Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...


12.5.2018 - Bu Yazı 238 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçim beyannamelerinde kendini görebilmeli her evdeki, her kadın. “Kredi kartını iptal ederim, annene gidemezsin, burası benim evim senin akrabalarını eve alamazsın, çalışmana izin vermiyorum (kanunen izin yetkisi olmadığı halde), akşama kadar ne iş yapıyorsun, sustur şu çocuğu, şuraya gidemezsin, şu saatten sonrasına kalamazsın” gibi en basit örnekleriyle sözlü, psikolojik ve ekonomik şiddetin yaşanmadığı ev yok gibiyken kapıları çalıp oy isteyenlerin bu gerçeği politikasına yansıtması ve kadının güçlenmesi önündeki engelleri kaldırmaya yönelmesi gerekir ilkin.

Kadın eşitlik mücadelesini, temel siyasal ve sosyal konulardan biri olarak gören partiler gelecek için umut vaat edebilir. Yeni bir siyasi yaklaşım, yeni bir siyasi akıl ister; yeni şeyler söyleme ve eyleme gayreti. 24 Haziran’a giderken biraz da bu eskisinden farklılaşma ihtimalini izlemek gerek. Kadının siyasete eşit katılımı yönünde atılacak adımları ve cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan diğer sorunlara yaklaşımlarını ölçüp biçmek temel hedefim.

Örneğin şiddet sorunu ve bu soruna ilişkin çözüm önerilerini duymak istiyorum her adayın ve her partinin. Lafta kalan duyarlılıkları, “insanlık suçu” şeklinde dramatize edişleri değil erkek şiddetinin nedenlerine dair tespitleri önemli. Şiddetin eşitsiz güç ilişkisinden kaynaklandığını bilmeli, söylemeli ve eşitliği kuracak önerilerini sunmalılar halka. Somut politik öneriler olmalı. Dünyanın, toplumun, seçmenin yarısını oluşturan kadınların büyük kısmı, yüzde 90’ı aşan oranlardaki büyük kısmı, hayatında en az bir kere şiddet türlerinden birine uğratılmışken kimse dış tehditle vs. oy istemeye kalkışmasın.

Evdeki düşman, kadınlara hayatî tehdit olan yaşamına son veren, hayali düşmanlardan korunmak için kurtarıcı(!) aramıyor, kadınlar. Yaşadığı erkek şiddetinin politik bir eylem olduğunun farkında ve bu politikanın değişmesi için çaba harcıyor, kadınlar. Öyle büyük şehirlerde “entel-dantel işleri, feminist söylemler vs.” şeklinde hafifsenemeyecek kadar kelimenin tam anlamıyla canlı bir sorun ki, her evdeki her kadın farkında bu durumun. Erkek şiddeti kavramını ve erkek şiddetiyle mücadeleyi erkek düşmanlığı zan eden dar görüşlülükten kurtulmasıyla ölçülecek siyasi söylemler.

“Her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet olaylarında davalar, yeni yaşanan olaylar…” ifadesiyle başlıyor, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun Nisan-2018 raporunu sunduğu basın bülteni. Yarısını alıntıladığım bu cümleyle açığa çıkan pek çok eksikliği görebilmeli mesela politikacılar. Kadına yönelik şiddet alanında çalışan –ki çok iyi işler başaran- bir sivil toplum örgütüne, basını takip etse bile kamu kaynaklarından doğrudan bilgi alma hakkı tanınmadığını görmeli. Bu yanlışı düzeltmek yönünde politika geliştirmeliler.

Bilgi edinme hakkının güçlendirilmesi değil tabii tek çözüm. Asıl mesele kamunun elinde verecek bilgisinin olmayışı. Bu ülke insanlarının yarısını tehdit eden hayati bir tehlike var ve kamu kurumları bu hayati tehlikenin sayısal verilerine sahip değil. Ya da elinin altında olan bu verileri bir araya getirecek, veriler doğrultusunda siyasi ve idari düzenlemeler gerçekleştirecek politik akla sahip değil. Bekleyelim vaatler arasında bir siyasi çözüm gelmesini.

