Kadınların sandık motivasyonu


23.6.2018 - Bu Yazı 370 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçim sonuçlarının değiştirmeyeceği temel gerçeklerden biri şu: Kadın aklının eşit oranda dahil olmadığı politik akıl zayıf, güçsüz ve yarım kalmaya mahkum. Bin yıllık tarihi şahsiyetlere öykünmekle kadının eşitlik mücadelesini kavramak mümkün değil; toplumun bütününe ait kıymetleri değerlendirecek kuşatıcılığa ulaşmakla yarına yön verilebilir.

Gerilimli, çatışmalı ve maalesef ölümlü, yaralanmalı kampanya sürecinin sonunda adeta “nihayet” dedirten seçim günü kapıya dayandı. Kampanya sürecinin, seçim bildirgelerinin, vaatlerin ve polemiklerin ve tabii ki iktidarın, geçmişten farklı olarak hayli güçlü bir silaha dönüştürdüğü seçim ekonomisinin, seçmen tercihini belirlemedeki etkisi görülecek iki gün sonra.

Mitinglerin kalabalığı, coşkusu ne kadar ölçü sayılır onu da görmek mümkün olacak. Sabahtan akşama mahalle aralarında gürültü kirliliği boyutunda dolaşan araçlardan yükselen şarkılarıyla, türküleriyle seçim müziklerinin, sinir zıplatmaktan öte faydası olup olmadığı da görülür, iki gün sonra. Şu her an her kanalda karşımıza çıkan reklam filmlerinin seçmen tercinini dönüştürücü etkisi olup olmadığı da. Özellikle AKP’nin son reklam filmi, devasa bütçelerle, tarihin sarf malzemesine dönüştürülüp tüketilmesi, bir de masal motifi Zümrüdü Anka kuşu eklenerek tarihin masalsı yeniden tasarımını açıkça itiraf niteliğinde. Sadece Erdoğan’ın seslendirmesine dayandığından tek adam rejimini vurguladığı aşikar bu algı operasyonu, insanları, geçmişten ikraha mı yoksa hayal dünyasına mı sürüklemiş, anlaşılır.

 

.

Tarihin tüketilmesi, sandığı nasıl şekillendirirse şekillendirsin değişmeyen sorunlar da ortada. Kadın eşitlik mücadelesi bunlardan birisi. Kürtlerin haklı talepleri de bir diğeri. Demokratikleşme bunlardan bir başkası. Eşitlikçi, özgürlükçü anayasa ihtiyacı bir diğer kalıcı sorun. Giderek merkezi otoritenin değil yerel yönetimlerin güçlenmesi ihtiyacı da öyle. Kim kazanırsa kazansın buharlaşmayıp bugün olduğu gibi yarının gündemini de oluşturacak bu temel sorun öbekleri. Kampanya süreci asırlık sorunlara cevap üretmek şurada dursun geçenin on, geçmeyenin beş akçe ücret ödediği Deli Dumrul köprülerini aşamadı bile.
Kaset skandallarını ve faillerini de hatırlatan küfürlü ses kayıtlarıyla, ‘halden anlayıp’ zamanında işleme konulmadığı halde şimdi gündeme taşınan taciz fezlekesiyle, vıcık vıcık sakıza dönüştürülen başörtüsüyle kadını nesneleştiren erkek siyaseti, gündeme hakim oldu. Ancak siyasetin öznesi olan kadın hareketi de bilinçli şekilde kampanya sürecinde kendi sözünü dillendirmenin yöntemlerini her zamanki gibi buldu. Mesela Kadın Koalisyonu “2018 Milletvekili Seçimleri-Kadın Adayların Durumu” başlığıyla yayınlanan analizde beş adaydan sadece birinin kadın olduğunu, çarpıcı tablolarla ortaya koymuştu.

