Yazar onur için değilse ne için yazar?


7.7.2018 - Bu Yazı 341 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kimi kadınlar, kız çocuklarını kullanarak masum erkeklere iftira atıyorlarmış. Neymiş efendim taciz ve tecavüz bir arada aynı şeymiş gibi cinsel istismar adı altında kullanılıyormuş. Bu büyük bir hataymış zira taciz gibi algılanan yapanın muradı başka olan “hafif bir dokunma” da olabilirmiş. Hay dilini eşek arısı soksun.

Çarpıcı ifadelerle adından söz ettiren yazarların kitapları, yazıları çok okunur malum. Bir bakıma yazarlık denilen şey sadece yazma eylemini ifade etmez. Yazdıklarının yayınlanması da insanı yazar yapmaya yetmez. Yazdığınızda değil yazdıklarınız okunduğunda yazar olursunuz. Ve bu açıdan bakıldığında şaşılası değil akılda kalıcı olmak adına aykırı sözlerle tanınmak. Peki ya o aykırı sözler, insan onuruna saldırı niteliğindeyse veya onur kırıcı suçları hastalık ya da masum eylem gibi görüp gösteriyorsa?

Cinsel suçlar, onur kırıcı saldırılar. Saldırgan, karşısındakinin bedenine hükmetme gücüne sahip olduğunu ispat için işler o suçu. Suç işlediğini kabul etmez ama. Hükmetme hakkı olduğunu düşünür. Bir kadına, bir kız ya da oğlan çocuğuna, dört ayaklı bir cana ve fırsatını bulur, denk getirirse bir hem cinsine, yetişkin bir erkeğe de yöneltir saldırısını. İktidar suç değil ya hani. Herkes karşısındaki üzerinde iktidar kurma yarışında ya hani. Taciz, tecavüz failleri de kendi iktidarlarını aynı adla anılan cinsel güç yoluyla kurmayı seçenler. Sapık ya da hasta değil. Cinsel saldırıdan sonra öldürenler de karşısındaki canlının bedenine olduğu gibi hayatına da hükmetmeyi deneyenler. Bir nevi tanrı kompleksiyle, yaratarak değilse de yaşamı yöneterek ve son vererek.

Cinsel saldırı kurbanlarının onurlarının çiğnenmesi, bedenlerinin örselenmesi, özgüveninin kırılması zorlaştırır bu şiddet türüyle mücadeleyi. Çoğunluk konuşamaz hele çocuksa. Yetişkinler de pek azı hariç konuşabilecek duruma geldiklerinde zaman geçmiş, şikayet hakkını kaybetmiş olur. Cinsel suçla mücadelede ilk ve en gerekli şart bu neden zaman aşımının kaldırılması. Bir de taciz ve tecavüzün insan onuruna indirdiği darbenin anlaşılması gerekli. Ve ancak sanatla, tiyatro, sinema ve edebiyatla ulaşılabilecek bir empati becerisi sağlar bunu. Dolayısıyla yazarın, cinsel suçlar hakkında yazacağı zaman insan onurunu öncelemesi beklenir. Bence beklenmelidir ama hayat öyle değil. Saldırgan tarafından bakıp yazan saldırganın yanında duran çok. Hadi bu da bir yöntem olsun diyelim bari eylemi suç olarak tanımlamaktan kaçınmayın, bu kadarını beklemeye hakkımız var. Her yazar insan onuruna bu kadarını borçlu.

YAZAR HASTA DESE DE ‘O’ SUÇLU!