Sivil toplum, kadın hareketi kendi imkanlarıyla basından yararlanarak sorunun büyüklüğünü her ay raporlaştırarak kamuoyuna bin bir emekle duyurduğu zaman bile siyasi yelpazenin tüm renkleri hayaya ıslık çalar gibiler. Toplumda şiddete uğratılan kadın, şiddet sorunundan toplumu haberdar eden de kadın ve soruna yönelik çözüm amaçlı politikalar da üreten kadın ama yetmezmiş gibi icraat vaat etmekten bile aciz politik söylemler…

Şiddet türlerinden sadece birinin, fiziksel şiddetin o da şiddete uğratılan kadın öldürüldüğü ya da şiddet, çok ağır işkence boyutuna ulaştığı vakit basına yansıdığını idrak edebilmeli politikacılar. İdrak edebilmeli, siyasi söylemine yansıtabilmeli ve somut çözüm önerilerini –ki hap gibi hazır reçeteleri var kadınların- programına almalı. Bahse konu raporun incelenmesi erkek şiddetinin faili hakkında da yeterince fikir veriyor. 35 yaşındaki akademisyenden 65 yaşındaki çiftçiye kadar geniş yelpazeye yayılmış halde erkek şiddeti. Sosyal statü, eğitim düzeyi, ekonomik güç yönünden birbirinden son derece farklı kişilerin kadına şiddet uyguladığı, şiddetin cinayet boyutuna vardığı zamanlar haberdar olunan bir ülke gerçekliği. Cinayet ve ağır işkenceye ulaşmadan sürüp giden pek çok şiddet türü basına yansımadığı için yok sayılmamalı.

Seçim beyannamelerinde kendini görebilmeli her evdeki, her kadın. “Kredi kartını iptal ederim, annene gidemezsin, burası benim evim senin akrabalarını eve alamazsın, çalışmana izin vermiyorum (kanunen izin yetkisi olmadığı halde), akşama kadar ne iş yapıyorsun, sustur şu çocuğu, şuraya gidemezsin, şu saatten sonrasına kalamazsın” gibi en basit örnekleriyle sözlü, psikolojik ve ekonomik şiddetin yaşanmadığı ev yok gibiyken kapıları çalıp oy isteyenlerin bu gerçeği politikasına yansıtması ve kadının güçlenmesi önündeki engelleri kaldırmaya yönelmesi gerekir ilkin. Sağlık hizmetlerine erişim hakkı açısından kadının önüne çıkarılan ve gerek fiziksel koşullardan gerekse toplumsal zihniyetin çarpıklığından kaynaklanan engeller de ayrı bir şiddet türü olarak görülmeli. Evde doğum yapmaya zorlanması, otuz altı saat sancı çektiği halde doktorların ve ailesinin sezaryene izin vermemesi de kadın bedeni üzerinde uygulanan farklı şiddetlerden.

Kadın hakları alanında çalışanlar değil sadece, sadece feministler değil, oy istedikleri her kadın bu şiddet biçimlerinden en az birini en az bir kere her kadının yaşadığını biliyor. Bir kısmı ilme’l- yakîn, kısm-ı âzâmı ayne’l- yakîn biliyor bunları. Siyasetin bu bilgiye göz yumma hakkı yok. Bir de cinsel şiddet var siyaset tarafından faili meçhul muamelesi gören. İçimizden biri olduğu gerçeğini inkar edebilmek için sapık demeyi seçtikleri cinsel suç faillerini görmezden, bilmezden gelmeyi bırakmalı siyaset. Devasa ekonomik sorunlar, küresel güç oyunları ve silahlanma yarışı, göçler, siyasal şiddet, çatışma ve savaşlar, vergi adaletsizliği, yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar, hak ihlalleri gibi akla gelebilecek tüm toplumsal ve siyasal sorunların her birinin kadınları da erkeklerle aynı ölçüde etkilemesi bir gerçek. Tüm bu sorunlar kadınları da erkekler kadar etkilerken üstüne bir de cinsiyet ayrımcılığı ve eril şiddet yaşıyor kadınlar. Hal böyleyken kadın hakları, kadın eşitlik mücadelesi ve erkek şiddetini tali mesele gibi gören siyasi aklın günümüz dünyasına vereceği bir şey kalmamıştır. Politik akla kadın aklı dahil olmalı ve sadece erkek bakışıyla şekillenen şu yalan dünya yarım akıllı olmaktan çıkmalı artık.

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8