“24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak milletvekili seçimlerinde 87 seçim çevresinde 68’i bağımsız olmak üzere toplam 4 bin 851 kişi milletvekili aday listelerinde yer aldı. Kadın adayların sayısı 11’i bağımsız olmak üzere toplam 998 oldu. Bağımsız adayların dışında siyasi partiler tarafından gösterilen 4 bin 783 adayın sadece yüzde 20,4’ünü kadın adaylar oluşturdu.” Sayıların tam olarak söylemediği seçilebilirlik konusunu ise listelerdeki sıralamayla görebilmek için ben de yazmıştım. Farklı mecralarda pek çok kadın ve kadın örgütü de dile getirmişti. Aşağıdaki tabloyla Kadın Koalisyonu, seçilebilirlik açısından önem arz eden ilk üç sırada partilerin, kadınlara verdiği yeri açıkça gösteriyor.

Sayısal veriler ve sıralar, seçimi kazanan cumhurbaşkanı adayı ve meclis çoğunluğunu elde eden ittifak hangisi olursa olsun, kadın gündeminin değişmeyeceğini ortaya koyuyor. Ancak demokratikleşmeyle doğrudan ilişkili olan kadın eşitlik mücadelesinin siyaset alanında güçlü bir şekilde söz sahibi olması ve taleplerin gerçekleştirilebilirliği açısından elbette fark olacaktır. Yani seçim sonucu, eşitlik mücadelesinin etkinliği açısından önemli yoksa mücadele baki. Kadın bakanlığı isteyen, kadın karşıtlığına “yettiniz artık” diyen ve sandık güvenliğini önemseyen kadınların, mücadeleyi sadece birazcık daha uygun koşullarda sürdüreceği, seçim sonuçlarını almak için sandığa gideceği ve sandığa sahip çıkacağı aşikar.

Bakanlıktan kadın kelimesini çıkarılması yetmezmiş gibi şimdi çalışma bakanlığı ile birleştirileceği vaat(!) edilirken diğer yandaki kadın bakanlığı vaadinin gerçekleşmesi için çalışılması elbette makul olandır. Ya da eşitliği kurmaya en yakın olan partiye yönelinmesi… Hele demokrasi ve temsil adaleti adına barajı yıkma gerekliliğiyle birleştiğinde… Zaten AKP iktidarının ve cumhurbaşkanının kadın tercihlerini önemsediği de söylenemez. Bakanlıklar birleştiğinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde pek işlevsiz kalsa da Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün akıbeti meçhul.

Ve seçime iki gün kala (Cuma günü) bir TV kanalına konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün sözleri mevcut iktidarın, kadın haklarını değil eril tahakkümü koruma altına almak istediğini açıkça gösteriyor. Anlaşılıyor ki iktidar, toplumun yarısını oluşturan kadınların güçlenmesi yerine kendilerine “nafaka mağduru” diyen geçimsiz yaygaracıların kesesini önemsiyor. Tarih boyunca kadını şeytanileştiren söylemleri günümüze taşıyarak, haklarını savunan kadınları ve feministleri şeytanileştirmeyi seçiyor. Kadın eşitlik mücadelesinin dinin de gereği olduğunu idrak edemeden din adına kadını ikincilleştirmek için vahyi ve sünneti çarpıtanlara boyun eğmeyi seçmiş durumda. Son iki yüz yıldır, dünyayı alabildiğine dönüştürmüş olan kadınların haklı mücadelesi, sel gibi akıp gelirken kimi tarikat ve cemaatlere tutunarak ayakta kalabileceğini zanneden partiler, ola ki seçim kazansa bile ülkenin yarınına herhangi bir şey katamaz. Seçim sonuçlarının değiştirmeyeceği temel gerçeklerden biri şu ki: Kadın aklının eşit oranda dahil olmadığı politik akıl zayıf, güçsüz ve yarım kalmaya mahkum. Bin yıllık tarihi şahsiyetlere öykünmekle kadının eşitlik mücadelesini kavramak mümkün değil; toplumun bütününe ait kıymetleri değerlendirecek kuşatıcılığa ulaşmakla yarına yön verilebilir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8