat mensuplarına yönelik af beklentisi yaratılması. Seçmenin teskin edilip partiye bağlı tutulması için alınan önlemlerin hangi boyutlara uzandığını göstermesi açısından da dikkatle izlenmeli.

Bahçeli’nin ağzından Akşener imzacıları tehdit edilirken camianın en önemli isimlerinden Kavakçı’nın ağzından, seçmenin ve Gülen cemaati mensuplarının kulağına kar suyu kaçırılıyor. Suçlarken FETÖ, oy isterken “hamiyetli hizmetlerde bulunan, saf inançlı insanlar” oluveriyor Gülen bağlıları.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8