Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları


28.7.2018 - Bu Yazı 351 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidar, gerçekten laik hukuk düzenini uygulamaya niyetli mi yoksa ulusalcı İslam’ı her an çıkarılabilir yeni bir gömlek olarak mı giyiyor, sorusunun cevabını bugünden kestirmek çok zor. Yerli ve milli furyasında dini de “dış güçlerin” etki alanından kurtarıp, tıpkı Diyanet gibi doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı inanç sistemine dönüştürme arzusu da olabilir.

Din kisvesiyle faaliyet gösteren tüm yapıların laik devlete biatı aşamasında olduğumuza dair kanaatimi belirtmiştim bir önceki yazımda. Dini grupların laik devlet niteliğini tümüyle kabullenmesi aslında temel toplumsal ihtiyaçlarımızdan biri ve bu iyi bir gelişme olurdu. Eğer düşünsel performanslar yaşanarak ulaşılmış bir aşama olsaydı. Farklı dinlerin, mezheplerin, farklı dini yorum ve pratiklerin kendi özgür alanlarında serbestçe varlığını ve gelişmesini sürdürmesinin teminatı olarak görüp, kabullenselerdi, önemli bir toplumsal sorunu aşmış sayabilirdik kendimizi. Ancak şu anda tarikat ve cemaatler, laik hukuk düzenini kendi varlıklarının da teminatı olarak görme aşamasından çok uzak. Şu an sadece klasik zorba devlet anlayışının “başlıya baş eğdirip, dizliye diz kırdırma” refleksiyle karşı karşıya toplum. Özgürlükler alanının genişletilmesiyle, ayrımcılık suçuna ve nefret söylemine karşı hukuk yardımıyla etkin bariyer oluşturulduğunda aşılabilecek sorunları tersine özgürlükleri baskılayarak metazori teslimiyetle yok edeceğini sanan bir iktidar eliyle yapılacak düzenlemeler, sorunu büyütecek.

YENİ GÖMLEK ULUSALCI İSLAM

İktidar, gerçekten laik hukuk düzenini uygulamaya niyetli mi yoksa ulusalcı İslam’ı her an çıkarılabilir yeni bir gömlek olarak mı giyiyor, sorusunun cevabını bugünden kestirmek çok zor. Yerli ve milli furyasında dini de “dış güçlerin” etki alanından kurtarıp, tıpkı Diyanet gibi doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı inanç sistemine dönüştürme arzusu da olabilir. Evrensel inanç ve ibadet hürriyeti kriterlerinin hayata geçirilmesi arzusu da olabilir. Hangi yöne evrileceği konusunda, kadın haklarına ilişkin tüm gelişmeler turnusol kağıdı işlevi görecek.

Adnan Oktar çetesinin, çokça maşallahlı, dayatılmış estetik anlayışına uydurulup cinsel objeye dönüştürülen kadınları, diğer İslami gruplardan öz itibariyle hiç farklı değil. Kendisini ehl-i sünnet olarak tanımlayan dini yapıların çoğu da aynı şekilde kadınları seks objesi olarak görüyor. Tek fark, birinin görselleştirerek yaptığını, diğerlerinin kadını, her anlamda görünmez kılarak yapması. Nurettin Yıldız’ın söylediklerini Adnan Oktar’ın yapıyor. Nitekim bugün bu çete yeni icat olmuş hiç bilmiyorlarmış gibi suçlayıcı konuşan cemaat önderleri, yıllardır kendi kanalında yayınladığı görüntüler için Adnan Oktar’ı eleştirirken(!) kahvehane muhabbetiyle geyik çevirir gibi gevrek gevrek gülerek “hepsi niye sarışın, arada bir de esmer olsa” dedikleri bilinir. Ataerkinin hizmetine sundukları din anlayışı, cemaat önderlerinin kadını, erkek için yaratılmış zevk nesnesi saymasına ve erkeklik algısını da cinsel hazza indirgemesine yol açtı. Şimdi aklıma takılan soru şu: Meclisin ünlü Boşanma Komisyonu’nun raporunu şekillendiren bu grupların görüşleri hala iktidarın kadın politikalarına egemen olacak mı?

