Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın


20.6.2018 - Bu Yazı 187 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Millet İttifakı'nı oluşturan partilerin adayları, çekirdek ekiplerine ittifakı oluşturan partilere mensup isimleri dahil ederek kamuoyuna açıklamalı. Ki lider sultasından bıkmış, tek adam iktidarının getirdiği otoriterliğe alternatif arayan seçmen, cumhurbaşkanı adaylarının ekibinde, alanında uzman ve farklı kesimlerden isimlerin yer almasıyla, kamplaşma siyasetinin dışına çıkılacağına güvenebilsin.

“En büyük parti gri alandakiler” demişti, yaklaşık iki ay önce, Bekir Ağırdır. Bu tespit doğruysa, siyasi tercih yönünden sağlıklı bir toplum olduğumuz söylenebilir. Kör partizanlıkla kullanılan oyların değil, seçimin kaderini, partileri performans değerlendirmesine tabi tutan oyların belirleyeceğini gösterdiğinden. Siyasi partilerin gönlünü kazanabileceği bu geniş alan seçime giderken ülkedeki mevcut durum ile partilerin gelecek vizyonu ve ekiplerini tartarak karar veriyor demektir.

Baskın seçim tarihinin açıklandığı günden bu yana iktidarıyla, muhalefetiyle partilerin, partizan olmayan seçmeni kazanmak adına önemli mesafeler kaydettiğini söylemek zor. Çünkü kampanya sürecini yine kutuplaşma siyasetine kurban vermiş haldeyiz. Kutuplardan birinde yer almayan, almak istemeyen, iki kutuplu toplum cenderesinden sıyrılmak gereğine inanan seçmenin, değerlendirme yapmasını mümkün kılacak alanlar boş kaldı. Seçimin baskınlığı, kampanya sürecinin kısalığı, OHAL şartları, seçim yarışındaki adaletsizlik ve eşitsizlik gibi pek çok nedene bağlı olmakla birlikte, seçime katılmayı kabul ettikten sonra hiçbir parti bu mazeretlerin arkasına saklanamaz.

Geçmiş seçimlerin aksine AKP de yeni bir şey üretemedi bu kampanya sürecinde. Demokrasiye, hukuka aykırı biçimde ve yıllardır her iktidarın yaptığı gibi kamu gücünü kendi lehine rahatlıkla kullandığı halde, kendini tekrar etmekten bir adım öteye geçemedi. Terör kartıyla seçmenin güvenlik endişesini öncelemeyi, kazanmak için yeterli görüyor. Partizan seçmeni bağlı tutan bu tekrarlar ve provakatif kampanya yöntemleri, gri alandakilerin en çok sorguladıklarından elbette. Ve arife günü Sincar’ın bombalanması da AKP dindarlığınca partide kenetlenmeye hizmet edecek gibi görülüyor olmalı. Ancak partizan olmayan dindarların zihnindeki soru işaretlerini arttırdığı kesin.

Evet iktidar kanadı 1 Kasım öncesi atmosferin yarattığı oy potansiyelini yeniden yakalamak umudunda. Suruç olaylarında takınılan tavır bunun ispatı gibi. İktidarın söylemi ve iktidar medyasının olayları haberleştirme biçimi, yargının ise babası ve iki kardeşi olaylarda hayatını kaybetmiş yaralıyı tutuklaması, hakikat adına vahim tablo yaratırken AKP seçmenini de düşündürmeli normal şartlar altında. Aday adayı Hüseyin Şeyhanlıoğlu’na ait sözler olarak sosyal medyaya yansıyan ve dört kişinin hayatını kaybettiği Suruç olayını, Roboski’ye benzeten açıklama kıymetliydi bu açıdan: “Tefeci zalimlerin pisliğini temizlemek AK Parti’ye yakışmaz ve mutlaka suçlular cezalandırılmalılar… Olay seçimden önce aydınlatılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır… Bu olay Şanlıurfa’da ciddi infiale ve oy kaybına yol açacaktır.” Partisine inanmış samimi bir kişinin uyarıları olarak yorumlanan bu sözler yazık ki sonradan inkar edildi. İktidarın eleştiriye tahammülü yok. HDP’li olduğunu söyleyen Şenyaşar ailesinin sözlerinin, “biz PKK’liyiz dediler” şeklinde çarpıtılmasını da normal görecek halde.