Bazıları sussa hayat biraz daha kolaylaşacak. Örneğin Ahmet Ümit “cinsel ilişkiden korkan erkekler çocuk tacizcisi oluyor” demeseydi keşke. Taciz, tecavüz cinsellik değil, suç… Ama çok satan, çok okunan ünlü polisiye yazarı, çocuk istismarı uzmanı kesilmiş. “Adam hasta” diyor. Bu cümlelerle tanıtılan yeni kitabında çocuk istismarının nasıl işlendiğini düşünmek bile ürkütücü. Gerçi roman belki söyleşiden daha doğru yaklaşmış olabilir konuya. Bu da bir ihtimal. Bir ihtimal çünkü okunurluğu arttırmak için sansasyonel cümlelerle tanıtım sık rastlanan durumlardan. Şimdi el mahkum okuyup görmek isteyeceğim cinsel istismarın romanda ele alınış biçimini. Şüphesiz başkaları da… Fakat henüz okumadığım bu romanda çocuk istismarı gibi ağır bir konu gerçekten tam da olması gerektiği gibi doğru yerden yaklaşılarak okura sunulmuş olsa bile tanıtım söyleşisi kadar etkili olmayacak. Zira söyleşi televizyon programıydı. Okumak değil izlemek yaygın davranış ve bu söyleşide seçilen kelimeler, toplumdaki yanlış yargıları pekiştirdi. Söyleşi Perşembe yayınlandı ve Cuma (bugün belki bu yazı biterken) kimyasal hadım düzenlemesini de içereceği tahmin edilen son KHK yayınlanacak. İktidar, tıbbi tedavi adıyla sunulan eski yönetmelik iptal edildiği için yeni bir düzenleme yaparken nasıl tanımladı, henüz bilmesek de yazar, “adam hasta” dedi. Ayıkla pirincin taşını.

SUSSA KEŞKE DEDİRTEN BİR BAŞKA YAZAR

Kadın yazar, kadın ressam, kadın mimar, kadın danışman… Sıkça kullanılan sözler. Sıkça yapılan yanlışlar. Kimileri böylesi yaygın hatalara yanılıp galat-ı meşru (doğru hata) dese de aslı galat-ı meşhur yani yaygın hata. Böyle kullanımlar yanlış çünkü cinsiyet ayrımcılığı yapılmış oluyor. Uzmanlık alanı veya görev ünvanı önüne cinsiyet tanımlaması getirilince yapılan iş kesinlikle cinsiyet ayrımcılığı. Hele bir de adet olduğu üzere başörtülü kadın yazar tanımlamasıyla söylenen, yapılan ve yaşatılan ayrımcılığın çifte kavrulmuşu.

Bu girizgahtan anlaşıldığı gibi “sussa keşke” dedirten diğer yazarımız bir kadın. Ve bu kadın aynı zamanda başörtülü ama kadın olmasının da başörtülü olmasının da hiç önemi yok. Yazarımız son günlerin modasına uyarak Cumhurbaşkanına mektup yayınlamış. Bunun ne önemi var derseniz gerçekten bunun da hiçbir önemi yok. Önemli olan yanı bu uzun ve kadın haklarını dinamitleyen erkek savunusunda, cinsel istismarın hafifsenmesi. ( http://www.cocukaile.net/cumhurbaskanina-acik-mektup/ ) İstismar iddialarını iftira olarak nitelemesi önemli olan.

Kimi kadınlar, kız çocuklarını kullanarak masum erkeklere iftira atıyorlarmış. Neymiş efendim taciz ve tecavüz bir arada aynı şeymiş gibi cinsel istismar adı altında kullanılıyormuş. Bu büyük bir hataymış zira taciz gibi algılanan yapanın muradı başka olan “hafif bir dokunma” da olabilirmiş. Hay dilini eşek arısı soksun. Cinsel suçları bu kadar basitleştirip hafifsemek ancak tacizcilerin savunmalarında duyulur. Ve bahsettiği yetişkin kadınlara yönelik cinsel suçlar değil. Çocuklara yönelik cinsel saldırılardan söz ediyor. Çocukları ve annelerini, taciz iftirasıyla saygın erkekleri ailelerinden koparmakla, hapse düşürmekle suçluyor. Kanunun değişmesini istiyor. Yazık, çok yazık çocuk tacize uğramışsa ispat etmeliymiş.  İspat edemiyorsa iftiracıymış. Bu akla göre cinsel saldırıda ölmeyip hayatta kalan suçlu.

Çıkacak son KHK sadece OHAL şartlarını fiilen sürdürme ihtimaliyle değil aynı zamanda bu yazarın açık mektubunda dile getirip adına adalet dediği taleplere yer verme ihtimaliyle de ürkütüyor. Zira bu ve benzeri yazılarında kadın karşıtlığıyla meşhur yazarımız Sema Maraşlı aynı zamanda AKP çevrelerinde pek makbul kişilerden.

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8