Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr


6.6.2018 - Bu Yazı 357 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhur İttifakının doğrudan iktidardan gelmiyormuş gibi gösterilen seçim kampanyaları üç koldan ilerliyor. Birincisi, Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı tarafından Yeni Akit gazetesindeki köşesinde yazılıp aynı gün yayından kaldırılan “Ben Fethullah Gülen Olsam” başlığıyla görüldü. İkincisi, en son Habertürk gazetesinde Nihal Bengisu Karaca’nın köşesinde boy gösterse de son zamanlarda yaygın biçimde farklı ağızlardan, yazılardan kamuoyuna pompalanan, yeni çözüm süreci umudu. Üçüncüsü, Devlet Bahçeli’den gelen af çağrısı oldu.

Bir kampanya var kampanyadan içre. Görülebildiği kadarıyla üç koldan yürüyor, bu bir nevi tesettürlüsü. Örtük, belirsiz, iktidardan gelmiyormuş gibi ama işte iktidarın zihninde, gönlünde olanmış gibi sunulanı. İlkin farklı kesimleri heyecanlandırıp beklentiye sokan talep yaratma operasyonuyla açıldı perde. Umudu Kaf dağının ardına yerleştirdiler. Sonra Maranki’nin ağzından, üstelik tehditkar biçimde Kaf dağının adı kondu: 24 Haziran.

Üç koldan birincisi, Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı tarafından Yeni Akit gazetesindeki köşesinde yazılıp aynı gün yayından kaldırılan “Ben Fethullah Gülen Olsam” başlığıyla görüldü. Tövbe ve affetme üzerine “cemaate” dönük. “Cemaatle” ilişkili ama 15 Temmuz’da doğrudan suça karışmamış mağdurlar için af umudu yaratıldı. Hukuku çiğneyen, hakları ihlal eden iktidar, suçun şahsiliği prensibinin yok edip kolektif cezalandırma yöntemini seçen iktidar, hatadan vazgeçmek için hukuku işletse elverir ama… Ama işte iktidarın keyfine tabi yargıyla ortaklaşa hukuk cinayetleri işlenilirken siyaseten kazanılmış olanlara şimdi bir de oy hesabı eklemek kârlı tabii. “Hak ihlallerini niye yapmıştın, şimdiye kadar niye düzeltmedin, elini tutan mı vardı ki seçim öncesi umut ticaretine başladın?” soruları kendisine yöneltilmez sanıyor iktidar. Seçmenin aklında oysa bu soruların hepsi.

İkincisi, en son Habertürk gazetesinde Nihal Bengisu Karaca’nın köşesinde boy gösterse de son zamanlarda yaygın biçimde farklı ağızlardan, yazılardan kamuoyuna pompalanan, yeni çözüm süreci umudu. Kürtlere dönükmüş gibi görülse de aslında tabanında barış umudu besleyenlere göz kırpılan… Parti yöneticileri, önde gelenleri İngiltere’ye gider, medya mensupları, akiller, yandaş STK temsilcileri farklı zaman ve mekanlarda çatışma çözümü işinde uzmanlaştığına inanılan bu kurumun düzenlediği organizasyonlara katılır sürekli. Ve sırf gerekli görüldüğü zaman haberleştirilir, kamuoyuna duyurulur ve yeni bir çözüm süreci bir toplumsal barış ihtimali yerleştirilir zihinlere. Gerçi halk, barışı zaten istiyor, beklenti bu yönde ama sorun iktidarın bu barış umudunu sömürmesi. Nitekim Diyarbakır mitingine katılan AKP’li halk, partililer, barış istediğini söylerken kürsüde Erdoğan, “Kürt sorunu yoktur” demekle inkar politikasına geri döndüğünü bir kere daha açıkladı. Yerel dinamiklerle inkar politikasının kıskacında şimdiye kadar Erdoğan’a oy vermiş Kürtler. Kıskacındaydı, şimdi artık alternatifler var.

Üçüncüsü, Devlet Bahçeli’den gelen af çağrısı oldu. Öyle süslü laflarla, algı yaratma yöntemleriyle başı hoş olmayan Bahçeli bodoslama daldı konuya. Kime, kimlere af istediğini de sakınmasız söyledi zaten. MHP seçim beyannamesine de yazıldı. Hırsızı, uğursuzu, çetecisi, şantajcısı, rüşvetçisi, uyuşturucu, insan, silah kaçakçısıyla gerçek kriminal tipleri kader kurbanı sayıp af istedi. E, AKP kendi tabanına göz kırparken MHP niye boş dursun. Bahçeli de kendi tabanına işaret çakmak için Çakıcı’yı öne sürdü. Israrını da sürdürüyor. Seçimden sonra eğer AKP ve Erdoğan kazanır ama kendisi özellikle ihtiyaca yetmez sandalye sayısında kalırsa, Cumhur İttifakının istenmeyen kamburuna dönüşeceğini bildiğinden bastırıyor. Ne koparsa kâr, hesabı. Bugünlerde af içeren bir KHK ile karşılaşmak pek mümkün bu nedenle.

Hepsinin de tarihi belirsiz olsa bile seçim sonrasına göndermelerle sunulması elbette tesadüf değil. Erdoğan’ın seçilmesi kadar AKP’nin meclis çoğunluğu kazanmasını temin adına seçim sonrasına bağlanıyor umutlar. Bu vaatleri “ucuz numaralar” olarak görüp ikna olmayanlar için de başka tedbirler girdi devreye. Maranki, Belgrat ormanlarından boşuna söz etmemiştir şüphesiz. Kim bilir kaç yaşındaki “şifacı”, ne işi olur başka türlü “ağaçların altına talim şeysi” gömmekten söz etsin? Hele ki 16 yıldır, algı operasyonlarında ustalaşmış iktidarın, medyası mümkün mü böyle yazıları izinsiz, icazetsiz yayınlasın? Cumhurbaşkanının sağlıklı gıda danışmanı –ki bu konu da başlı başına gıda terörü- canlı yayında tesadüfen talim sözü etsin, imkanı mı var?

Aydınlık gazetesinde bir af taslağından söz edilmesi de şaşırtmadı. Bile isteye yaratılan talebin arzına hazırlık. Kamuoyu yoklaması niyetine sızdırılmış, yazdırılmış olabilecek habere göre tacizciler de serbest bırakılacak. “Kadınlara ve çocuklara karşı işlenmiş suçlar hariç” demişti Bahçeli ama haber doğruysa sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel suç faillerine de af geliyor. Hem de muhtemelen seçimden önce. Zaten mahkum affı öyle kritik bir söz ki, boşuna ağza alınmaz. Hele seçim sath-ı mailinde söylenmişse kaçarı yok. Adaletin ve ahlakın “esfelis safilini”. Örtük kirli kampanya ve af meselesi kampanya dönemini hepten çirkinleştirdi. Bu terazi bu sıkleti çekmez düsturu misali seçmen, bunca çirkinliği hoş görmez.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8