Hem körleşme hem yaratıcılığın eksilmesi söz konusu Cumhur İttifakı’nda. Öylesine bir yoksunluk ki bu son günlerde Hakan Albayrak’ın 7 Haziran seçimleri döneminde yani üç yıl önce, iktidarı destekleyen yazısını yeniden dolaşıma sokacak propaganda acziyeti hakim iktidara. Hakan Albayrak durumdan rahatsızlığını da not olarak beyan ettiği son yazısıyla aynı zamanda sorunun nedenlerini de tespit etmiş.

“AK Parti bu noktaya nasıl geldi? Herhalde, Erdoğan’ın 14 Ağustos 2001’de (AK Parti’nin kurulduğu gün) söylediği şu sözdeki ‘tılsım’ı kaybederek geldi: “Bugün Türk siyaset hayatına lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, tekelci bir anlayışa dayanan liderlik anlayışının yerine kolektif aklın temsilcisi olan bir anlayışın yerleştiği gün olarak geçecek.”

AKP kendi içindeki farklı yorumları duymaya tahammül edemez hale gelmeden çok önce tabandan gelen eleştirileri düşmanlıkla ve giderek dışarıdan gelenleri de vatan hainliğiyle itham ettiğinde kaybetmişti aslında o tılsımı. Tüm bunlar o gri alanı kazanabilmek için muhalefetin eline muazzam güç verecek zaaflar. Ancak kampanya sürecinde muhalefetin bu gücü kullandığı söylenemez. Erdoğan’ın kutuplaştırıcı kampanya söylemine teslim olup laf yarışına girmek yerine sistem eleştirisi gerekirdi bunun için. Sistem eleştirisi ve kutuplaşmış siyasete alternatif sunan Millet İttifakı’nın ilkeleri layıkıyla anlatılabilirdi seçmene. Gri alanda kalan seçmen nezdinde Millet İttifakı, demokratik ölçütlerle bir araya gelen farklı partilerden oluştuğu için avantajlı. Kağıt üzerindeki ilkeleri hayata geçireceklerine dair güven sunmaları şartıyla tabii.

Tek adam yerine çoğulculuk dile getirilirken halka çoğulculuğun nasıl sağlanacağı da gösterilmeli.

Örneğin cumhurbaşkanı yardımcıları, adaylar tarafından seçimden önce ilan edilip halka tanıtılmalı. Daha önce de yazmıştım ama gerçekleşmediği için tekrarda fayda gördüğümden bir kere daha yazayım. Seçimi tek başına adayların kazanmaya çalışmasından çok daha demokratik bir görüntü sunar yardımcıların güven telkin etmesi. Yardımcılar dışında da kilit mevkilerde sorumluluk alacak kişilerden oluşan bir ekip halinde çıkılmalıydı seçmenin karşısına. Mitinglerde tanıtılmalı ve halkla, basınla muhatap olmalarını sağlamak gerekirdi. Sadece dört gün kalmış olmasına rağmen hâlâ yapılabilir ve yapılmalı da.

Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin adayları, çekirdek ekiplerine ittifakı oluşturan partilere mensup isimleri dahil ederek kamuoyuna açıklamalı. Ki lider sultasından bıkmış, tek adam iktidarının getirdiği otoriterliğe alternatif arayan seçmen, cumhurbaşkanı adaylarının ekibinde, alanında uzman ve farklı kesimlerden isimlerin yer almasıyla, kamplaşma siyasetinin dışına çıkılacağına güvenebilsin. Muharrem İnce’nin ekibinde İYİ parti ve Saadet Partisi’nden isimler görmek, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun ekibinde CHP’den isimler görmek iyi gelirdi seçmene. Ekonomi, içişleri, dış politika, eğitim gibi belli başlı alanlarda seçim sonrası kurulacak hükümette kimlerin yer alacağına dair seçmene fikir vermek muhalefetin kampanyasını güçlendirirdi. Cumhur İttifakı’nın karşısında hayli fark yaratılmış olurdu. Hâlâ da mümkün bu…

En iyi çalışan parti tüm engellere rağmen HDP ve barajı bir kere daha yıkıp geçecek gibi.. Fakat Millet İttifakı hâlâ dağınık, ev ödevini hâlâ tamamlamadı. Seçime sadece dört gün kalmışken bile yapılabilir bu yenilikler ve yapılmalı da. Siyasette bir gün çok uzun bir süre madem, öyleyse verimli kullanılmalı bu çok uzun süre.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8