Diğer yandan Fethullahçı çete de kadın karşıtıydı. Kadınların ev sohbetleri ve “ablaların” himmetiyle güç devşirirken onlarca yıldır, kadın haklarını reddeder, “insani sorunlara cinsiyet temelli yaklaşmıyoruz” derlerdi. Eşitsizliği sürdürmenin en kestirme yolu olarak güçlünün lehine işleyen “hayali eşitlik söylemi” hakimdi dillerine. Şimdi, İktidar çevrelerinin lidere en yakın halkadan başlayarak gelmiş geçmiş bakanların çoğunun da dilinden duyduğumuz bir ifadeyi hatırlayalım. Partili kadınların sıkça kullanıp, kibar kibar telaffuz ettikleri “şiddet sorununa cinsiyet temelli yaklaşmıyoruz” ifadesini herkes hatırlar sanırım. Fethullahçı çetenin yaklaşımıyla bu sözler arasındaki benzerlik artık görülecek mi? Cinsiyet eşitliğini ret eden kadın karşıtı politikalar, sürdürülecek mi? Yoksa insanlığın da İslam’ın da evrensel hukuk ölçütlerinin de gerektirdiği biçimde eşitlik hayata geçirilecek mi? Cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlanması için kadın kazanımları korunup güçlendirilecek mi? Eğer biat edermiş gibi yapacak olan tarikat ve cemaatlerden farklı olarak iktidar, gerçekten bu ülkede din kisvesiyle suç işlenmesini önlemek istiyorsa işe, kadın karşıtlığını durdurmakla başlamalı.

NAFAKA KARŞITLIĞI DA DİN İSTİSMARI

Evlilik ve boşanmada usuller gibi haklar ve sorumluluklar da temel prensipleri Kur’an’da verilerek örfe, adet ve geleneklere bırakılmıştır. Evlilikte kocanın yükümlülüğü ve kadınların hakları konusunda Arap kültür coğrafyasında yaşanan ve çoğu tarihte, geçmişte kalmış usulleri dinin gereği gibi sunan bir algıyla bugün nafaka konusu işlenmeye çalışılıyor. Nafaka İslam’a uygun değil denilerek medeni kanunda yer alan kadın kazanımlarından biri daha yok edilmek isteniyor. İddet müddetiyle ifade edilen zorunlu bakma süresi dışında nafaka ödemenin dine aykırı olduğu yönündeki iddialar da tam anlamıyla din sömürüsü. Ataerkinin kadını güçlü kılan her uygulamayı tersine çevirmek için kullandığı, dini sömürü örneklerinden birisi.

Arap coğrafyasındaki hakim kültüre dayalı adetleri dinin gereği gibi sunanlara iktidarın artık fırsat vermemesi gerekiyor. Zira nafaka dine aykırı bir hüküm değil. Zira din evlilik ve boşanmada kadınlara verilecek hakların örfe göre tayin edilmesini ön görür. Bugün medeni kanun bizim örfümüz ve medeni kanunun tanıdığı haklardan eski Arap kültürü gerekçe gösterilerek geri gidiş kabul edilemez. Zaten tıpkı nikah gibi boşanma usulleri de ataerkil erkeğin azgın zorbalığını dizginleme aracı olarak girmiştir hem İslam hukukuna hem medeni kanuna. Boşanmaların kolay olduğu ortamda erkek, ayrıldığı kadına karşı mali sorumluluk üstlenmediği takdirde, ataerkil zihniyetteki erkekleri sınırlayacak başa bir güç yok. Boşanmış Aileler ve Nafaka Mağdurları gibi gruplardaki ikinci eş olan kadınlar, kendilerinden önceki boşanmış kadına ödenen nafakanın kaldırılmasını isterken aslında kendi aleyhlerine bir talep olduğunu görmüyorlar. Erkeklerin cüzdanını savunurken kendi haklarını baltalıyorlar. İkinci defa boşanıp üçüncü defa evlenmesini ve her seferinde çocukları, kadına bırakarak, babalık sorumluluğundan sıyrılmasını önleyecek mekanizmalardan biri nafaka hakkın.

Ekonomik eşitsizlikle baş etme yollarından biri olan nafaka, kadını güçlendiriyor. Nafaka hakkı istemediği evliliğe mahkum yaşamayı önlemek bakımından kadının boşanma hakkını kullanabilmesinin teminatı aynı zamanda. İktidar uzun zamandır yürütülen kampanyalarla dini görüşlerin çarpıtılarak, İslam’ı, ataerkiye araç kılan nafaka karşıtlığını destekleyecek mi engelleyecek mi? İktidarın samimiyetini test edecek en yakın örnek olay sanırım seçimden önce adalet bakanlığınca hazırlandığı söylenen, nafaka hakkıyla ilişkili taslak metnin akıbeti olacak. Ama elbette kadın karşıtlığına karşı alınacak pozisyon yerli ve milli din politikalarının düşünsel derinlikten yoksunluğuyla yaşanacak toplumsal sorunları da engellemeyecek.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8